2020/02: TECHNE / Aura İstanbul 6.Dönem Çalışmaları Sergisi / Yürütücüler: Boğaçhan Dündaralp-Hakan Tüzün Şengün

Şubat 27, 2020 § Yorum bırakın

WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.04 (1)Doc - 27.02.2020 - 13-55 - p10001 (2)Doc - 27.02.2020 - 13-55 - p2

WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.08 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.07WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.06WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.06 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.09 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.09WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.10WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.11WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.12WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.13 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.10 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.13WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.14 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.14WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.15 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.15WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.18 (1)

WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.18WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.19 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.19WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.20 (1)WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.20WhatsApp Image 2020-02-27 at 14.05.21 (1)

TECHNE
Yeni manzaralar aramak yerine,
yeni gözler edinin.

Marcel Proust
“Yapı, mekân ve hayat için bedenleşirken tektonik, bu oluşun özünü ifade eder. Bu fiziksellik ve madde dünyasını var eden insan bağlam, içerik, madde ve uzam ile bunu biçimlendirir, ölçülebilir kılar, zamansallık ve konum kazandırır. Mimarlık alanında tektonik, mimari bir dil ve gramerin kuruluşu bağlamında ele alınabileceği gibi neden/sonuç ilişkilerinin ötesinde, yapının poetikasına dair bir içeriğin kurucu ögesi de olabilir.” ifadesi ile yola çıkmış, dönemin temasını mimari yapının tektonik gramerine dair araştırmacı / deneysel süreçler üzerine kuran ve mimarlık edimini bu poetik varoluşu içinde ele alan bir eksen belirlemiştik.

Bu anlayışla dönemin hemen başında, özellikle yapmanın bilgisi üzerine düşünerek, İstanbul’da, sokakta, yaşamın informel detaylarının sökümü ve serimi üzerine çalıştık. Yaklaşık bir ay boyunca gündelik hayatın doğasını ve kamusal mekanda varolma biçimlerini çözümlemeye çalışarak, rutin ilişkilerin ötesine geçen bir anlama çabası içinde “seyyarların tektoniği” üzerine yoğunlaştık.

Atölye sürecinde bu bakış ile ‘mimarlık nesnesi’nden çok gündelik hayat içindeki fizikselliğin arkasındakini keşfetmeye ve bu dünyanın niteliklerini mimarlığın araçları ile anlamaya yönelen bir bakış geliştirmeye çalıştık. Özellikle kente, sokağa ve İstanbul’a yönelik araştırmayı yeni ufuklar yerine ‘yeni gözler’ keşfetmek üzerinde temellendirdik. Farklı düşünme ve ifade biçimleri oluşturarak metodolojik bir bakışın araçlarını bulmaya gayret ettik ve çoğu zaman bu yaklaşım ile konuları bu pencereden ele alarak çözümlemenin kapsamlı bir serim kurabilmesi için gayret ettik.

Bu dönemin ilk konuşmasında “çalışma alanımızı rutinin dışına çıkmak” olarak belirledik. Bizimle birlikte tüm arkadaşlarımızın yoğun ve özenli gayretleriyle yeni yolculuklara çıktık, keşfettik, ayrıştırdık, yeniden baktık, konuştuk, yaptık, düşündük ve en çok da üretim üzerine odaklanan bir atölye süreci kurmaya çalıştık. Şimdi bu sergi ile sizinle de paylaşarak dönemi tamamlıyoruz.

İyi seyirler…

 

TECHNE
Instead of looking for new landscapes, get new eyes.
Marcel Proust

“As structure comes into being for space and life, tectonics expresses the essence of this being. This is the human condition that creates the world of physicality and matter, shapes it with content, matter and space, makes it measurable and changes the temporality. Beyond the cause / effect, it can also be the constituent element of content on poetics.” as we set out the theme on the experimental processes of the tectonic grammar and takes the act of architecture within this poetic existence.

For about a month, we have focused on the “tectonics of peddlers” in an effort to understand the routine trying to analyze the nature of everyday life and the way they exist in public space within the informal details of life in Istanbul, on the street, at the beginning of the term, especially considering the knowledge of doing.

With this perspective the quality adjustment required for everyday life rather than the object of architecture and information about the quality in this world. We based our research on public space and streets of Istanbul for discovering new eyes instead of new horizons. We have tried to find the tools of a methodological view by choosing different ways of thinking and expression, and we have tried to design and analyze this approach.

In the first speech of this term, we determined our aim as “being out of the routine”. We have embarked on new journeys, discovered, looked again, talked, made, thought, and tried to establish a studio process focused on production, with the intensive and careful efforts of all our friends. Now we are completing the period by sharing with you with this exhibition.

Bon voyage…

 

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with #certificateprogram at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: