2018/02: Yahşibey Tasarım Çalışmaları 10. yıl sergisi / Yahşibey 31 / ESTV / StudioX

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

27173421_2313489608877543_6521312306433610663_o

Yahşibey Tasarım Çalışmaları 31

Yahşibey Tasarım Çalışmaları 10. yıl sergisi

Emre Senan ve Prof. Ayşegül İzer tarafından kurulmuş olan Emre Senan Tasarım Vakfı (ESTV) bu sergiyle geçirdiği 10 yılın hesabını kamuya veriyor. Sergide 10 yıl boyunca yapılan 40 tasarım çalışmasının sonuçları, katılan tasarımcılar, yaşananlar, edinilen eğitim deneyimleri izleyicilere aktarılacak.

Her yaz İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Yahşibey Köyü’nde, mimar Nevzat Sayın’ın tasarladığı proje evinde çalışan ESTV, bugüne kadar 15’er günlük 40 tasarım çalışması gerçekleştirdi. Tasarım çalışmalarına 10 yıl boyunca 60’ın üzerinde proje lideri, 450’nin üzerinde öğrenci katıldı. Katılımcıların yarısından fazlası yurtdışından geldi. Katılımcıların hiçbir ücret ödemediği projede bugüne kadar 600 iş günü çalışıldı. Çalışma sonuçlarını öncelikle her dönemin sonunda köy halkına sunan ESTV, ayrıca iki dilli sunumlarını kendi web sitesinde yahsiworkshops.com kamuya da açıyor, her 20 çalışmada bir, yeni bir kitapta sunumları topluyor. Sergi ile birlikte sunulacak 672 sayfalık vakfın 2.kitabı olan “İkinci 20 Kitabı”; 40. tasarım çalışması sırasında öğrencilerle birlikte tasarlandı, Mas Matbaa tarafından basıldı.

Sergi süresince, Yahşibey Tasarım Çalışmaları’nın ikinci 10 yılının tartışıldığı bir arama toplantısı ve tasarım eğitiminin geleceğinin tartışıldığı bir panel düzenlenecek. Sergi ziyaretçilerinin daha zengin bir sergi deneyimi için akıllı telefonlarında bir QR Code tarayıcısı bulundurmalarında fayda var.

 

yahşibey tasarım çalışmaları web sitesi

sergi bilgisi ve programlari / studioX 

sergi haberleri ve takibi için facebook sayfası

SERGİ

15 ŞUBAT 2018 19:00
23 MART 2018  18:00

 

yahsibey-tasarim-calismalari-10-yil-sergisi-10563967_2346_o

2018/02: Lüleburgaz Belediyesi Tosbağa dere Rekreasyon Alanı Fikir Projesi Yarışması / Jüri Üyeliği /kolokyum

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

 

_DSC9110

Lüleburgaz Belediyesi tarafından ilan edilen ve ocak ayında sonuçlanan Lüleburgaz Tosbağa Dere Rekreasyon Alanı Fikir Projesi Yarışması’nın Kolokyumu 3 Şubat saat 14:00’da Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisinde yapıldı. Asil Jüri üyeleri; H.Sinan Omacan, Boğaçhan Dündaralp, Hakan Evkaya, Murat Cemal Yalçıntan ve Yedek Jüri Üyeleri, Sevince Bayrak, Ümit Tarık Yaşar, Aslı Öğüt Erbil ve raportör Zeynep Tüfekçioğlu, Burcu Bağcı Uçar ve Emre Dülger’in katılımlarıyla yarışmaya dair bilgiler aktarıldı ve katılımcılardan gelen sorular cevaplandı. Eşdeğer ödüle layık görülen ekiplere sahnede Belediye Başkanı Emin Halebak tarafından teşekkürleri ve ödülleri sunuldu.

_DSC9121_DSC9188

dsc7467.jpg

jüri çalışmalarından…

Yarışma Haberi

Yarışma Şartnamesi

Ödüller ve raporlar

2017/12: Dr. (h.c) İbrahim Bodur Çanakkale Çocuk Bilim Merkezi imza töreni / proje sunumu /19.12.2017 Çanakkale

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

bilimmerkeziimza2017-4-30593

” Dr. (h.c) İbrahim Bodur Çanakkale Çocuk Bilim Merkezi için 19 Aralık 2017 Salı günü Parion Otel’de düzenlenen imza törenine Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Çanakkale Milletvekili Av. Muharrem Erkek, Kale Grubu Başkanı ve Dr. (h.c) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (KSV) Mütevelli Heyeti Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis Üyeleri, Birim Müdürleri, KSV yetkilileri ile davetliler katıldı.

Tören, projenin mimarı Boğaçhan Dündaralp’in Çocuk Bilim Merkezi projesi hakkında yaptığı bilgilendirmenin ardından  Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Kale Grubu Başkanı ve KSV Mütevelli Heyeti Başkanı Zeynep Bodur Okyay’ın konuşmaları ile devam etti.

Çanakkale Belediyesi ile Dr. (h.c) İbrahim Bodur Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı ortaklığında Eski Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikasının bulunduğu alana yapılacak olan Dr. (h.c) İbrahim Bodur Çanakkale Çocuk Bilim Merkezi için imzalar atıldı. ”

Haber için: 1, 2, 3, 4

bilimmerkeziimza2017-5-e4863

 

Alternatif Linkler: 1 , 2, 3

5a391b72eb10bb1c2c319c36

2017/12: Türkiye Mimarlığını Sorguluyor / kitap / YEM yayınevi

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

20180228_105845-e1519808594772.jpg

Türkiye mimarlığının mesleki ve akademik alanda önde gelen bu 12 ismi, “Neredeyiz? Yeni bir mimari praxis üretmek mümkün mü? Siyaset, mimarlık ve etik ilişkisi nasıl yürüyor? Bugünün tarihsel ve toplumsal koşulları içerisinde meslek ideolojimiz nedir? Türkiye’de imar nasıl düzelir? Her diploma sahibi mimar; her bina mimarlık ürünü müdür? Türkiye’de mimarlık yarışmaları imarın neresinde?” sorularına yanıt arıyor.

İktidar-mimar ilişkisi, siyasi erkin mimarlığa etkileri, plan değişikleri, 2B arazileri ve kentsel dönüşüm karşısında mimarın vicdani sorumlulukları, TOKİ uygulamaları, etik tartışmalarının nesnesi olmuş yarışmalar, mimarlık eğitiminin düzeyi, genç mimarların mesleğe atılma sürecinde yaşadıkları sorunlar, yukarıdaki temel sorulara aranan yanıtlar üzerinden irdeleniyor.

20180228_110058

Boğaçhan Dündaralp’in  metnini pdf olarak okumak için tıklayınız.

Türkiye, Mimarlığını Sorguluyor!

YEM Yayın – TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi
Yayına Hazırlayan: Can Şimşek
ISBN: 978-605-4793-06-8
1. Baskı
Kasım 2017
Türkçe
160 sayfa, renkli, kuşe kâğıt, karton kapak
14,5×20,5 cm

2017/12: Artifaktlar*, Detay ve Nöroplastisite** / Betonart 55 / Tema: Detay

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

KAPAK_55. SAYI

Artifaktlar*, Detay ve Nöroplastisite** 

“ Niyetim konuyu modern dünya, modern insan, teknolojiye bağımlı dönüşüm, kapitalizm ile beyin arasındaki biçimsel organizasyonların analizinden doğan tartışmalar ve buna bağımlı tasarım, detay okumaları gibi derinlik ve ölçek olarak boyumu aşan bir tartışma zeminine çekmek değil. Daha temelde duran ve temas edebildiğimiz gündelik pratikler, bazı ortaklıklar, örnekler üzerinde dolaşmak ve otomatiğe bağladığımız reflekslerimizden kaynaklanan çaresizlik duygumuzu da biraz sorgulamak… Detayın ise burada açık ve kapalı sistemler içinde ve arakesitinde reflekslerimizi ifşa eden bir rol üstlendiğini düşünüyorum.  Robert Pirsig, ‘niteliği’ öznenin nesneye bakışı olarak tarif etmişti.  Bu ifşayı  ( ‘detay’ konusuna bakışımızı)  sadece mimarlık alanı ile sınırlı tutmama isteğim; açmazlarımızın ardında yatan bakış ve yaklaşımların ardına bakma; bir davranış örüntüsü (‘pattern’i) keşfetme dürtüm ile belki açıklayabilirim.  “

Betonart 55 I Bogachan Dundaralp I artifaktlar, detay ve nöroplastisite

*Artifakt: 1. insan eliyle oluşturulmuş, yapay yapı veya görünüm, artefakt. 2. Fiziksel veya kimyasal olaylar sırasında meydana gelen ve doğal olmayan bir ürün. /TDK

**Nöroplastisite: Plastisite terimi yunancada “plaistikos” kelimesinden kaynaklanır ve biçimlendirmek, şekil vermek anlamına gelir. Nöroplastisite; merkezi sinir sisteminin çevresel değişimlere uyum gösterebilme yeteneğidir. Nöraplastisite beynin öğrenme, unutma ve hatırlama yeteneklerine işaret ederek, beyindeki nöronlar ve oluşturdukları sinapsların vücudun içinden ve dışından gelen uyaranlara bağlı olarak gösterdikleri yapısal ve işlevsel değişiklikleri kapsar.

“Yüzyılların biriktirdiği yapı bilgisini mimarlar artık kullanma ihtiyacı hissetmiyor. Endüstriyel olanın, sayısal olanın ve hesaplanabilir olanın sözde, sahte özgürlüğü içinde tasarlıyoruz. Sahte özgürlük diyorum çünkü özgün üretimler açısından bize fazlasıyla potansiyel ürettiği düşünülen bu ortam bize; içe kapanan ve birbiriyle ilintisi olmayan; ortak bilgi kaynağından beslenmeyen, endüstriyel olanın koşullarını dayattığı, türdeş, montaj ve varyasyona dayalı yapay mekanlar üretmekten öte şimdilik yeni bir şey söylemiş değil.”
Betonart 55 I Bogachan Dundaralp I artifaktlar, detay ve nöroplastisite
Görseller: Mindhunter (TV Dizisi), 2017, Netflix, jenerikten

Yazının tümünü pdf olarak okumak/indirmek için tıklayınız.

Betonart 55

2017/11: Raci Bademli İyi Uygulamalar Ödülleri / LYFA / Lüleburgaz Yıldızları Futbol Akademisi / “ÖZENDİRME ÖDÜLÜ”

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

racibademli.jpg

A0-1A0-2

Jüri Değerlendirmesi:

Lüleburgaz Yıldızları Futbol Akademisi/LYFA

Gençlere yönelik sportif eğitim amacı taşıyan uygulanmış bir proje olması, mimari uygulama aşamasında çevre duyarlı yaklaşımlar içermesi gibi nedenlerle jürinin olumlu görüşünü almıştır. Ayrıca projenin, ilgili idarenin sosyokültürel etkinlikleri zenginleştiren, yaşam ve mekân kalitesini artıran üst ölçekli “Akademiler” vizyonunun bir parçası olması; projenin “Özendirme Ödülü”ne layık görülmesini sağlamıştır.

Şartname için tıklayınız. 

Ödül Haberi için tıklayınız.

 

2017/11: Kuzguncuk Bostanı / Bostan Hikayeleri / #66Kolektif

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

‘İlia’nın Bostanı’ olarak da anılan Kuzguncuk Bostanı, her yıl yapılan çekilişlerle belirlenen alanlarda Kuzguncukluların ekim dikim yaptığı, bunun ötesinde haftanın yedi günü genç yaşlı herkesin bir araya gelerek vakit geçirdiği bir mahalle bostanı.  #66Kolektif ‘nin Bostan Hikayeleri kapsamında hazırladığımız bu videoda, Kuzguncuklu mimar Bogachan Dundaralp, bu bostanın kuruluşuna, işleyişine, ürünlerine, ihtiyaçlarına ve emellerine dair süreçleri anlatıyor, kendi deneyimlerini paylaşıyor. ”

Web sayfasından incelemek için: http://bostanhikayeleri.com/kuzguncuk-roportaj/

Bostan Hikayeleri Dergisi için:

http://bostanhikayeleri.com/dergi-2017-kasim/

 

 

 

 

2017/10: Tesisat Mühendisliği Dergisi / S.161 / tmmob makine mühendisleri odası

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

 

20180226_144837-2

Doc – 26.02.2018 – 15-05

Yayın 10 Nisan 2015 Cuma günü 17.30-17.00 saatleri arasında yapılan “Bütünleşik Tasarım ve Uygulayıcı Beklentileri” paneli özetidir.

Panel Yöneticisi: A. Zerrin YILMAZ – İstanbul Teknik Üniversitesi

Panelistler: Mimari Tasarım – Boğaçhan DÜNDARALP – ddrlp Mimarlık, Mekanik Tasarım – Süleyman AKIM (TTMD), Statik Tasarım – Murat ŞENER – İnşaat Yük. Mühendisi, Elektrik Tasarım ve Uygulama – V. Tuncer ÖZEKLİ (ETMD), Bütünleşik Uygulama ve Beklentiler – İrfan ÇELİMLİ (MTMD)

2017/10: Betonart Yazar Buluşmaları / Eğitim Yapıları / StudioX / betonart53

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

22528974_1713763355322024_6462908284477500626_o

Her sayıda farklı bir konuk editör işbirliği ile farklı bir temada hazırlanan mimarlık, tasarım ve sanat dergisi BETONART, ele aldığı tema paralelinde konuk editör ve yazarlarını okurlarıyla buluşturuyor.

Dergiye katkıda bulunanların hem dergi ekibiyle hem de birbirleri ile tanışma, görüşme fırsatı bulduğu, dergi ekibi, konuk editör ve yazarlarla o sayının hikayesinin paylaşıldığı, sayfalara sığmayanların, akıllara takılanların hep birlikte tartışıldığı, tema ile sınırlı kalmayıp mimarlık, tasarım ve sanata dair gündemde ne varsa hepsinin konuşulduğu BETONART Yazar Buluşmaları #53 Studio-X ev sahipliğinde gerçekleşti

Buluşma kapsamında “Eğitim Yapıları” teması ile hazırlanan 53. sayının konuk editörleri PAB Mimarlık’tan Pınar Gökbayrak, Ali Eray ve Burçin Yıldırım ile Emre Gündoğdu ve Boğaçhan Dündaralp, BETONART Yayın Kurulu üyelerinden Ozan Avcı’nın moderatörlüğünde bir araya geldi.

Moderatör:
Ozan Avcı

Konuşmacılar:
Pınar Gökbayrak
Ali Eray
Burçin Yıldırım
Emre Gündoğdu
Boğaçhan Dündaralp

Tarih: 24 Ekim 2017
Saat: 19:00
Yer: Studio-X İstanbul

22770847_1722713624426997_5796276037973237083_o22791590_1722712504427109_8644375716974489287_o22792265_1722713264427033_1838894242414197164_o22792421_1722712524427107_1111161015691028651_o

http://betonart.com.tr/

http://betonart.com.tr/dergi/e%C4%9Fitim-yap%C4%B1lar%C4%B1

 

2017/10: Dayanışma Mimarlığı Sergisi Ve Paneli / İzmir / İzmir Mimarlar Odası

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

http://dayanismamimarligi.org/

http://dayanismamimarligi.org/bilgiler.php?katilimci=kuzguncuk-bostani

 

2017/10: izmir.deniz / İzmir Kıyı Tasarımı / Konak Bölgesi Etkinlik

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

photoby_BugraGokce_

Çim tribün ve yüzer sahne İzmir Deniz – Kıyı Tasarım projesi kapsamında ürettiğimiz birçok fikirden biriydi. Fikirlerin süzülerek gerçeğe dönüşmesini ve  kentli tarafından kullanılmasını görmek bir tasarımcı için çok keyifli…

Ekran Görüntüsü (2)izmirdeniz-3.png

Ekran Görüntüsü (4)izmirdeniz.png

photoby_BugraGokce_1photoby_BugraGokce_2

https://www.haberler.com/izmir-korfezi-nde-konser-keyfi-10156389-haberi/

Haber’den:

“İzmir Körfezi’nde konser keyfi

Sanatçı Jehan Barbur, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından körfezin üzerine kurulan 375 metrekarelik yüzer platformda konser verdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü İzmir Kıyı Tasarımı Projesi, ilk kez deniz üzerinde bir sahnede gerçekleştirilen konserle taçlandı. Konak Vapur İskelesi’nin hemen yanındaki Çim Amfi önünde hazırlanan 375 metrekarelik yüzer platformda sahne alan çok yönlü sanatçı Jehan Barbur, izleyicilerine keyifli bir akşam yaşattı…”

2017/07: 10 numara / Raf Dergisi – Kapak / S.69

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

20180226_144630.jpg

10 Numara

Kapak Tasarımı: Ömer Selçuk Baz

http://www.raf.com.tr/dergi

2017/07: İzmir ve Tasarıma Dair Özyaşamöyküsel Notlar/ H.Cenk Dereli / Manifold

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

İzmir  ve Tasarıma Dair  Özyaşamöyküsel Notlar:

Yazar: H.Cenk Dereli

manifold-cd-03-izmir-02-rev-

“… 2012 yılının ilk aylarıydı. Program yapımcılarından biri olduğum Açık Radyo Açık Mimarlık programı sonrası mimar Boğaçhan Dündaralp ile sohbet ediyorduk. Dündaralp, İzmir’de mimarlık eğitimini tamamlayıp İstanbul’a gelmiş ve profesyonel hayatını burada kurmuş bir İzmirli. O sıralarda kendisi, bugün İzmir Deniz olarak bilinen ancak o günlerde, Kıyı Tasarım Projesi olarak anılan kentsel tasarım projesinin içinde yer alıyordu. Büyükşehir Belediyesi 2011 Tasarım Forumu’nda vurgu yapıldığı gibi tasarımın önemini ve gündelik hayata getirebileceklerini tasarlanmış ve iyi uygulanmış kamusal mekânlarda kentliye göstermek görüşünü hayata geçirmek için bu projeyi başlatmıştı. İzmir kent merkezinin Körfez kıyı hattı, dört parçaya bölünmüştü. Her bir parça başında bir koordinatörün bulunduğu tasarım ekibinin sorumluluğundaydı. Dündaralp bu gruplardan, mimar Nevzat Sayın’ın koordinatörü olduğu Alsancak çalışma grubunda yer alıyordu. Radyo kaydı sonrası, kapsamı hayli heyecan verici olan bu İzmir projesinin detaylarını konuştukça yerimde zor oturduğumu ve bu hislerin tasarım süreci ve tartışma toplantılarının parçası olduğum süre boyunca kuvvetlenerek devam ettiğini hatırlıyorum.manifold-cd-03-izmir-10-07

Mimarlar, endüstriyel tasarımcılar, peyzaj mimarları, denizbilimciler, ulaşım uzmanları vb. çok farklı alanlardan yaklaşık yüz meslek profesyonelinin parçası olduğu bu proje, tasarım, tartışma ve uygulama süreçleri açısından yerel yönetimlerin önayak olduğu örnek bir proje olarak tekrar tekrar incelemeye değer bir süreç yarattı. Projenin güncel durumunu izmirdeniz.com adresinden takip etmek ve bölgelere göre projeleri incelemek mümkün.

manifold-cd-03-izmir-03

Proje süresince mimarlıktan yola çıkıp bambaşka alanlara vardığımız keyifli tartışmalar yapma fırsatı bulduğum Boğaçhan Dündaralp’ten hem mimarlığa hem de kendime dair pek çok şey öğrendiğimi ve Nevzat Sayın’ın da dahil olduğu uzun proje tartışmalarının ve toplantı yolculuklarının da ayrı bir keyif olduğunu tarihe not düşmeliyim…”

yazıları okumak için:

https://manifold.press/izmir-ve-tasarima-dair-ozyasamoykusel-notlar-birinci-bolum

https://manifold.press/izmir-ve-tasarima-dair-ozyasamoykusel-notlar-ikinci-bolum

https://manifold.press/izmir-ve-tasarima-dair-ozyasamoykusel-notlar-ucuncu-ve-son-bolum

2017/06: Fare Magazine / The Seven Hundred Year Orchard /Kuzguncuk Bostan / City culture through food, history, and community.

Şubat 26, 2018 § Yorum bırakın

 

Fare_Magazine_Flat_02Fare_Magazine_Hands_13Fare_Magazine_Hands_14

Before concrete roads and steam-powered ferries, a green belt lined the Bosphorus,  and studded with quaint and colorful villages like Kuzguncuk, it was the rule of coastline life and not the exception. Since the mid-nineteenth century, linkage between the Bosphorus villages and their local megalopolis brought bustle, opportunity, and accessibility, but it also joined their fate to the sprawling mass before them. Many Bosphorus villages underwent major facelifts; transformations and “renewals” brought to their logical extreme through the sort of development schemes that entail wholesale demolition. The regrettable truth is that in present-day Istanbul, these historic villages face a real threat; some vanish completely.

Kuzguncuk is an ancient site along the Asian shores of the Bosphorus. It is shaped by natural borders: the green grove of the Fethi Pasha Woods to the west, and the medieval Nakkaş Baba cemetery to the east. Nowadays it is valued for its two rare features: mahalle culture (the traditional intimate village life and social dynamics of old world Istanbul) and its bostan, or urban garden, a part of an ancient, vast, and highly self-sufficient urban agricultural system.

Today Kuzguncuk’s bostan forms a sizable proportion of its total area, and doubles as a park, meeting space, and communal hub for the village. Amazingly, while many bostans across the city continue to vanish, Kuzguncuk’s garden thrives.

I first visited Kuzguncuk’s bostan with a group of friends one winter morning under a deluge of cold rain. Our timing was poor to say the least, and we’d missed the bulk of the harvest by a month; at that point there were few signs of life in the garden besides the perennial black cabbage. That’s a sharp contrast to the warmer months, when the garden grows more than two-dozen crops including: chili peppers, tomatoes, corn, okra, aubergines, spinach, peas, carrots, and more. We expected the winter garden to be dreary, but the morning of our visit, we were greeted by a troop of school kids who turned a series of large puddles into a splash-park.

The bostan shares a practical and symbolic role in the life of a neighbourhood that battles to maintain its distinction and authenticity. These qualities have long been an attraction to newcomers, notably in the ‘80s and ‘90s, when a generation of artists, architects, and academics moved to the village. Today they share deep-rooted connections to the garden and form the bulwark of  its bostan’s defense against redevelopment. “When I was studying architecture 20 years ago,”,says Tülay, a local activist, “I shared a house with some friends across from the bostan. When we came back from school in the evening we would go and pick our tomatoes and aubergines ourselves…”

When Kuzguncuk’s bostan sprang to life several centuries ago, it was one of several hundred urban gardens across the city.  Medieval Istanbul made masterful use of its urban greenery through a manipulation of space and a keen understanding of the seasons. Its gardeners organized themselves into guilds, and a whole series of producers and suppliers existed to support the bostans—basket weavers, seed suppliers, and so on.  For 700 years the city’s bostans had the incredible wherewithal to support half a million inhabitants with fresh vegetables. Neighbourhoods had specialty crops, like the fragrant strawberries of Arnavutköy, and the small, aromatic cucumbers of Cengelköy. Yedikule’s bostan, the city’s most ancient garden, which still hug the Theodosian Walls, used to produce a soft, almost buttery lettuce.

These are the networks and relationships that lasted into the middle of the twentieth century.  New regulations—such as a bill that forbade grazing of livestock— compounded stiff competition from vegetable producers in the Black Sea. These conditions made it extremely difficult to reach a living wage as a gardener.  As a result, many if not most bostan owners have opted to sell their land over the last half-century, meaning that most of the city’s bostans have disappeared in the last half-century as owners prefer to sell their land. Many bostans have met particularly ignominious ends, like Arnavutköy, which disappeared under a car wash.

Locals call the Kuzguncuk bostan, “Ilya’s orchard,” citing the now-deceased but much-beloved Greek gardener, the last of an unbroken line to tend the garden’s fields.  Greek communities have lived in Kuzguncuk for more than a thousand years: the village’s earliest structure, a Greek Orthodox Church, dates from the 800s. In the 1400s Greeks welcomed the settling of Sephardic Jews, and later Armenians in the 1700s. It wasn’t until the 1950s that a significant Muslim population, including many Turkish migrants from the Black Sea, moved to the village; before then, the few Turks who lived in Kuzguncuk were the Ottoman elite who built their magnificent wooden yalı along its shores. Nowadays the architecture reflects the neighborhood’s intimate and unassuming nature; an Armenian church and Turkish mosque stand close enough as to be practically conjoined, and historic residential areas feature wooden homes limited to just a few stories high, a stark contrast to the city’s concrete districts.

Ilya was the last gardener of his family, but not their last descendant; ownership of the land slipped out of the family amidst rather dubious controversy. In 1964 the Turkish government revoked the right of its Greek populace to permanent residency and local authorities began to exploit this measure as a lucrative source of income generation by seizing properties on the grounds of abandonment. “Ilya’s orchard” was one such property apparently “abandoned” by his family after his death— and sold to a private bidder.

The land was re-sold a few years later, this time to the local Üsküdar municipality, who planned to use most of the bostan’s land for a large primary school. Tülay Atabey and other local architects proposed to the municipality an alternative development plan for the bostan: they focused on repurposing it with a “right to use” rather than a “right to property”, and demonstrated how the bostan could host public events—festivals, outdoor movie screenings, and markets—involve both adults and kids, and, through the use of raised growing beds, even offer access to gardeners with disabilities as well.

The local community mobilized to show support for the alternative bostan project across media channels and through festivals, workshops, and widespread demonstrations. Across the city, the bostan became a symbol for the larger battle against expansive urban renewals. Tan Morgül, another prominent member of this collective, ushered its rallying cry: “the Kuzguncuk Bostan is Kuzguncuk’s memory, its breath, its colour! Let’s not allow anyone to touch our history, our breath or our green!” The locals boast that the campaign was the most significant protest until Gezi Park in 2013.

Üsküdar’s primary school plans were ultimately shelved, to great relief, in favor of the alternative bostan project. Now, since 2010, locals have been able to develop the land in ways that suit the community; also leading to a sharp rise in activity. There is now so much demand for the garden’s 100 allotments that they must be decided by annual lottery.

///

While my friends and I only saw the bostan in the winter, it was clear how it actively works for the community throughout the year: in the spring and summer evenings it hosts outdoor movie screenings and theater performances, and experts travel from different universities across Turkey to lead workshops. During the festive nights of Ramadan, locals break their fast together outdoors. In autumn, the neighbourhood communes to celebrate the harvest, teaching local kids about a range of produce. On the weekends, the streets spill out into a market bazaar. From the windows and balconies of nearby houses, the people of Kuzguncuk can hear nightingales sing into the early hours of morning.

After leaving the bostan, we were toured down Kuzguncuk’s main street by locals Tülay Atabey, Boğaçhan Dündaralp, and Aylin Örnek. We were taken to a local café, Kuzguncuk Pita, owned by Aylin. Tea was quick to emerge, along with plates of different sweet and savory pastries from the home-style kitchen. A full range of soft sheep’s milk cheeses were stacked behind tall glass counters at the corner of the kitchen. Through the café’s wide windows it was hard to ignore how the hanging greens of the ambling trees, the settled and slow pace of passerby, coffee-drinkers, and cats alike lent this area a peace worlds’ apart from the speed and relative chaos of some of the city’s other neighbourhoods. This, I thought, was the beauty of Kuzguncuk, this unexpected bastion of village life.

Screen Shot 2017-05-06 at 12.41.53

Screen Shot 2017-05-06 at 12.42.07

https://www.faremag.com/shop/issue1and2

Where Am I?

You are currently viewing the archives for Şubat, 2018 at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: