2014/6: Kimlik ve İletişim atölyesi / Mimarlık Öğrencileri Muğla’da Buluşuyor 2014

Ağustos 1, 2014 § Yorum bırakın

10247403_826042197411037_5219916805896322911_n

10446636_10152296751599398_1139666295697456423_n

Kimlik ve iletişim atölyesi 21 – 22 Haziran 2014 tarihinde Boğaçhan DÜNDARALP yürütücülüğünde 9 farklı üniversiteden 12 mimarlık öğrencisiyle gerçekleştirildi. 21 Haziran 2014 tarihinde akşam atölyesiyle başlayan sohbette ilk olarak Boğaçhan Dündaralp’in mimari kimliği ve bazı projeleri konuşuldu, yaptığı projeler doğrultusunda Türkiye’nin büyük bir problemi haline gelen TOKİ ve mahalle olgusunun hala yaşatılmaya çalışıldığı Kuzguncuk ve Kuzguncuk Bostanı ile ilgili bazı konular tartışıldı. 22 Haziran günü sabah saatlerinde başlayan atölyede Boğaçhan Dündaralp tarafından öğrencilere 3 temel soru yöneltildi. Bu sorular doğrultusunda beyaz zemin üzerine renkli post-it’ler ile düşünceler dökülmeye başladı. Günün sonunda kalabalık bir düşünce haritası oluştu ve öğrenciler birçok soruyu sorgulayıp çözüm üretmeye çalıştı. Atölye sonunda öğrencilerin mimari kimlikleri, yaşadıkları şehirlerde, ülkelerinde ve dünyada gördükleri en temel sorunlar ve bu sorunların çözüm aşamasındaki sorumlulukları, neler yapılabileceği gibi konularda zihinsel egzersizler yapıldı.

10339559_865693056779284_6181153973887282189_n

a2

01072014 036-2

Kimlik ve İletişim Atölyesi  / Mimarlık Öğrencileri Muğla’da Buluşuyor / Köyceğiz 2014

Mimarlık öğrenci buluşmaları ne/leri mümkün kılar, açığa çıkartabilir? ‘Kimlik ve iletişim’atölyesi, yaşadığımız ortam-lar/dünya ile kurduğumuz ilişkiyi temelde bu soru ekseninde varlığını kurarken; içeriğinde toplumsal bir rol olarak mimarlık hallerini sorgulamaya çalıştı.

Bu tür buluşmalar; mimarlık ortamının dayattığı mimar kimlikleri, profilleri ve mimarlık eğitiminin bu ortamla ilişkisi düşünülünce farklı mimarların ve mimar profillerinin de mümkün olduğu bir olanak kuşkusuz. Ancak bu olanak formel ya da tanımlı ortamlardan kaçabildiğince mümkün…

Öğrencilik hayatımın en önemli deneyimlerini kapsayan ve 1993 Gökçeada mimarlık öğrencileri buluşması ile başlayan TMÖB; bana kendi kimliğimi inşa etme yolunda ve başka mimarlıklar kadar mimarlarında farklı rollere bürünebileceğine dair önemli bir farkındalık ve motivasyon yaratmıştı.

Bu mimarlık buluşmasına davet ve katılımım bu imkânı görünür kılmak, paylaşmak, bir atölye açmaktan öte sorumluluk haline geldi.

Gece sunumum atölye için; 93 buluşması sonrasında kendi mimari serüvenimi, kendimi mimarlık içinde konumlandırma çabamı, bu farkındalıklar içinden yaptığım/ız farklı üretimlerin hangi sosyal içeriklerle biçimlendiğini anlattığım bir başlangıç noktası oluşturdu.

Bir günlük yaklaşık 12 kişi ile yaptığımız 3 temel soru üzerine odaklanmış atölye; tartışmalar, paylaşımlar, farklılıklar, yaklaşım zenginlikleri ve çaresizlikler içinden zengin bir düşünsel faaliyetle gerçekleşti.

İlgi ve merakını hiç kaybetmeden farklı şehir ve üniversitelerden ilk defa bir araya gelmiş açık zihinli bir grup; benimde zihnimde farklı açılımlar, yeni düşünceler ve belki de en önemlisi umut verici bir iyimserlik duygusu uyandırdı. Çevremizde / yaşadığım yerde, Türkiye’de ve dünyada gördüğünüz en önemli sorun nedir? Neyi dert edinirsiniz? Bu sorunların içinde mimar olarak neyle karşılaşmayı, nasıl konumlanmayı düşünürsünüz? Bunlar için hangi araçları geliştirebiliriz? gibi sorulardı; kendinize yeni yollar açmak için araştırdığımız konular…

Hepsi boş beyaz bir zemine, post-it ‘ lere döküldüler. Renkler, içerikler her defasında her katılımcı için yeniden üretilebilen bir haritaya, bir hafızaya dönüştü.

Umarım benim heyecanım, tüm katılımcılar için de ortak bir heyecan, duygulanım ve yeni açılımlara dönüşmüştür.

Boğaçhan Dündaralp

10345777_10204021680563508_7969897796193414917_n (1)

Atölye Katılımcıları: 

Ayça Demir, Ayşe Vatansever, Ceren Kızılkaya, Emircan Güngör, Ezgi Ünal, Fatih Eser, Gamze Köküm, Gürkan Ataş, İmge Esmer, Mustafa Demir, Savaş Acar, Soner Güngör, Şirvan Kaya, Şule Otçu

kimlik ve iletisim atolyesi kitapcigi pdf

 

 

 

2013/10: Kozbeyli Köyü ‘sınır’ Atölyesi / izmir Gediz Üniversitesi / workshop

Kasım 16, 2013 § Yorum bırakın

9

6 5

broşür2_t

KOZBEYLİ İÇİN KENTSOYLU  SINIR OKUMALARI /  KOZBEYLİ’DE KENTİ OKUMAK

Kozbeyli Köyü İçin Bugün Köy Olma Sınır/ı/ları Nedir?

Kentin Dönüştürücü İzlerini Köyün Yapısal Sınırları Üzerinden Açığa Çıkartma Denemesi…

Kozbeyli’yi Hala Köy Olarak Tanımlamamıza İzin Veren Sınırları Tasarım Araçları ile Keşfetmek…

ÇALIŞMA MATERYALLERİ:

Atölye grubu için:

A0 hava fotoğrafı uydu görüntüsü (mümkün ise) / Ya da A3’lere göre karolajı yapılmış, kesilmiş de olabilir…

Farklı Renklerde  ‘post-it’ ler (kare-büyük format), Farklı kalınlıklarda siyah mürekkepli/keçeli kalemler,

Renkli kalemler / yazı ve boyama için; Fosforlu kalemler; Şeffaf eskiz bandı,

2mm Oluklu karton, maket bıçağı, yapıştırıcı ( çok sayıda olması gerekmez; taşınabilir az miktarda kavramsal maket, pafta üzerine soyut model vs… için gerekirse.)

Kozbeyli hakkında elde edilebilir bilgiler ( tarihsel, fiziki ve sosyal yapıya dair…; topografya kot eğrileri vs…bulunabilirse… Bu bilgiler atölyeye başlamadan önce öğrenci ve yürütücülere incelenmesi için gönderilebilirse iyi olur.)

Öğrenciler için:

A3 boyutunda Kozbeyli hâlihazır haritası veya uydu fotoğrafı çıktıları…(her öğrenci+ atölye yürütücüsü için)

A3 eskiz, A3 sert altlık, yeterli sayıda kıskaç

Fotoğraf makinası, dizüstü bilgisayar, (  gerekli yazılım donanımları), not-eskiz defterleri,

A3 printer (yazıcı)

41237 8

1397280_10151487903474649_1656702826_oIMG_752310

Kozbeyli Atolye Brosur

BD Atolye Notları 5-6 Eki 2013

2013/06: Farkındalık Evi Projesi: Engelsiz İzmir Projesi / Workshop

Temmuz 21, 2013 § 1 Yorum

Farkındalık Evi Projesi:  Engelsiz İzmir Projesi / 01062013 Workshop

‘Farkındalık Evi’  temelde ‘normal’ insanlara, farklı ‘engellilik/yetersizlik’ durumlarını deneyimleyebilecekleri bir ortam sağlamak, bu yolla farkındalık yaratmak, empati oluşturmak fikri üzerine kurulu bir proje.

“Kim yapıyor, nerede yapıyor, nasıl yapıyor?” diye sorarsanız konu kısaca şöyle özetlenebilir: İzmir Büyükşehir Belediyesi bir süredir yürüttüğü  ve ‘Engelsiz İzmir Projesi’ olarak adlandırdığı  kentin engelli kullanımına yönelik bir stratejik plan çalışması sürdürmekte. Bu kapsamda üniversitelerden konu hakkında akademik çalışmalar yapan eğitimcilerin ağırlıklı olarak yer aldığı bir çalışma grubunun önerisi ile bu proje fikri onaylanıyor ve çalışmalara başlanıyor. Çalışma grubu örnek bir model olarak Budapeşte’deki ‘Ability Park’ ı uyarlanabilir örnek bir model olarak sunuyor. Belediye de İzmir Limontepe’deki olimpiyat evlerinin şu anda depo olarak kullanılan yaklaşık 1500 m²’ lik kapalı alana sahip sosyal tesis binasını bu projenin hayata geçmesi için tahsis ediyor.

Bu noktadan sonra projenin hangi süreçle nasıl hazırlanacağı konusunda çalışma grubu bir dizi atölye/ workshop çalışması ile programın, fikirlerin oluşturulmasını ve ardından da projeninin bu birikim üzerinden hayata geçirilmesini öngörüyor.

Bir proje sürecinin algı, içerik ve yöntem olarak böyle bir çalışma sürecine oturtulması kuşkusuz çok heyecan verici. Farklı bilgi alanlarına dair uzmanlıkların konu hakkındaki birikimini kullanabilecek,  farklı yaş gruplarından fikir üretmelerini  sağlayabilecek, ‘taze’ bir ortamın kurulması ve buradan da  fikirlerin birbiriyle karşılaşarak çoğaltılabileceği bir ortam yaratılma çabası en az projenin kendisi kadar önemli.

Bu atölyelerden ilkinin 1 Haziran (Gezi Parkı’nda başlayan yeni hayatın ve bu hareketin tüm Türkiye’ye yayıldığı o ilk gün) ile çakışması açısından benim zihninde ayrı bir yer kazandığını söyleyebilirim.  Atölye;  İstanbul’da başlayan ve pek çok ile yayılan farklı bir Türkiye atmosferinde; engelli eğitimi ile ilgilenen insanlar, eğitimciler ve tasarımcılardan oluşan uzmanlar ve ağırlıklı olarak eğitim fakültesi öğrencilerinin katılımı ile gerçekleşti.

1 günlük bu atölye süreci, konunun uzmanları tarafından yapılan bilgi aktarımları, atölye sürecinin metodolojik olarak aşamalarının anlatımı, grup çalışmaları, sunumlar ve tartışmalar ile ilerledi.  Bu süreçte konuya yaklaşım ve kavrayışımızı yeniden gözden geçirmemizi sağlayan, zihnimizdeki açılımları  tetikleyen 3 noktayı oldukça önemli buluyorum:

  1. ‘Engelli’  yerine ‘farklılığı olan’ kelimelerini kullanmak;
  2.  Engelli  farklılığı olan bireyi eğitmek, kendi dünyamıza uydurmak değil, engelli farklılığı olan bireyler tarafından eğitilmek olduğunu anlayarak işe başlamak;
  3. Hayatı bu farklılıklara göre düzenlemek.

Bu kavrayış üzerinden ‘farklılık grupları’na göre alt gruplara bölünen öğrenci grupları atölye yürütücülerinin kolaylaştırıcı rolü üstelendiği şu sorulara fikirler üretmeye çalıştılar.

  1. Hangi farklılık grubunun, hangi özelliklerinin farkına varılması önemli ?
  2. Bu özelliklerin (mekansal düzenleme, oyun, etkinlik, materyal vb) nasıl deneyimlenmesi mümkün?

Farklılık gruplarına göre ayrılan 4 grup ( bedensel ve duyusal farklılıklar, zihinsel yetersizlikler, otizm spektrumu, üstün zeka, dil ve iletişim güçlüğü yaşayanlar ) çalışmanın birinci bölümünde bu sorular üzerinden  empati kurma, problemi tanımlama, fikir üretme ve düzenleme aracılığı ile  öneriler geliştirmeye çalıştılar. Çoğu masalara yayılan büyük kağıtlara bu fikirleri dökerek, daha sonra haritalaşacak biçimde ilişkilendirerek  bir kurguya oturtmaya çalıştılar. Ve tüm atölye ekibi ile paylaşmak ve tartışmak üzere sundular. Çalışmanın çoğunun  kurgusunun mekansallaşması, oyun ve rotalar üzerine etaplanması, farklı düşüncelere rağmen aynı mekanda bir ifade bulması grupların ortak başarısı sayılabilir. Yapılan önerilerin pek çoğunun farklılık gruplarına ait deneyimleri çeşitlendirerek sunması, grup çalışmasının zenginliğini içermesi ve farklı fikirlerle biçimlenmeye açık olması başlangıç için çok umut verici sonuçlar ürettiği söylenebilir.

Farkindalik Evi-foto-1

2. Bölümde kendilerinden beklenen prototip oluşturma ve sunma aşamasına ait çalışmaya dair pek çok veriyi 1. Bölümde hazırlamış olmaları, belirli olgunlukta yaptıkları sunum göz önünde bulundurularak; ortak sunum ve tartışmalar sonrası ekipler tekrar masa başına geçtiler. Konuşulanlar, tartışılanlar ve diğer grupların yaklaşımları doğrultusunda fikirlerini yeniden gözden geçirerek, ayıklayarak düşüncelerini daha da somutlaştıracak adımlar önererek, tüm atölye grubuna gün sonu sunumlarını yaptılar.

Tüm sunulan, önerilen ve gün boyu paylaşılan düşünceler ‘engelsiz bir hayatın’ fiziksel, çevresel, sosyal ve bireysel olarak  yaratacağımız uygun bir ‘iletişim dili’ ile nasıl mümkün olabileceğine dair önemli ipuçları vermekle kalmadı. Bunun doğrudan projeye yansıtabilecek somut önerilere taşıdı.

Konu ile yeni tanışan davetli bir katılımcı olarak;  farklı uzmanlıklar ve çalışma grupları ile bu proje sürecinin nasıl ilerletileceğini düşünebilmek, katılımcı bir model ile nasıl  biçimleneceğini tahayyül edebilmek ve doğuracağı zengin birikimleri sezebilmek açısından çok önemli fikirler sunan bir atölye gerçekleştiği inancındayım.

Çalışma grubunun konusundaki deneyimi, bilgisi ve bu bilginin nasıl işlenebileceğine dair  yöntemsel önerilerinin bu projenin niteliği için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Projenin hayat geçmesi açısından gerek duydukları desteğin kendi kanalları ile sınırlı kalmayıp; Belediye’ nin destekleri ile genişleyebilmesi bu aşamada oldukça önemli görünmektedir. Projenin uygulama aşamasında Belediye’nin tabi olduğu mevzuatlara bağlı konular (ihale gibi), yapım için ayrılacak kaynaklar  ve uygulama sürecinin yönetimi bu grubun destek duyacağı en önemli konular gibi görünmektedir. Hem program hem de zaman olarak bu süreçlerin de tarif edilmesi, bu süreçlerde yer alacak aktörlerin de süreci izlemesi hazırlık sürecini  yalnızca rahatlatmayacak, oldukça verimli kılacaktır.

Boğaçhan Dündaralp, mimar

www.bogachandundaralp.wordpress.comwww.ddrlp.com

 

haber linki:

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with bogaçhan dündaralp workshop at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: