2020/02: Prof. Dr. Ahmet T. Eyüce’ye Armağan – Mimarlık Eğitimi ve Düşüncesine Dair Anılar Denemeler Yazılar / Kitap

Şubat 19, 2020 § Yorum bırakın

WhatsApp Image 2020-02-19 at 11.53.35

WhatsApp Image 2020-02-19 at 11.53.34

” Prof. Dr. Ahmet T. Eyüce’ye Armağan – Mimarlık Eğitimi ve Düşüncesine Dair Anılar Denemeler Yazılar, kendini bir mimarlık eğitim neferi olarak gören, 2013 yılında kaybettiğimiz Prof. Dr. Ahmet Tuncay Eyüce’nin anısına Doç. Dr. Nilay Ünsal Gülmez – Doç. Dr. Hikmet Sivri Gökmen – Prof. Dr. Özen Eyüce tarafından hazırlanmış; mimarlık ve mimarlık eğitimi üzerine metinlerin de yer aldığı, Ahmet Eyüce ile yaşanmışlıkları ve onun ilkelerini geleceğe aktarma çabasındaki bir çalışmadır. Kaybının ardından, Ahmet Hoca’nın hayatına dokunduğu pek çok kişinin anıları, Eyüce’nin mimarlık ve mimarlık eğitimine bakışı, mimarlık dağarcığına katkı yapacak akademik makaleleri kaleme alarak oluşturduğu bu değerli çalışma özellikle mimar adayları ve genç mimarlar için zihin açıcı olacaktır.
Ahmet Hoca’nın hepimizi hayrete düşüren bir hafızası vardı, bulunduğu her ortamda âdeta sahne alırdı. Onun yanında zamanı unuturdunuz… İyi bir hikâye anlatıcısıydı.
Ve
Çok çalışkandı, ayrıntılara dikkat ederdi, zarifti, günceli takip ederdi, gençleri desteklerdi
Papyon takardı…
Dolma kalem âşığıydı…
Gülümserdi…”

 

Bulunduğu ortamla ışığını saçan, enerjisini kaybetmeyen ve hayatı işi olan insanlardan biri olarak; kendisine mimarlık hayatıma önemli katkıları ve bu hayattaki paylaşımlarımız için dğerli hocam Ahmet Eyüce’ye ve bu kitapta emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

 

image1

 

prof-dr-ahmet-t-eyuece-ye-armagan-mimarlik-egitimi-ve-duesuencesine-dair-anilar-denemeler-yazilar

kitaba erişim için tıklayınız.

2017/12: Türkiye Mimarlığını Sorguluyor / kitap / YEM yayınevi

Şubat 28, 2018 § Yorum bırakın

20180228_105845-e1519808594772.jpg

Türkiye mimarlığının mesleki ve akademik alanda önde gelen bu 12 ismi, “Neredeyiz? Yeni bir mimari praxis üretmek mümkün mü? Siyaset, mimarlık ve etik ilişkisi nasıl yürüyor? Bugünün tarihsel ve toplumsal koşulları içerisinde meslek ideolojimiz nedir? Türkiye’de imar nasıl düzelir? Her diploma sahibi mimar; her bina mimarlık ürünü müdür? Türkiye’de mimarlık yarışmaları imarın neresinde?” sorularına yanıt arıyor.

İktidar-mimar ilişkisi, siyasi erkin mimarlığa etkileri, plan değişikleri, 2B arazileri ve kentsel dönüşüm karşısında mimarın vicdani sorumlulukları, TOKİ uygulamaları, etik tartışmalarının nesnesi olmuş yarışmalar, mimarlık eğitiminin düzeyi, genç mimarların mesleğe atılma sürecinde yaşadıkları sorunlar, yukarıdaki temel sorulara aranan yanıtlar üzerinden irdeleniyor.

20180228_110058

Boğaçhan Dündaralp’in  metnini pdf olarak okumak için tıklayınız.

Türkiye, Mimarlığını Sorguluyor!

YEM Yayın – TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi
Yayına Hazırlayan: Can Şimşek
ISBN: 978-605-4793-06-8
1. Baskı
Kasım 2017
Türkçe
160 sayfa, renkli, kuşe kâğıt, karton kapak
14,5×20,5 cm

2017/01: Kuzguncuk Bostanı / Dayanışma Mimarlığı Sergisi ve Kitabı / Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

Mayıs 19, 2017 § Yorum bırakın

20170122_08561320170121_174143DM KİTAP_Web-80DM KİTAP_Web-1

DM KİTAP_Web-84DM KİTAP_Web-85DM KİTAP_Web-86DM KİTAP_Web-87DM_kuzguncukbostanDM KİTAP_Web-88DM KİTAP_Web-89DM KİTAP_Web-90DM KİTAP_Web-91

DM KİTAP_Web-93

 

 

dayanışma mimarlığı web sayfası

dayanışma mimarlığı kitabı kuzguncuk bostanı bölümü pdf

kolokyum: youtube linki

mimarist foto galeri sergi

2013/09: “İstanbul: Müstesna Şehrin İstisna Hali” için / kitap tanıtım yazısı / Arredamento Mimarlık Tasarım Kültürü Dergisi 271

Eylül 12, 2013 § Yorum bırakın

MustesnaSehrinIstisnaHaliDoc - 11 Eyl 2013 15-15-1

“İstanbul: Müstesna Şehrin İstisna Hali”  için:                     

Bugün; ‘barınma’, ‘ev’, ‘sokak’, ‘inşaat’, ‘deprem’, ‘afet’, ‘komşu’, ‘birey’, ‘hane’, ‘vatandaş’ gibi kavramların anlamlarının, içeriklerinin ve işlevlerinin değiştirildiği;  İstanbul’u dönüştürmek için yapılan hamleleri yasallaştırmak amacıyla hayata geçirilen kanunlar eliyle yeniden tanımlandığı bir ‘İstanbul’da yaşıyoruz.

Böyle bir ortamda tarihi boyunca ‘müstesna’ konumunu koruyan  ‘İstanbul’ un bugün yaşadığı dönüşümün hızı ve İstanbullular üzerindeki etkisi sadece küresel finans piyasaları, neoliberal politikalar, kentsel dönüşüm denilen ‘mülkiyet’ kavramını formatlayan hamleler ve politikalarla açıklanabilir mi?

Bu sorunun tartışma odağının (özellikle de gündelik hayata değdiği noktalarda)  artık küresel piyasa düzeni etkisinden çok;  kişisel haklar, vatandaşlık hakları, kentli hakları, gelecek nesillerin rezerv kaynak haklarına tecavüz eden, hor kullanan, hatta yok sayan ve bunu da yetki sayan tek yönlü anlayışların içinde olduğunun altını çizmek gerek. Beceriksizlik ve aceleyle fizik mekânsal doku, kaynaklar kadar sosyal dokunun da parçalandığı bu aralıkta artık o kentte yaşayanların ortak hafızayı kuran mekânları kadar ‘dili’ de yok oluyor.  A.Çavdar ve P.Tan’ın sunuş metninde de altını çizdikleri gibi: Evler, mahallelerin yıkılması hem insanlar, hem de mahalleler arası hukukun, hem de o ilişkileri var eden sivil dilin yok edilmesi anlamına geliyor.  Daha da önemlisi bu boşluk devlet mekanizması tarafından doldurularak tüm ilişkilerin aracısı ve yöneticisi olma pozisyonuna soyunmuş otoriter yapının kendine işler bir zemin bulmasına yarıyor. Gezi hareketine kadar kent parçalarında kentsel dönüşüm adıyla uygulanan operasyonlardaki bu durum ortak bütünsel bir içerik olarak algılanmıyordu. Bölünmüş mekân pratikleri ve deneyimleri ortak okumayı, farkındalığı ve de dayanışmaya izin verecek bir zemin bulamamıştı.

Gezi hareketi, bu dil kırımının yeniden açığa çıkartmak ya da vurgulamaktan öte bizzat kendisini bu dile yönelik tehdidin üzerine inşa ederek; bu dili; ortaklıkları olmayanların ortaklığını kent üzerinden yeniden kurmanın olanaklarını bize işaret etti.  Sulukule, Tarlabaşı, Ayazma gibi pek çok örnekteki (destek bekleyen, sesinin duyurmaya çalışan) yerel çabanın artık Gezi Direnişi ile ortak, ülkeye yayılan kollektif bir hal aldığını gördük. Gezi hareketi bu anlamda; temel haklara yönelik uygulanan şiddetin ve hayatlarımızdaki tehdittin büyüklüğüne dair sınırların çoktan aşıldığına dair ortak farkındalığın önemli bir göstergesine dönüştü.

“İstanbul: Müstesna Şehrin İstisna Hali”  Gezi hareketi öncesinde hazırlanmış bir kitap olma hali ile belki de konunun temellerine inmek, başka ölçeklerde konunun izini sürmek için bize fırsat veriyor.  Müstesna bir şehir olarak tarif edilen İstanbul’un istisna hallerinin hangi süreçlerle şekillendiğini tartışmaya çabalıyor. Bu izi sürerken de “İstanbul: Müstesna Şehrin İstisna Hali”  bir üst dil belirleme ve olup biteni onun üzerinden tartışma yerine konuyu devlet-vatandaş arasında geçen mecraya/mekâna/ortama taşıyarak tartışmaya çalışıyor. Devlet ve vatandaş arasındaki kurumsal ilişkilerin en görünür olduğu mekânların kentler olması; kentsel değişim süreçleri üzerinden vatandaşlık, mülkiyet ve sosyal haklar gibi ucu egemenlik süreçlerinin işletilmesine değen her tartışmada bunun durumlara özgü nasıl vuku bulduğunu tartışmaya açan bir zihinsel ortam hazırlıyor.

Konunun ancak ‘istisna’lar üzerinden okunduğunda, tartışıldığında ve açığa çıkartıldığında okunması mümkün okumaların varlıklarına işaret ettiklerini görüyoruz.  Bu okuma kentsel hamlelerin geleceğine ilişkin işleyiş ve meşrulaştırma çabalarının arkasındaki kodları ve kurguları anlamak için oldukça önemli görünmektedir.

“(Her) istisna (exception) bir tür dışlamadır (exclusion) …istisna olarak dışlanan şey, kuralla olan ilişkisini, kuralın askıya alınması biçiminde devam ettirir. Kuralın istisna üzerindeki geçerliliği, artık onun üzerinde uygulanmama ve ondan çekilme suretiyle devam eder.” Sunuş metnindeki bu Giorgio Agamben referansından hareketle; tekil gibi görünen uygulamaların yeniden biçimlendirdiği siyasetin, örtük bir o kadar da tutarlı bir arka plan tarafından biçimlendirildiği görülür. Gezi sonrası yeni siyaset dilinin ne olması gerektiğinin tartışıldığı, vatandaş olmanın, kentli olmanın sorumluluğunun yeniden keşfedilmeye çalışıldığı bu aralıkta deneyimler ile stratejik örüntüleri çakıştırmamıza izin veren her tür sorunsallaştırma ve izdüşüm arayışı önemli ihtiyaçlardan biri hale gelmiş durumda.

Farklı yazarların elinden çıkmış makalelerden oluşan bu kitap “ egemenin kendini yeniden üretme sürecinin şekillendiği bir kamp alanı olarak şehrin tecrübe etmekte olduğu dönüşüm sürecinin hangi mekanizmalar çerçevesinde gerçekleştiğini” bu çerçevede istisnalar üzerinden sorunsallaştırmaya çalışması bakımından oldukça önemli bir olanak yaratmaktadır.

Bu kitabın Gezi hareketi öncesinde hazırlanmış olduğu düşünüldüğünde; hem zamanlaması ile hem de sorunsallaştırdığı odakla; tüm dinamikleri ile bugüne bakışımızı daha iyi temellendirmemize ve olup bitenler üzerinden olası olacaklara yeni bir perspektifle bakmamıza imkan vereceği kuşkusuz.

Boğaçhan Dündaralp

İstanbul: Müstesna Şehrin İstisna Hali:

 Yazar ve makaleler:

  • “Kent hukukunun yeni yüzü: Düzenleyici devletten seçkinleştirici devlete”, Tayfun Kahraman
  • “Neoliberal yeniden yapılanmanın Türkiye kentleşmesine bir diğer armağanı: Kentsel dönüşümde güncelin gerisinde kalmak”, Osman Balaban
  • “Kentsel dönüşüm uygulamalarında belirleyici bir rol üstlenen Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) belirsiz kimliği üzerinde”birkaç saptama” Jean-François Pérouse
  • “Orta sınıflar üzerine düşünmek: İstanbul’da orta sınıfların”ajandasına risk yazmak” Cevdet Yılmaz
  • “Düzgün aileler” “yeni gelenler”e karşı: Korku siyaseti, tahliyeler ve kentsel ayrışma” Alev Erkilet
  • “Orta sınıfın evi” “”Ayşe Çavdar
  • “Bir Roman mahallesinin yeniden tanzim edilmesi “Aslı Kıyak İngin ve Tolga İslam
  • “Yerellik, direniş ve mekânsal hakkaniyet: Felaketin yanından koşmak” Pelin Tan
  • İstisnalar şehrinde muhalefet” Erbay Yücak

2010/02: lusid / sergi

Temmuz 30, 2011 § Yorum bırakın



_ lusid atölyesi ve sergi ile beraber hazırlanan kitap içeriği için tıklayınız.

 

2010/02: istanbul para-doxa / londra_istanbul

Temmuz 30, 2011 § Yorum bırakın


İstanbul Para-Doksa
Kent ve Mimarlık Üzerine Konuşmalar | Conversations on the City and Architecture
Boğaçhan Dündaralp, Aslı Kıyak İngin, Nilüfer Kozikoğlu
Pelin Derviş [editör] , Orhan Kolukısa [tasarım]
Garanti Galeri
Temmuz 2010
ISBN: 9789944731218

_ tartışma metinleri için tıklayınız.
_ “boğaçhan dündaralp/projeler” içeriği için tıklayınız.

2006/10: 4 kuşak mimarlığı tartışıyor / kitap

Temmuz 22, 2011 § Yorum bırakın

_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

2005/09: mahalle, oda, komşu, misafir? / oda projesi / 9. istanbul bienali

Temmuz 21, 2011 § Yorum bırakın


Mahalle, Oda, Komşu, Misafir
Oda Projesi
Özge Açıkkol, Güneş Savaş, Seçil Yersel
Özge Açıkkol [çeviri]
124/3
Eylül 2005
ISBN:9789759665067

Mahalle,oda,komsu,misafir ?- oda projesi

Oda projesinin  16 eylül-30 ekim 2005 tarihlerinde gerceklesen 9. uluslararası istanbul bienali çerçevesinde yayınlanan kitap, 154 kişiyi kitap mekanında buluşturuyor.

Oda projesinin başlattığı bir dizi soruyla, biribirini tanıyan ya da tanımayan 154 kişi arasında zincirler oluştu. Oluşturulan sorular biriktirilerek,  154 kişi kitap aracalığı ile birbirleriyle konuşturuldular. Tasarımı Esen Karol tarafından yapılan kitapta Boğaçhan Dündaralp, anlatılar apartmanındaki komşulardan biri olarak yer alıyor.

_ medya içeriğini .pdf halinde görmek için tıklayınız.

2004/09: Malaparte Evi / okuma

Temmuz 18, 2011 § Yorum bırakın

Malaparte Evi

  Öğrencilik yıllarında bir gün kütüphanede oturmuş eski mimarlık dergilerini karıştırırken karşılaşmıştım Malaparte eviyle. Kayalıkların üstünde yalnızlığı ve sükuneti ile Napoli körfezine bakıyordu. Tuhaf bir etki bırakmıştı üzerimde. İkinci sınıftaydım ve bir konut projesi yapıyordum. Evin, bize öğretilenlerle açıklanacak bir tarafı yoktu. Önünde kocaman bir körfez vardı ve dikdörtgen kitle, dar cephesi körfeze bakacak biçimde yerleştirilmişti. Geniş açıklıklar yerine küçük pencereler kaplıyordu uzun kenar cephesini. Evin çatısı tümüyle terastı ve bu terasa ulaşım, evin kitlesinin kayalıklara bakan dar kenar cephesini oluşturan, evin içinden ulaşılamayan o kocaman merdivendi. O zaman kendi içimden ‘ bu proje bizim jüride kesin çakar ‘ demiştim. Ev o yıllarda, aldığım eğitimde ters giden birşeylerin olduğunu  algılamama yardımcı olan örneklerden biri olmuştu…

Aradan geçen 10 yılın ardından Marida Talamona’nın ‘Malaparte Evi’ nin Türkçe baskısıyla karşılaşmak benim için o ‘özel’ olan duyguyu yeniden canlandırdı. Kitabı hevesle okuduğumda, kitabın ev ile kurulacak ilişki için önemli bir anahtar olduğunu düşündüm.

Talamona’nın kitabında önemli olduğunu düşündüğüm iki nokta var: Bunlardan biri Talamona’nın kendisi, diğeri de kitabın kurgusu. Talamona, evin bulunduğu Kapri Adası’nda doğmuş bir mimar. Faşist dönem İtalya mimarlığı tarihi, İtalyan sömürgeciliğinin kimlik arayışı, 1930-45  dönemi Avrupa mimarlığı üzerine çalışmaları bulunmakta. Malaparte evinin yeri, yapım tarihleri, Malaparte’nin siyasal geçmişi, babasının Malaparte ile dostluğu ve eve yaptığı katkılar düşünüldüğünde Talamona’nın mesleki çalışmaları sanki bu evin izlerini sürmek, kapalı kapıları açmak üzerine kurulmuş gibi… Diğer önemli nokta ise kitabın kurgusu. Talamona, kendi metnini mümkün olduğunca özet tutarak, eve ait orjinal belgeleri  (kayıtlar, belediye tutanakları, Malaparte’nin mimarla yazışmalarını), eve ait çizimleri ve yapım sürecini de içeren farklı tarihlerde çekilmiş fotoğrafları içeren albümü ayrı bölümler olarak kitaba yerleştirmiş. Yazdığı metinde de bu belgelere referanslar vererek dile getirmiş söyleyeceklerini. Böylece kitap, okuyucunun eve ait başka birikimlerini de birleştirirerek okuyabileceği, yeni okumalara da açık bir kitap haline gelmiş.

Bir adam Curzio Malaparte: İtalya’nın faşist döneminde siyasal ve yazınsal alanda önemli ve hayatı sürgünde geçmiş baskın bir kişilik…
Bir yer: Napoli körfezinde Kapri Adası…
Bir mimar: İşin başında gördüğümüz, sonrasında Malaparte ile ilişkilerini koparan Adalberto Libera…
Bir ev: Malaparte’nin ustalar ve dostları (başta Carlo Talamano olmak üzere) ile ortaya çıkardığı taştan bir portre, bir anıtmezar… Malaparte Evi…

Boğaçhan Dündaralp

_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

Creative Commons License
“malaparte evi” metni is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with kitap at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: