2011/07: mimari zaruri umumi / haber dosyası / arkitera

Ağustos 1, 2011 § Yorum bırakın

Feneryolu Sabit Pazar için Tuvalet (Kadıköy, İstanbul)
Mimar: Boğaçhan Dündaralp

“Yapı, iki caddeyi birbirine bağlayan feneryolu sabit pazarının, feneryolu caddesi cephesini oluşturur. Bu bağlamda yalnız pazaryeri  için bir ‘giriş’ değildir. Pazaryerini parka ve bağdat caddesine bağlayan aksın bir ucunu tanımlar. Yapının oluşturucu öğeleri, referanslarını bu bağlamdan alır. Pazarın bağdat caddesi girişinde yapılan park düzenlemesi  pazaryeri için yeni bir giriş bağlamı yaratmıştır. Feneryolu caddesi giriş bölgesinde yapılan bu wc yapısında,  bu düzenleme ile bir bağ kurulması ve yeniden kurgulanması proje tasarımının çıkış noktasıdır.  Tasarım,  pazaryeri için değişen bağlamın izlerinin taşınarak, yapısal olarak yeniden kurulması üzerine odaklanmıştır. Projeyi oluşturan yapısal öğeler, park düzenlemesinin ve pazaryerinin belirleyici  malzemelerinin  klonlanarak projede yeniden birleştirilmesi  yoluyla bağlamla ilşkilendirilmesinde kurucu bir rol  üstlenmişlerdir.” – proje dosyasından

“Sabit pazar yenilendiği için tuvalet şu an yıkılmış durumda. Fakat proje metninden yola çıkarak özetleyecek olursak: Yapı iki caddenin birbirine bağlandığı Feneryolu sabit pazarında yer alıyor. Pazarın girişinde yer alan bu tuvalet, pazarın çevresiyle olan ilişkisinın yanı sıra Bağdat Caddesi ile pazarın yer aldığı park arasındaki bağlantıyı da kuvvetlendiriyor.

Projede kullanılan malzemeler ise sabit pazar ile bütünlük oluşturacak şekilde seçilmiş. Cephede yer alan metal parmaklıklar gün ışığının ve temiz havanın içeriye girmesine olanak tanıyor.” – arkitera.com

_ proje dosyasını .pdf formatında görmek için tıklayınız.
_ yapı elemanları şemaları ve detaylı bilgi için tıklayınız.
+
_ “mimari zaruri umumi” haber dosyası için tıklayınız/arkitera.com

Creative Commons Lisansı
This work is licensed under a Creative Commons Alıntı-Türetilemez 3.0 Unported License.

2004/05: mimarın kendi yapısıyla hasaplaşmasına bir örnek / yapı okuması

Temmuz 18, 2011 § Yorum bırakın

FENERYOLU  SABİT PAZARI BAĞLAMINDA BİR YAPI OKUMASI

Yazı, 2000 yılında tasarımı ve uygulaması tamamlanmış bir yapının kendisi (bölge 3) ve  çevresi ile kurduğu ilişkinin, bugün mimarı tarafından yeniden okunmasını içermektedir.

Tasarlanmış olan üzerine…

 2000 yılında, Feneryolu sabit pazarının Bağdat Caddesi tarafındaki giriş bölgesini de içeren park ve çevre düzenlemesi uygulaması tamamlanmış ve yeni bir bağlam yaratmıştı.Tasarımı Nevzat Sayın tarafından yapılan bu düzenleme, eski yol aksını (divan yolu aksı) yeniden canlandırmak yerine, bugünün Bağdat Caddesinin hareketinin doğurduğu ilişkiler referans alınarak  tasarlanmıştı. Park düzenlemesi, sabit pazarın cadde ile ilişkisine yeni bir boyut katmıştı. Sabit pazar (bölge1) girişi önündeki meydan ve  çay bahçesi (bölge 2) ile de yapılı çevredeki yaşantıda bir dönüşüm yaratmıştı.
Birkaç ay sonra sabit pazarın arka giriş bölgesindeki eski tuvaletlerin (bölge3) yıkılarak yenilenmesi gündeme geldiğinde genç bir mimara ilk yapısını uygulama fırsatı doğmuştu.
Bölge 1 ve 2’nin yarattığı yeni bağlam, sabit  pazarın arka girişinde yer alacak bu yapıyı bir tuvalet yapısı olmasının dışında ele alınmasını zorunlu kılıyordu. Tasarım sorusu;  yapılacak yapının, değişen bağlamın bir parçası olarak onu nasıl tamamlaması gerektiği üzerine kuruluyordu.  Bu sebeple projeyi oluşturan yapısal öğeler, park düzenlemesi ve pazaryerinin belirleyici malzemelerinin klonlanarak projede yeniden birleştirilmesi yoluyla, çevre-mekan ilşkilerindeki örüntü dilinin sürekliliğinin bir parçası olarak ele alındılar.

Yaşanmış olan üzerinden…

Bir bağlamın parçası olma, onu tamamlama çabası, tasarım olarak kendisini proje aracılığı ile gerçekleştirmişti. Yapı, sabit pazarın 2. girişi olarak,  bölge1 ve 2 deki izleri fiziksel olarak taşıyarak o sürekliliğin bir parçası olma derdini yapısal olarak kurmuştu.
Bugün uygulamanın tamamlanmasının üzerinden 4 sene geçti. Yapının mimarı olarak  yapıya bugün tekrar baktığımda, tasarım kurgusunu var eden o ilişkilerin tümüyle koptuğunu görebiliyorum. Bu durumu gözlemlediğim ilk anda yaşadığım şok, sonrasında yerini bir sorgulama ve değerlendirmeye bıraktı. Yapının kamusallaştıktan sonra kendi aidiyetini yitirişi nasıl değerlendirilmeliydi?
Mimarın kendi yapısındaki değişiklikleri kendi nesnesine yapılan bir saldırı olarak algıladığı bir ortamda yaşayan bir mimar olarak, onu yok saymak, reddetmek yerine onun üzerine gitmenin, bana öğreteceklerinin peşinden koşmanın, bilme ve yapma alanımı genişleteceği  inancıyla bu durumu sorgulamaya çalıştım.
Bu durum öğrenilmiş tasarım pratiğinin güncel olan karşısında yetersizliğini mi gösteriyordu?
Yoksa tasarımın yapay kurgusu, yaşanan tarafından kabul görmemiş, ona dahil olamamış mıydı? Yapı, yeni ilişkiler ağının bir parçası olarak kendini kurarken mevcut ilişkiler ağını görmezden mi gelmişti? Tasarımın, bir kurgu yaratmak ve onu hayata geçirmekten öte bir şey olduğunun bir ispatı mıydı?  Biz mimarların fonksiyon dediği şey ile yaşantının dinamik ihtiyaçlarının karşılığının birbirinden çok farklı şeyler olduğunu mu bize anlatıyordu? Yoksa kamusal olanın dönüştürücü doğasını tasarımın bir parçası olarak ele almak gerektiğini mi?…
Sorular biribiri üzerinden arttırılabilmekte…
Bu sorgulamaların çıkarımları üzerinden iki durumun üzerinden tekrar geçmenin önemli olduğunu düşünüyorum.
Birincisi, kentin kamusal yüzünün kendi ilişkiler ağını dinamik olarak yenilemesi karşısında  tasarımdan anladığımız şeyin kavrayış alanını genişletmeye ve yeni kavrayış biçimleri oluşturmaya ihtiyaç olması durumu…
İkincisi, mimarın her an bozulabilir korkusuyla  yapısını sürekli denetlemesi ya da bozulmuş olanı reddetmesi  yerine;  yapının yaşayan ve değişen bir şey olduğunu kabul etmesi  ve buna direnmenin de faydasız olduğunun farkında olması durumu…
Ancak bu durumu bir teslimiyet olarak değil; tersine, bu  farkındalığın yapıyı ele alışa önemli katkılar yapacak bir bakış ve ihtiyaç olan o kavrayış alanını da genişletmenin araçlarından biri olarak görmek gerekmektedir.

 “Gerçek, kurgudan daha acayiptir. Çünkü kurgu olabilirlikleri gözetmek durumundadır; gerçeğin öyle bir zorunluluğu yoktur.”     MARK TWAIN

_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with fener yolu sabit pazarı at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: