2012/11: İzmirDeniz: ‘İzmirlilerin Denizle Olan Bağını Güçlendirme Projesi’ sergisi / paneli; 1.İstanbul Tasarım Bienali, Musibet Sergisi

Kasım 21, 2012 § 3 Yorum

Izmir / Sea: Project for Strengthening Izmirites’ Relationship to the Sea / 1th İstanbul Design Biennial / Musibet Exhibition

İzmir/Deniz projesi Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve turistik anlamda önemli bir merkezi olan fakat iktidarların gündeminde çoğu zaman arka planda kaldığı iddia edilebilecek önemli kıyı kenti İzmir’in kaderine yön verebilecek dönüşüm stratejilerini geliştirmek adına, birbirinden farklı alanlarda söz sahibi olan aktörlerin bir arada olduğu, katılımcı ve demokratik bir düşünce platformu oluşturmayı amaçlıyor. Türkiye kentleşme tarihinde bir ilk sayılabilecek bu girişim, hiyerarşik olmaktan çok eşitlikçi, tek sesli olmaktan çok çoğul sesleri içinde barındıran, kent adına değil kent ile birlikte kentlinin yaşantısına katılacak bir dönüşüm ortaya koymayı amaçlıyor.

The Izmir/Sea project aims to create a participative and democratic platform of opinions where actors who dominate different fields come together in order to develop transformation strategies that could shape the future of the important coastal city Izmir, an economically, socially and touristically significant center for Turkey that, one could claim, is mostly left in the shadows on the agenda of political powers. This initiative, which could be deemed a first in Turkey’s history of urbanization, looks to set forth a transformation that is egalitarian rather than hierarchical, multi-voiced rather than single, and incorporated in the urbanite’s life along with the city, rather than only in its name.

İzmirlilerin deniz olan bağını güçlendirmeyi hedefleyen İzmirDeniz Projesi, İzmir körfezini çevreleyen kuzeyde Karşıyaka Mavişehir’den başlayıp Bayraklı, Alsancak, Konak ile devam eden ve güneyde İnciraltı’nda biten 40 km uzunluğundaki sahil şeridinin var olan kimliği korunup geliştirilerek geniş bir kamusal alan olarak yeniden düzenlenmesini içeriyor. Ancak proje sadece boyutlarının büyüklüğü ile değil, 100’den fazla tasarımcı, akademisyen ve uzmanı harekete geçiren proje elde etme süreciyle de dikkat çekici özgünlükler içeriyor. Türkiye kentleşme tarihinde bir ilk sayılabilecek bu girişim, hiyerarşik olmaktan çok eşitlikçi, tek sesli olmaktan çok çoğul sesleri içinde barındıran, kent adına değil kent ile birlikte kentlinin yaşantısına katılacak bir çevre oluşturmayı hedefliyor. Proje, çoğunlukla tepeden inme emrivakilerle toplumun sınırlı bir kesimine yönelik geliştirilen projelerin aksine, tartışmaya açık ve geniş katılımlı süreciyle kentsel ölçekte projelerin nasıl geliştirilmesi gerektiğine ilişkin öğretici bir deneyim ortaya koyuyor.

The coastline surrounds the northern Gulf of Izmir, starts from Karşıyaka Mavişehir, continues until Bayraklı, Alsancak, Konak and ends in the South, İnciraltı. The Izmir Sea Project contains the protection of the identity and the reorganisation of the 40 km long coastline as a wide public space. However, the project has remarkable originalities not only due to its size but also due to the process mobilising more than 100 designers, academics and experts to achieve the project. This project, which can be considered the first attempt of its kind in the history of urbanisation in Turkey, is egalitarian rather than hierarchical, contains multiple voices rather than a single voice and aims to create an environment not only for the city but one which will participate in the lives of the urbanites. Different from the top-down projects, most of which are developed for a limited segment of society, this project is an informative experience of how urban scale projects should be developed in such a way that it will be open to debate and broad participation.



bölge/grup 3: alsancak-konak bölgesi





‘Musibet’ Exhibition Curated by Emre Arolat; İzmir/Sea exhibition Curator: Saitali Koknar; Graphıc Design: Eray Makal; Exhibition Design: Ömer Ünal

Seminar Program:
İzmir / Deniz: İzmirlilerin Denizle Olan Bağını Güçlendirme Projesi

17 Kasım 2012, Cumartesi günü, Seminer Programı kapsamında İstanbul Modern’de düzenlenen panelde İzmir/Deniz projesinin üretim sürecini de yansıtan geniş katılımlı bir konuşmacı grubu ile eşitlikçi demokratik bir proje elde etme sürecinin nasıl gerçekleştiği ve neler öğrettiği enformel bir sohbet ortamında tartışıldı.

Katılımcılar: İlhan Tekeli, (İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanı, ODTÜ); Evren Başbuğ (steb | studio evren başbuğ, Y.Mimar); Deniz Güner (DEÜ, Akademisyen, Y. Mimar); Boğaçhan Dündaralp (ddrlp, Mimar); Seçkin Kutucu (Yaşar Üniversitesi, Akademisyen, Y. Mimar); Serhan Ada (İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Akademisyen)

İzmir / Sea: Project for Strengthening Izmirites’ Relationship to the Sea

On November 17, Saturday a large group of speakers came together to reflect the production process of the İzmir/Sea project at Istanbul Modern as a part of the Seminar Program. A discussion was held in the form of an informal conversation on how the process of developing an egalitarian and democratic project is achieved and what this process can teach us.

Participants: İlhan Tekeli (Izmir Metropolitan Municipality Chairman Advisor, METU, Academics);Evren Başbuğ (steb | studio evren başbuğ, Master Architect); Deniz Güner (DEÜ, Academic, Master Architect); Boğaçhan Dündaralp (ddrlp, Architect); Seçkin Kutucu (Yaşar University, Academic, Master Architect); Serhan Ada (İzmir Metropolitan Municipality Chairman Advisor, İstanbul Bilgi University, 




http://www.izmirdeniz.com/Home/Index

2011/03: boğaçhan dündaralp / genç mimar

Temmuz 31, 2011 § Yorum bırakın

_ medya içerğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

açık mimarlık / açık radyo: “mimarlığın neye muktedir olduğunu araştırmak” 

2010/03: izmir mimarlık sergisi ve ödülleri 2010 / jüri

Temmuz 30, 2011 § Yorum bırakın

_ etkinlik hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

2009/11: kent ve mimarlık günleri / londra_istanbul

Temmuz 30, 2011 § Yorum bırakın

The Architecture Foundation, Londra – İstanbul Uluslararası Değişim Programı
İstanbul’daki Genç Mimarlık Ofislerinin Karşılaştığı Zorluklar ve Fırsatlar
Değişim Programının tanıtımı: Elias Redstone (The Architecture Foundation)
Tartışma: Aslı Kıyak İngin, Boğaçhan Dündaralp (ddrlp), Nilüfer Kozikoğlu (Tuşpa NK)
Moderatörler: Pelin Derviş – Ömer Kanıpak

Tartışma Paneli – 1. Oturum
Tasarım ve Suç: Kentsel Müdahaleler ve Mimarın Pozisyonu
Tartışma:
Emre Arolat (EAA), Özgür Bingöl (GB), Arno Brandlhuber (Brandlhuber b&k+),
Boğaçhan Dündaralp (ddrlp), Ertuğ Uçar (Teğet)
Moderatör: İhsan Bilgin (Profesör, İstanbul Bilgi Üniversitesi)

_ etkinlik ile ilgili arkitera.com haberi için tıklayınız.
_ etkinlik programı için tıklayınız.
_ etkinlik bitiş-değerlendirme haberi için tıklayınız.
+
_ “londra_istanbul değişim programı paneli”

2006/10: 4 kuşak mimarlığı tartışıyor / kitap

Temmuz 22, 2011 § Yorum bırakın

_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

2006/10: 4 kuşak mimarlığı tartışıyor / panel

Temmuz 22, 2011 § Yorum bırakın

_ konuşmanın deşifre metnini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

2004/12: e. arolat – a. ataman- i. bilgin – t. korkmaz – n. sayın – h. tümertekin / arkitera diyalog hk.

Temmuz 18, 2011 § Yorum bırakın

Arkitera Forum

03-01-2005 20:49 #22
bogachan dundaralp

“İnsan, içinde bulunduğu ortamla sürekli yapılar kurar.
Ortam da insan gibi devingen bir yapıdadır; değişir, evrilir…
İnsan ile ortam arasındaki ilişki de döngüseldir; birbirini tetikler, dönüştürür.
Bu iki yönlü etkileşim, karşılaşmalarda, üretimlerde gizlidir…
Her defasında yeni yapılar kurulur…
Kalıplar, şablonlar kurma çabası, zaman içinde hep iflas eder…
Çünkü yapı kurmanın doğasına aykırıdır.
Ama içinde süreklilik hep vardır…
Evrimin doğası böyledir.
Evrim, ‘değer’ ler ile hareket eder.
Değerler, birileri tarafından oluşturulmaz ya da icat edilmezler.
Değerler, oluşan bu yapılardan doğar.
Evrim, ‘az değerli’ den ‘çok değerli’ ye hareket eder.
Bazen ‘gelen-ekler’ oluşturur, gelenler ve eklemlenebilenler hayat bulur.
Süreklilik hep vardır.
Çünkü evrimi sürekli kılan yalnızca dinamik olanlar değildir.
Statik olanlar da en az dinamik olanlar kadar önemlidir…
Evrim için, süreklilik için, birbirlerine ihtiyaçları vardır.
Zaman, bazen statik olanı dönüştürecek dinamik gelinceye kadar
Ya da o dinamik anlaşılıncaya kadar bekler…
Bunlar kurulan yapıların niteliğinde gizlidir; değerleri üreten, evrimi gerçekleştiren…”

bir yapı kurmak / bölüm1 parçası olduğun döngüyü kavramak / Boğaçhan Dündaralp

Bilgi, yapılar kuran insanın peşinde bıraktığı izlerdir. Bu izler üzerine pek çok şey kurulabilir: tarih, kuram, önerme… Bunlar bir anlamda da tersten okumalardır, bilgi katmanlarından haritalar oluşturmaktır da denebilir. Bu nedenle de ‘yapı kurma’ etkileşiminin içinde değil, dışında gibi görünürler. Ancak, çizilen haritaların okunaklılığı ve olanakları ile etkileşime tekrar insan tarafından sokulabilirler. Etkileşime katıldıklarında da, etkileşim içindeki duruşları, etkileşimdeki insan tarafından çarpıtılmıştır. Kiminde insanın bir parçası, uzantısı gibi (sindirilmiş durum) hareket eder ve sonuçlar verir. Kiminde eğreti durur, zorlamadır. Kiminde de varlığı, yokluğu anlaşılmaz. Hepsi de ancak etkileşim sonunda kurulan yapı üzerinden okunabilir. Olay ‘nitelik’lerde gizlidir.

Ben bu bağlamda,
teori-pratik ekseni yerine ‘yapı kurma’ kavramını koymayı, teori-bilgi kavramını ‘kurulan yapılar ardındaki izler içinde yer alan’ olarak tanımlamayı tercih ediyor, sezgi-görgü kavramlarını da kendi bütünselliği içinde yapı kuran insanın anlatılamaz ama izlenebilir iç dinamiği olarak görüyorum…

_ metni .pdf formatında görmek için tıklayınız.
_ “e. arolat – a. ataman- i. bilgin – t. korkmaz – n. sayın – h. tümertekin / arkitera diyalog hk.”

2001/12: emre arolat / arkitera diyalog

Temmuz 15, 2011 § Yorum bırakın

Arkitera Diyalog

25-12-2001 12:05 #12
bogachan dundaralp

Kalamış’taki konut blokları üzerinden…
merhaba,
Kalamış’taki konut bloğu, çevresindeki yapılaşmalardan yükseklik ve büyüklük bağlamında oldukça ayrılmakta, çevre ölçeği düşünüldüğünde de kendini çok baskın bir ifade ile konumlandırmaktadır. Kendisini ayrıcalıklı biçimde konumlandırıyor duygusu uyandıran yapı hakkında,
(arredamento mimarlık sayı:2001/6 daki yapı tanıtımı yazınızda)
şöyle bir ifadeniz var;

“… 20 katlı yapının bulunduğu parsel üzerindeki kitlesel oluşumu, bir mimarlık kararı olmaktan çok, en fazla blok boyu ve yoğunlukla ilgili belediye verilerine dayanır. Diğer bir deyişle, kentin bu bölümünde 20 katlı bir konut yapısının yerinin olup olmadığının irdelenmesi ve bu doğrultuda kararların alınması, “kentsel tasarım” ı mimarlar üstü bir “bilim” olarak gören “şehir ve bölge planlama uzmanları”nın uhdesinde olup, mimarın görevi, kitlesel oluşum kararları verilmiş bu yapının nasıl tasarlanacağı ile sınırlıdır. Kent içinde tasarlanan “özel” yapıların çok büyük bir bölümü için geçerli olan ve hangi amaca hizmet ettiği çoğu zaman anlaşılmayan bir kurallar manzumesi, tasarımcı mimarları en azından kitlesel kararlarda edilgin bir tavra iter.” aynı yazının son bölümünde de; ” Bu yapının tasarımcıları, bu tasarım üzerinden, son dönemde büyük kentlerin mimarlık gündeminde önemli yer tutan ” lüks apartman ” yapılarının gerçek kentsoylu olduğu kuşku götürür “hedef kitle”ye kayıtsız şartsız teslim olmadan, gelenekselin “yapıştırma” öğelerinden medet ummadan ve rüküşleşmeden de gerçekleştirilebilir olduğunu vurgulamak ister. E.A.”

Yazınızda siz de bu kentsel duruştan rahatsız olduğunuzu, ancak bu çaresizlik içinde yapılabilecek olanın yapının biçimlenme dili üzerinden hareket etmek olduğunu savunuyor…kendinizi bir verili durum üzerinden yapılanı meşru kılacak başka bir düzleme referans veriyorsunuz…

1. Sizce kentsel duruşu ile çevreyi yok sayan ve ezici bir kitle etkisi yaratan bir yapı kitlesinin ele aldığınız biçimiyle kente ve yaşayanlara bir şey kattığını düşünüyor musunuz ?
2. Sadece görsel olarak şık bir yapı kitlesi ‘lüks apartman’ örneği olarak ( yazınızın son paragrafta dile getirdiğiniz gibi ) bir referans olabilir mi ?
3. Kalamış konutlarını direk referans vermeyen ancak aşağıdaki düşüncelerin örneği olarak kullanan başka bir konu da şu;

Arolatlar,yayınlardan ve sergilerden takip ettiğmiz kadarıyla (göreli olarak) büyük ve çok sayıda iş yapma potansiyeline sahip bürolardan biri… Bu durumun iş konusunda seçici davranma olasılığı ve şansı verdiği açık… Ancak, ‘etik’ kaygılar barındıran ve bunları mimarlık ortamında açık biçimde ifade eden ve araştıran bir mimarlık ofisi olmaktan çok, şık binalar yapan,son teknoloji ve malzemeleri yapılarında, yabancı dergilerde eş zamanlı olarak kullnanan, bilgisayar sunum tekniklerini güncel sunum dilleri ile paralel kullanan, mimarlık medyasını bunları teşhir etmek ve meşruiyet zemini yaratmak amacı ile kullanan bir ofis izleniminde…(bu izlenimi veren tek örnek olduğunu söylemek haksızlık olur…)

Seçici davranıyor ve bu mimarlık adına kaygılar taşıdığınızı biliyoruz…Peki bunlar neden çoğunluğu biçimsel kaygılar taşıyan şık binalar ve sunumlar ardına gizleniyor… ?
(not: Buradaki gizlenme sorunsalı proje okuma ya da okuyamama sorunundan çok değerlendirilenin bize sunulanla görülen arasındaki farkların çelişkisi üzerine kurulmuştur.)
Saygılar…

25-12-2001 16:59 #37
Emre Arolat

boğaçhan
1.Kalamış’ taki konut blokunun kentsel duruşu ile çevreyi yok sayan ve ezici bir kitle etkisi yaratan bir yapı olduğunu düşünmüyorum. Alıntı yaptığınız yazının tümünü dikkatlice okuduğunuzda, yapının kent ile olan ilişkisinin çok önemsendiğini fark edeceksiniz. Bu yapının yakın çevresinde bulunan ve neredeyse tümü son yirmi yıl içinde inşa edilmiş olan diğer konut yapılarının kente ve yaşayanlara sizin deyiminizle ‘bir şey kattığını’ ve bu yapının ‘katmadığını’ ise hiç düşünmüyorum.

Yukarıdaki düşüncelerden hareketle, yazıdan çıkarmış olduğunuz sonuca da itiraz edeceğim. Yazınızın alıntı yaptığınız bölümlerinde üzerinde durulan düşünce, farklı dönemlerde, farklı yönetim mekanizmaları tarafından ele alınan ‘kentsel tasarım’ disiplininin yeniden sorgulanmasını sağlamak amacı ile kurulmuş idi.

2.a. Bu yazıda ‘şık’ kelimesini hiç kullanmadım.
2.b. Biçimin tek referans olduğu çok kişisel bir yargı oldu. Ben öyle düşünmüyorum.

3.a. Seçici davrandığımı ve mimarlık adına kaygılar taşıdığımı söylüyorsunuz, teşekkür ederim. Size sunulanla görülen arasındaki farkların çelişkisi de kişisel bir yargı. Ben çok ‘doğrudan’ sunduğumu düşünüyorum.
3.b. Sunum tekniklerinin güncel sunum dilleri ile paralellik kurması konusunda da inanın, hiçbir endişem yok. Kendi elimle de çizerim gerekirse.
3.c. ‘Mimarlık Medyası’ nı ‘Ürüne Meşruiet Zemini Yaratmak Amacı İle’ kullandığımızı söylediğinizde, medyanın işlevlerini çok azımsamış olmuyor musunuz?

25-12-2001 18:03 #46
bogachan dundaralp

yanıtınız üzerinden…
Tekrar merhaba,
yanıtlar için teşekkürler… ancak bazı noktaları yanıtlarınız üzerinden tekrar açmak istiyorum…

1. Sorumun açıklama kısmına baktığınızda sizin iddia ettiğiniz gibi ‘diğerleri birşeyler katıyor’, ‘bu yapı ne katıyor ?’ gibi bir yorum taşmıyor.
sorum; Kalamış Konutlarının ( iyi ya da kötü ) yapılaşmış çevresinden ölçek olarak çok farklılaştığı…üzerine kuruluyor…Siz de yanıtınızda ‘bu yapının bir şey katmadığına katılmıyorum ‘ diyorsunuz…ve Kentle kurulan ilişkisini önemsediğinizi söylüyorsunuz …Ama neyi önemsediğnizi ve bu yapı biçimlendirirken bunun ona ne kattığını yanıtlamıyorsunuz…Konuyu yapının biçimlenmesine etkisi bağlamında biraz bize açar mısınız…sizce ne katıyor ?

2. Biçimin tek referans olmadığını biliyorum…Aslında sorum biçimlenme mantığı üzerine kuruluyor…Belki Yukarıdaki açıklamaya vereceğiniz yanıtınızla bunu da yanıtlamış olursunuz… (Biçimlenmeyi yapıyı oluşturan süreçler ve onun sonucunda ortaya çıkan ürün bağlamında ele alırsanız sevinirim…)

3.Mimarlık medyası işlevlerini azımsamıyorum…Onun genel olarak kullanılma biçimini ve algılanma biçimini eleştiriyorum… (sadece size yönelik bir ifade değildi…) Bu sizin neyi neden anlatmak istediğiniz ile ilgili bir durum…Ama bahsettiğim çelişkileri yansıtması anlamında açıklayıcı olduğunu düşünüyorum.

saygılar…

03-01-2002 13:18 #69
Emre Arolat

bogachan
Kalamış Konutu’nun kentle olan ilişkisi hakkında.
Bu yapının inşa edildiği bölge,hepimizin alışkın olduğu, hatta çok da iyi bildiği, “komşudan 3, önden 5 metre çekilecek, içine yapı tıkıştırılacak” diye buyuran imar durumu ile biçimlenmiş bir konut dokusu ile gelişirken, ara yerde yeni bir imar durumu beliriyor ve farklı boyutları olanaklı kılıyor. Bu tam bir metropol gerçeği.

Ölçek sırası ile gidersek, yapılar, yapı adaları, ilçeler, kentler ve bunlara paralel olarak da yapılaşma mantığı dönüşmekte. Bu dönüşümden korkmakla, dönüşümü planlamak ayrı işler. Bu dönüşümün içinde ölçek kopuklukları olduğu gibi, izlenim ve hatta yaşam tarifi kopuklukları da var. “Büyük Kötüdür” diye şartlanmış domestik yapı geleneğinin de sorgulanabilmesi, ancak bu dönüşüm üzerinden olanaklı.

Metropollerde ortaya çıkan bu bölgesel dönüşümler, yerine tekrar konması olanaksız, “patina”sı zaman içinde olgunlaşmış dokuları zedeleyip yerle bir etmediği sürece, korkup kaçınılması değil, planlanması gereken bir durumu yaratıyor.

“Kent İçin Yeni Büyüklükler”in tasarımının, çok önemli bir uğraş olduğunu düşünüyorum. Bugün, çağdaş bir meslek adamının, kaçınılmaz olanı görmezden gelmek yerine, çözümü bunun üzerinden aramasının, tıkanıklıkları zorlamak için doğru bir yol olduğu fikrindeyim. Kalamış Konutu için, çevrede bu dönüşümden azade tutulması gerekecek nitelikte bir dokunun bulunmadığı gerçeğinden hareketle, biz de bu yolu denedik.

Bu sorunun cevabı olarak, yükselme ile elde edilen yeşil alan, siluet etkisi, yansıma ve geçirgenlik araştırmaları gibi, bu yapıya ait, “özel” durumlara girdiğimizde, “ana” konuya, yani kent için yeni büyüklüklerin tasarlanması sorununa haksızlık etmiş olacağız. Bu yapı üzerinden kent ilişkilerini değerlendirirken, burada bitmiş ürünün kendisine oranla daha fazla önemsenmesi gereken, konvansiyon dışı bir yaklaşım olduğunu ve metropolün gerçekliğinde, çözümün bu mecrada aranmasının geçerliliğini vurgulamalıyım.

Cevap neredeyse sorunuzun içinde. Biçimlenme mantığı, ölçek ile ilintili. Biçem ise tasarım sürecinin son aşamalarında bir yerlerde, bizim sorularımızın bir cevabı olarak orta yere çıkıyor.

_ metni .pdf halinde görmek için tıklayınız.
_ “Arkitera Diyalog / Emre Arolat”

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with emre arolat at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: