2019/06: Eğitim Mimarisi (Boğaçhan Dündaralp/ddrlp)/ Anaokulu İşletmeciliği Eğitimi / Likya Danışmanlık

Haziran 27, 2019 § Yorum bırakın

WhatsApp Image 2019-06-13 at 09.40.31

Anaokulu-letmecili-i-E-itimi-ekip

Program hakkında bilgi için tıklayınız.

2018/9:21. Yüzyılın Okul Mimarisi ve Öğrenme Mekanları /Eğitimpedia

Ekim 4, 2018 § Yorum bırakın

Screenshot

“Gelecek, rekabetçi olmaktan çok işbirliği; yaratıcılık, bu rekabetin aracısı olmaktan çok insanlığın hayatta kalma mücadelesinin bir parçası; bilgi ise eldeki kaynaklarla yeniden oluşturulmak, tanımlanmak durumunda kalacağımız koşullar üzerine kurulu olacak,” diyor mimar Boğaçhan Dündaralp. Bu değişim, eğitimin kendisini etkilediği gibi okul mimarisini ve öğrenme mekanlarının tasarımını da etkilemeye başladı.

Eğitim mimarisinde ülkemizin önemli isimlerinden biri olan Boğaçhan Dündaralp ile 21. yüzyılın okul mimarisini, mimaride yaşanan ve yaşanması gereken değişimleri, ülkemizin okul mimarisinde hangi noktada olduğunu ve mimarinin öğrenmeye etkisini konuştuk.

Eğitimpedia’dan söyleşiyi okumak için tıklayınız.

2016/12: Fide Okulları /tasarım dergisi 266

Aralık 21, 2016 § Yorum bırakın

kapak_266

fide_okullari-1fide_okullari-2fide_okullari-3pdf olarak okumak için: fide_okullari

2015/10: Tasarım Öğretimi Diye Bir Şey / Arredamento Mimarlık / Dosya

Kasım 11, 2015 § 1 Yorum

ARMIM EKIM 2015 DOSYA TASARIM UZMANLIK 54-63-1 ARMIM EKIM 2015 DOSYA TASARIM UZMANLIK 54-63-4 ARMIM EKIM 2015 DOSYA TASARIM UZMANLIK 54-63-6

Sorular:

  1. mimari tasarım bir uzmanlık alanıdır, çünkü…..
  2. mimari tasarım eğitimi bir uzmanlık alanıdır, çünkü….

Yanıtlarım:

  1. Mimari tasarım bir uzmanlık alanıdır, çünkü mimari tasarım; bilgi, koşullar ve aktörler arasında ilişki ve süreç kurma işidir. Bilgi, beceri, deneyim ile kurulacak bu süreçler bununla yeterli kalmaz, mimarın da parçası olduğu daha büyük bir organizasyonun parçası olarak işler.Bu bağlamda farklı bilgi alanları ve koşulları sentezleyen mimari tasarım süreçleri, özgün olduğu kadar ilişkisel bağları güçlü kılabildiği oranda da başarılıdır.
  2. Mimari tasarım eğitimi bir uzmanlık alanıdır, çünkü öngörülenin aksine konusunda başarılı mimarlar ya da akademisyenler tarafından aktarılamayacak kadar da pedagojiktir. Konunun akademik ya da mesleki bilgi ve deneyimle de doğrudan bir ilgisi yoktur. Mimarlık eğitimi profesyonel ortamın gerektirdiğinin aksine bireysel üretimlere dayalıdır. Temel olan; mimar adayının birey olarak koşullar karşısındaki süreç kurma becerilerini geliştirmesidir. Bu da bireylerin kendi potansiyellerini ve meraklarını bu alanda nasıl geliştireceğine dair doğru ilişki biçimlerinin üretilmesini talep eder. Mimarlık eğitimi bu anlamda bireysel üretimleri geliştirip, zenginleştirecek ortam kurma becerisidir. Mimarlık bilgi alanı içinde doğrudan aktarıma / öğretilmeye açık konular yer alsa da mimarlık öğretilemez, keşfedilir. Mimari tasarım eğitimi bir uzmanlık alanıdır çünkü bu keşfi yaratacak ortam/ları ve bireysel üretim biçimlerini geliştirecek doğru iletişim biçimlerini talep eder. Bu ortamlarda her defasında yeniden kurulacak, çeşitlilik üretecek;  öğrenilmiş zekâların üretimlerini değil, kendi zekâsını kullanabilen bireylerin kendini inşa etmesi gereklidir.

Boğaçhan Dündaralp

 

Tüm dosyayı ve yanıtları okumak için: ARMIM EKIM 2015 DOSYA TASARIM UZMANLIK 54-63

 

2015/03: Asıl soru(n)un peşine düşmek/ Mimarlık Semineri 2015 / “ Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru ” Tartışma Metni

Mart 9, 2015 § 2 Yorum

06032015

 

 

Asıl soru(n)un peşine düşmek

Mimarlık Semineri 2015 / “ Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru ” Oturumu

Bülend Tuna’nın bildirisi üzerine; Boğaçhan Dündaralp ’in tartışma metni.

 

Bildiri ve içeriğine yönelik bir değerlendirme yapmaktan öte konunun özgün bağlamına ilişkin bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Size düşüncelerimi aktarmadan önce de bir şey okumak istiyorum;

Eğitim danışmanı bir arkadaşım paylaşmış:

Bir özel ortaöğretim kurumunun Fütürist Senaryo yarışmasına katılan öğrencilerle söyleşi ve sonrasında forum yapılmış; Eğitim danışmanı arkadaşım da şu soruları sormuş:

Siz telefon ve internet bağımlısı bir kuşak mısınız? Gözünüzü ekrandan ayırıp gerçek ilişkiler kuramıyor musunuz?

Gelen yanıtlar şöyle:
– Yetişkinler önce kendi iş ve ekran bağımlılıklarını çözsünler
– Bizi sitelerde diğer insanlardan ayrıştırarak yaşatıp sonra neden arkadaşımız olmadığını mı sorguluyorsunuz.
– İlişkilerde sorun varsa telefon ve internetten önce ekonomik sistem, kültürel yapı, aile vb. gerçek sorunlara odaklanın telefon küçük mesele, biz onu çözeriz.
– Bizi kendi döneminizin ilişki biçimleri ile kıyaslamanız doğru değil, her dönem kendi ilişki biçimini yaratır.
– Bugünün ilişki biçimlerine yargılamak için değil anlamak için bakarsanız anlarsınız.

“Bunlar sadece hatırlayabildiklerim ve anlayabildiklerim. Eğitimciler ve anne babalar olarak çocuklar ve gençler hakkında konuşmayı bırakıp onlarla konuşmaya başlasak diyorum. “

Diyerek de paylaşımını bitirmiş…

Ne kadar haklı değil mi?

Her kuşağın içine doğduğu bir dünya/ortam var. Her kuşak bir sonraki kuşağın ortamını hazırlıyor. Benim de  “kuşak olarak bugünün ortamındaki sorumluluk alanımızı nasıl tarif etmeliyiz?”, “Temelde hangi soruları sormalıyız?”  Gibi sorularım var…

Modern dünyada hepimiz doğduğumuz andan itibaren temas edilir dünyanın üstüne bizden önceki kuşağın “öğrenilmiş dünyasını” cehalet örtüsü ile kaplanırız.

Öğrenilmiş bir dünyanın kurbanı olarak büyürüz.

Hayata dair kendi varoluş stratejilerimizi üretmek yerine; bizler için hazırlanmış patikalardan yürürüz. Kendi zekâmızı değil; bize öğretilen zekâyı kullanırız.

Oysa kendi zekânı kullanmak bir sorumluluk üretir. Karşılığında da bedelini ödetir. Başka bir zekâyı kullanmak ise meşruiyet üretir.

Çelişkiler de burada başlar. Örneğin mimarlar ve meslek odaları Zorlu Center’dan 3. Havalimanı’na kadar Projesinden, pek çok yapı ve proje karşı çıkmış, davalar açmıştır. Ama projeler de, yapılar da mimarlıkları da meşrudur. ( ya da meşrulaştırılmıştır.) Bu projelerin altında imzası olan mimarlar, projelerine karşı çıkan odaları tarafından ödüller verilmiş hatta Büyük Sinan ödülü ile onurlandırılmışlardır.

Pek çok şey yanlıştır. Ama ne yazık ki meşrudur ve meşrulaştırılabilir.

Temel sorunumuz öğrenilmiş ya da bize dayatılan zekâlar yerine; kendi zekâlarımızı özgürleştirerek kullanabileceğimiz, bu zekâların birbirini besleyeceği, zenginleşebileceği ortamların kurulamamasında, üretilememesindedir. Meşruiyet ortamı her açıdan kolaydır. Adapte olunabilir, hızla öğrenilebilir, sonuçları hızla alınabilir.

Hepimiz yıllardır bu ve benzer ortamlarda “ Düşünen, sorgulayan, soru soran ve üretimlerini cesurca ortaya koyabilen zihinlere ihtiyacımız var” diyoruz. Ama bunun için ne kadar çaba harcıyoruz ya da harcadık. Kurumlarımızı, ortamlarımızı ne kadar dönüştürdük/dönüştürebildik.

Kurumlarımız hep ters işliyor. Önce kurumlarımızı kuruyor. Sonra içeriği ve ortamları oluşturuyoruz. Oysa peşinde koştuğumuz şeye göre kurumlarımızın çatkısı kurmamız gerekmiyor mu?

Mimarlık öğrenilen bir şey olmaktan çok keşfedilen bir şeydir. Hatta bazen icat edilen bir şey…

Mimarlık öğretilen ve sadece öğrenilen bir şey olmadığı için belki mimarlık nedir? Mimar kimdir sorularından önce mimarlık ne işe yarar? Ne için ve ne pahasına yapılır? Sorularının peşine düşmek daha önemli olabilir? İşte o zaman mimar da mimarlık da kendi ifadesini kendi koşul ve ortamlarında açığa çıkartabilir?

Deneyimlerimiz bunun tersinin bugün için bir anlam ifade etmediğini bize sürekli gösteriyor.

Mimarlık eğitiminden anladığım bir “ortam”. Bunu sadece okul ve kurumsallaşmalar olarak değil; kendi zamanın kesitine giren ve birbiri ile etkileşen her tür düşünce ve praksis ortamının uzamsal ortaklığı olarak görelim.   Etkileşimin de yanıtlar değil, soruların peşinden koşulan üretimlerle kurulduğu bir ortam…

Belki bu sayede bugünün bölünmüş zihin ve mekân pratiklerinin yarattığı düşünce ve pratik arasındaki uçurumu aşmak ve yeni bağlar kurmak mümkün olur; Ve gündelik hayat pratiklerinden de beslenen ve birbirini sürekli genişleten bir uzamda kendimizi işe yarar hale getirebiliriz.

Bülend Tuna’nın gösterdiklerinden yola çıkarak, şimdi yapılan çalışma ve örneklere bakınca; Başka kontrol mekanizmalarını beğenmeyip kendi kontrol mekanizmalarımızı üretmek işe yarar mı? Diye sormadan duramıyorum.

Belki pratikte evet ama esasta hayır. Gerçekliği kopyalayan ve tekrar eden, teknik dünyaya ve onun temsiliyet ve teslimiyetlerine mahkûm olan mimardan bahsetmiyorsak eğer…

 

Teşekkürler.

Boğaçhan Dündaralp, 06.03.2015

 

 

2015/03: Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru / Mimarlık Semineri 2015 (1969 Mimarlık Semineri Bağlamında Geleceğe Bakmak) 5-6-7 Mart 2015 / MSGSÜ Sedat Hakkı Eldem Oditoryumu

Mart 2, 2015 § 1 Yorum

17122015-seminerafis-YEN

 

“Ülkemizin bugün içinde bulunduğu durum, sosyo-ekonomik koşullar, gençlik olayları ve öğrenci bunalımları, tüm bir yapısal değişim içinde bulunduğumuzun belirtisidir. Değişmekte olan yapı ile birlikte mimarlık evrimi de farklılaşacaktır. Mimarlık alışılagelenden başka bir biçime bürünmekte, yeni anlamlar kazanmaktadır. Mimarlık hizmetlerinin ülkemiz koşulları ile tutarlılığını sağlamak zorunluluğu sorunlara zaman geçirmeden eğilmeyi gerektirmektedir.”

Yayınlanmış 1969 Mimarlık Semineri Arka Kapak Notu

 

06.03.2015 Cuma (2. Gün)

17.00-18.30

Oturum-9: “Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru”

Moderatör:

Doğan HasolDr./Y. Müh. Mimar

Bildiri:

Bülend Tuna-Mimarlar Odası Mimarlık Akreditasyon Kurulu Üyesi

Tartışmacılar:

Neslihan DostoğluProf. Dr./İKÜ-Mimarlık

Boğaçhan DündaralpMimar

Tonguç Akış-Yrd.Doç. Dr./İYTE-Mimarlık

10996970_806670042735192_788775763822144126_n 11052547_806669752735221_1835204209805417963_n

 

 

Etkinlik içeriği için tıklayınız.

Etkinlik programı için tıklayınız.

1969 yılı Mimarlık Semineri’nin kitapçığına ulaşmak için tıklayınız…

 

Boğaçhan Dündaralp sunumunu izlemek için tıklayınız.

 

 

2014/12: Libero / 94.9 Açık Radyo / LYFA: Lüleburgaz Yıldızları Futbol Akademisi / konuk

Aralık 22, 2014 § Yorum bırakın

LYFA_00

Futbolun başka dünyalarına, yüzlerine kapılar açan *Libero programının kent,mekan ve futbol konulu program serisinin 21.12.2014 tarihli konuğu Boğaçhan Dündaralp idi. Bu programı buradan dinleyebilirsiniz:

 

ya da buradan:  Libero_21122014_LYFA

*Libero: Tan Morgül, İsmail Başöz ve Volkan Ağır’ın gölgede ve güneşte futbol sohbeti her pazar 16.00’da Açık Radyo 94.9’da

liberoı

43LYFA_3LYFA_1LYFA_2_DSC3104P1180354

proje bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz:

 

2014/01: LMYO / VCMD 3 Eğitim Yapıları / Kitap

Ocak 27, 2014 § Yorum bırakın

Lüleburgaz Meslek Yüksek Okulu Sosyal Hizmet Ek Binası  / Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi 3 / Eğitim Yapıları / 2014VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-8VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-7VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-6VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-5VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-4VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-3VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-2VCMD_Egitim_Yapilari-lmYO-1

VCMD LMYO pdf olarak indirmek için tıklayınız. 

Tüm kitabı pdf olarak indirmek için tıklayınız.

www: link

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with egitim at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: