2014/09: Betonart 42 / ölçülemeyen / konuk editör

Eylül 28, 2014 § Yorum bırakın

 

BETONART 42 KAPAK_blog

Betonart 42*:

” ÖLÇÜLEMEYEN /ÖLÇÜYE GELMEYEN ”

İnsanın yapma-etme-anlama doğasının temelinde ve süreçlerinde elindekileri ölçülebilir kılma hayati bir önem taşır. Hatta insan medeniyetinin ölçülebilirlik üzerine inşa edildiğini söylesek kolay yanlışlanabilir bir iddiada bulunduğumuz söylenemez. Ölçülebilirlik; işe yararlılığın, kavranabilirliğin ve ortaklıkların üretimi için önemli bir araca dönüşmüştür.  Hatta o kadar kaçınılmaz bir yere evrilmiş ki; şeylerin boyutunu, değerini, miktarını ölçmek için birimler, bilimler, uzmanlıklar, mekanizmalar, sistemler üretmiş haldeyiz…

Oysa insanın insanlığın başından beri bilinmeyene, ölçülebilir olmayana karşı büyük bir heyecanı var.  Belki de bu durumu herşeyi ölçülebilir olduğunda kullanabilen, ortaklaştırabilen rasyonel ya da bilimsel görebilen insan medeniyeti ile açıklamak işi kolaylaştırabilir.  Ancak insanın doğası, kavrayışları ile elindeki araçlar arasındaki mesafe;  (algıladığı ile kavrayabildiği arasındaki mesafe de buna katılabilir) insan doğasının ölçülebilir olmayana neden büyük bir merak, ilgi, araştırma duyduğunu daha iyi açıklar.

Ölçülebilir dünya gündelik pratiklerimiz ve deneyimlerimiz içinde düşünce ve algı sınırlarımızın ötesinde oluşan durumlarda pek de yeterli yanıt vermez. Fakat bu çaba içindeki ürünlerimiz, işe yararlık ya da gereksinim temelli doğan pek çok uzmanlık, bilim dalı ve üretimler; ölçülebilir olanın araçlarını kullanarak;  çağın “işe yararlılık ve para” denklemi ötesinde işe yaramaz ancak paha biçilemez değerler, biçimler, nesneler üretirler. Sanat, felsefe, matematik, mimarlık…gibi.

Ölçülebilirlikler üzerinden vücut bulmuş; mimarlık üretimi olan yapılar; tasarımlarının ötesinde bizde heyecan, merak ve yeni deneyimler uyandıran; içinde rasyonelleştiremediğimiz duygulanımlar doğuran, “ölçülemeyen” boyutlar barındırır. Ve hatta iddialı bir tabirle biz mimarlar, mimarlık için onu mimarlık yapanın tam da  o olduğunu iddia ederiz. Bu mimarlığın yapısallıklar, mekânlar bir mimar tarafından tasarlanmış olmaları da gerekmiyor, anonim ve zaman içinde dönüşmüş, varolmuş, vücut bulmuş, materyalize olmuş; insan ile farklı duygulanımlar, kavrayışlar ya da deneyimler yoluyla “ölçülemeyen”i barındırmanın ötesine taşıyarak “ölçülemeyen”i görünür ya da kavranır kılan bir mimarlık da olabilir.

Bu anlamda dosyaya katkıda bulunan 3 yazarın Louis Khan’nın “Hayranlık uyandırıcı çok iyi bir bina ölçülemeyenle başlamalı, tasarım sırasında ölçülebilir araçlarla sınanmalı ve en sonunda yine ölçülemez olmalı” alıntısı ile başlaması ve onu sorunsallaştıran farklı içeriklerle durumu tartışması; bu ön kavrayışımızı sorgulamamız açısından da ayrı bir önem taşımaktadır.

Bu dosyada, eksenini materyalize olmuş mimarlık ve kaynakları üzerine oturtmuş “ölçülemeyen” kavramını tartışmak ve sorunsallaştırmak heyecan verici olur diye düşündüm. Editör olarak da düşüncelerini, yaklaşımlarını, üretimlerini merak ettiğim kişileri bu sayı için davet ettim.  Hepsine bu davete aynı heyecanla yanıt verdikleri için teşekkür ederim.

Umarım okuduklarınız sizleri de heyecanlandırır.

Boğaçhan Dündaralp

*not: DouglasAdams’ın yazdığı ‘Otostopçu’nun Galaksi Rehberi’ kitabına göre hayat, evren ve her şeye dair nihai sorunun cevabı olan 42 ile kurulan ilişki bu bağlamda “ölçülebilir” değildir. Tema ile olası kurulacak rasyonelleştirme girişimleri hoş bir tesadüfi güzellemeden öte bir anlam taşır mı, bilinemez?…

katılımcılarKapak için Tolga Tüzün’e

Neslihan Şık ve Banu Binat başta olmak üzere tüm Betonart ekibine bu keyifli sayı için çok  teşekkürler.

Kapak görselini dinlemek için: http://createpermanence.com/

http://www.betonart.com.tr/index.php/arsiv/2014/42/

haber linkleri;

http://www.mimarizm.com/Haberler/HaberDetay.aspx?id=54101

dergiyi okumak için: 00 BETONART 42 web

 

2013/08: Dikili Köyleri için Rehber Denemesi / Yahşibey Tasarım Çalışmaları 31 / ESTV

Eylül 12, 2013 § 1 Yorum

1 22-02-1 2-2 3 4 5 6 6-1 7 8 9

Yahşibey Tasarım Çalışmaları / 31

1-15 ağustos:yahşibey / 16-31 ağustos:istanbul

Bugüne kadar Yahşibey çalışmalarımızın tamamını Yahşibey için yaptık. Kimse bizden birşey istemeden kendi kendimize sorular üretip,yanıtlar bulmaya çalıştık. Anlamak,anlamlandırmak ve anlatmak üzerine kurulu olan bu süreç en azından vardığımız sonuçlar kadar önemli oldu. Bütünüyle gerçek olmasa bile bir ucundan gerçekliğe değen ve birileri daha ucundan tutsa, gerçek olabilecek olan şeylerle uğraştık. Gerçekliğin sınırlarını anlamaya,anladıkça esnetmeye çalıştık. Esnemeyecek kadar donuk ve zihin açıcı olmayanları yok saydık…

Zanaatkarlık,yerellik,taş/toprak gibi hemen elimizin altındaki malzemeler,görünmek ve kaybolmak,yapmadan yapmak,iklim,rüzgar,güneş,antikite,geçmiş

zaman,göç,komşuluk,etnisite,paylaşım,alışkanlıklar ve yenilik,karmaşıklık ve basitlik,kutlama ve şenlik,tören,gelenekler,mimarlar ve mimarsız mimarlıklar gibi konular üzerinde gözlemler yaptık,düşündük,tartıştık,anlamaya ve anlatmaya çalıştık.

Uzunca bir süredir mimarlığın gündeminde olan ‘kentsel meseleler’den uzaklaşıp,’kırsal meseleler’e geçmeyi denedik. %75’inin kentlerde yaşadığı söylenen Türkiye’de kentleşme üzerine duymadığımız kalmadı. Kentleşmiş olsak bile kentlileştiğimiz söylenebilir mi? Yoksa bir zamanlar üzerinde konuşulan “köy kent”ler mi oluşuyor?

İşte biz bunlar üzerinde düşünürken ‘büyük kent yasası’ çıktı ve köyler mahalle oldu…

Dikili belediyesinden arayıp,yeni yasayla oluşan durumda ne yapmaları gerektiği konusunda birlikte çalışmak istediklerini söyleyip,yaz okulunda bu konuda bir ön çalışma yapıp, yapamıyacağımızı sordular. Hemen evet dedik ve ne yapacağımızı tam olarak bilemediğimiz bu konuda çalışmaya karar verdik.

Yapacağımız çalışma temel olarak bir ‘tasarım rehberi’ olarak düşünülebilirdi; kırsal kesimde model olabilecek bir tasarım rehberi. Yaz okulunun 15 günlük süresi içinde bu tasarım rehberini yapamazdık ama 25 köyde araştırma ve tesbitler yapıp,ortak paydalar bulmaya çalışır,bu ortak paydalar içinden ‘sürdürülebilir’ olanları belirleyebilirdik. İstanbul’da sürdürmeyi düşündüğümüz ikinci aşamada ise Yahşibey çalışmalarından bazı ara sonuçlara varabilir ve daha sonra bu çalışmaya katılacak olan ekiplerle vardığımız sonuçları paylaşır, etkin bir biçimde bu çalışmaya eklemlenmelerini sağlayabilmeyi umuyoruz. Henüz ne ile karşılacağımızı bilmiyoruz. Nasıl bir sonuç üretebileceğimizi de. Ama iyi bir iz üzerinde olduğumuzdan kuşkumuz yok. Bu yüzden de denemeye değer diye düşünüyoruz.

Nevzat Sayın (www.nsmh.com) ve Boğaçhan Dündaralp (www.ddrlp.com) önderliğinde gerçekleşmiştir. Yahşibey Tasarım çalışmaları ESTV (Emre Senan Tasarım Vakfı)  çerçevesinde gerçekleşmektedir: http://www.yahsiworkshops.com/

çalışma dokümanı pdf’ini buradan inceleyebilirsiniz_

Katılımcılar:

  1. ONUR KARADENİZ                       (İTÜ)
  2. ÖZGE ÖZKUVANCI                       (GYTÜ)
  3. YILDIRIM YAZGAN ARIKAN         (YÜ)
  4. YEŞİM YIKILMAZ                          (BÜ)
  5. ELİF GİZEM AKILLI                       (DEÜ)
  6. MERT KALKAN                             (YTÜ)
  7. NESLİ NAZ AKSU                          (İTÜ)
  8. HARUN KOLAY                             (YTÜ)
  9. SEVGİM AYHAN                           (BAU)

2013/02: “İzmirliler’in Projesi”/ XXI mimarlık kültürü dergisi

Şubat 8, 2013 § Yorum bırakın

xxi_subat13_small-1 xxi_subat13_small-2 xxi_subat13_small-12 xxi_subat13_small-13

 

dergiyi okumak için buraya tıklayınız.

dosyayı olarak okumak için buraya tıklayınız.

2012/11: İzmirDeniz: ‘İzmirlilerin Denizle Olan Bağını Güçlendirme Projesi’ sergisi / paneli; 1.İstanbul Tasarım Bienali, Musibet Sergisi

Kasım 21, 2012 § 3 Yorum

Izmir / Sea: Project for Strengthening Izmirites’ Relationship to the Sea / 1th İstanbul Design Biennial / Musibet Exhibition

İzmir/Deniz projesi Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve turistik anlamda önemli bir merkezi olan fakat iktidarların gündeminde çoğu zaman arka planda kaldığı iddia edilebilecek önemli kıyı kenti İzmir’in kaderine yön verebilecek dönüşüm stratejilerini geliştirmek adına, birbirinden farklı alanlarda söz sahibi olan aktörlerin bir arada olduğu, katılımcı ve demokratik bir düşünce platformu oluşturmayı amaçlıyor. Türkiye kentleşme tarihinde bir ilk sayılabilecek bu girişim, hiyerarşik olmaktan çok eşitlikçi, tek sesli olmaktan çok çoğul sesleri içinde barındıran, kent adına değil kent ile birlikte kentlinin yaşantısına katılacak bir dönüşüm ortaya koymayı amaçlıyor.

The Izmir/Sea project aims to create a participative and democratic platform of opinions where actors who dominate different fields come together in order to develop transformation strategies that could shape the future of the important coastal city Izmir, an economically, socially and touristically significant center for Turkey that, one could claim, is mostly left in the shadows on the agenda of political powers. This initiative, which could be deemed a first in Turkey’s history of urbanization, looks to set forth a transformation that is egalitarian rather than hierarchical, multi-voiced rather than single, and incorporated in the urbanite’s life along with the city, rather than only in its name.

İzmirlilerin deniz olan bağını güçlendirmeyi hedefleyen İzmirDeniz Projesi, İzmir körfezini çevreleyen kuzeyde Karşıyaka Mavişehir’den başlayıp Bayraklı, Alsancak, Konak ile devam eden ve güneyde İnciraltı’nda biten 40 km uzunluğundaki sahil şeridinin var olan kimliği korunup geliştirilerek geniş bir kamusal alan olarak yeniden düzenlenmesini içeriyor. Ancak proje sadece boyutlarının büyüklüğü ile değil, 100’den fazla tasarımcı, akademisyen ve uzmanı harekete geçiren proje elde etme süreciyle de dikkat çekici özgünlükler içeriyor. Türkiye kentleşme tarihinde bir ilk sayılabilecek bu girişim, hiyerarşik olmaktan çok eşitlikçi, tek sesli olmaktan çok çoğul sesleri içinde barındıran, kent adına değil kent ile birlikte kentlinin yaşantısına katılacak bir çevre oluşturmayı hedefliyor. Proje, çoğunlukla tepeden inme emrivakilerle toplumun sınırlı bir kesimine yönelik geliştirilen projelerin aksine, tartışmaya açık ve geniş katılımlı süreciyle kentsel ölçekte projelerin nasıl geliştirilmesi gerektiğine ilişkin öğretici bir deneyim ortaya koyuyor.

The coastline surrounds the northern Gulf of Izmir, starts from Karşıyaka Mavişehir, continues until Bayraklı, Alsancak, Konak and ends in the South, İnciraltı. The Izmir Sea Project contains the protection of the identity and the reorganisation of the 40 km long coastline as a wide public space. However, the project has remarkable originalities not only due to its size but also due to the process mobilising more than 100 designers, academics and experts to achieve the project. This project, which can be considered the first attempt of its kind in the history of urbanisation in Turkey, is egalitarian rather than hierarchical, contains multiple voices rather than a single voice and aims to create an environment not only for the city but one which will participate in the lives of the urbanites. Different from the top-down projects, most of which are developed for a limited segment of society, this project is an informative experience of how urban scale projects should be developed in such a way that it will be open to debate and broad participation.



bölge/grup 3: alsancak-konak bölgesi





‘Musibet’ Exhibition Curated by Emre Arolat; İzmir/Sea exhibition Curator: Saitali Koknar; Graphıc Design: Eray Makal; Exhibition Design: Ömer Ünal

Seminar Program:
İzmir / Deniz: İzmirlilerin Denizle Olan Bağını Güçlendirme Projesi

17 Kasım 2012, Cumartesi günü, Seminer Programı kapsamında İstanbul Modern’de düzenlenen panelde İzmir/Deniz projesinin üretim sürecini de yansıtan geniş katılımlı bir konuşmacı grubu ile eşitlikçi demokratik bir proje elde etme sürecinin nasıl gerçekleştiği ve neler öğrettiği enformel bir sohbet ortamında tartışıldı.

Katılımcılar: İlhan Tekeli, (İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanı, ODTÜ); Evren Başbuğ (steb | studio evren başbuğ, Y.Mimar); Deniz Güner (DEÜ, Akademisyen, Y. Mimar); Boğaçhan Dündaralp (ddrlp, Mimar); Seçkin Kutucu (Yaşar Üniversitesi, Akademisyen, Y. Mimar); Serhan Ada (İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Akademisyen)

İzmir / Sea: Project for Strengthening Izmirites’ Relationship to the Sea

On November 17, Saturday a large group of speakers came together to reflect the production process of the İzmir/Sea project at Istanbul Modern as a part of the Seminar Program. A discussion was held in the form of an informal conversation on how the process of developing an egalitarian and democratic project is achieved and what this process can teach us.

Participants: İlhan Tekeli (Izmir Metropolitan Municipality Chairman Advisor, METU, Academics);Evren Başbuğ (steb | studio evren başbuğ, Master Architect); Deniz Güner (DEÜ, Academic, Master Architect); Boğaçhan Dündaralp (ddrlp, Architect); Seçkin Kutucu (Yaşar University, Academic, Master Architect); Serhan Ada (İzmir Metropolitan Municipality Chairman Advisor, İstanbul Bilgi University, 




http://www.izmirdeniz.com/Home/Index

2009/01: temas projesi / forum/sergi: haliç parkı

Temmuz 29, 2011 § Yorum bırakın

Esra Fidanoğlu, Emre Koyuncuoğlu, Ahmet  Önder, Ceren Balkır Övünç yürütücülüğünde İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü Mimari Tasarım Atölyesi öğrencileri ile Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri  ve Edebiyatı Bölümü Kültür Dersleri başlığı altında verilen “Farklı alanlar için Oyun Yazarlığı” dersi öğrencileri bir araya gelerek İstanbul’da yaşayan birçok farklı kültürün insanlarının birbirleriyle TEMAS etmeleri üzerinden toplumsal yaşama katkıda bulunma çalışmalarına Ekim 2007 de başlamışlardır.

Haliç çevresinde tasarımlanan TEMASmekanların tartışmaya açıldığı TEMASforum/sergi:Mekan (17Ocak2008/İKÜ) ile performansların canlandırıldığı TEMAS:Performans (3Mart2008/BÜ) ile TEMASforum/sergi:İstanbul (9Haziran2008/İKÜ) ile TEMAS noktalarının İstanbul’a yayılması durumu sorgulansının ardından, 24 Ocak 2009’da İKÜde TEMASforum/sergi: Haliç Parkı gerçekleştirilecektir.

Haliç’in metropolitan bir park olarak dönüşmesi bağlamında TEMAS AĞI ile örülmesi hedefine yönelik olarak gerçekleştirilen atölye tartışmalarına dayanan mimari tasarımlar, 2008-2009 Güz yarıyılı Mimari Tasarım Atölyesi ikinci ve dördüncü sınıf öğrencileri tarafından tartışimaya açılmakta.

_ etkinlik haberi için tıklayınız.

2006/06: yerine ait olan / narcity röportaj ve yapı okuması

Temmuz 21, 2011 § Yorum bırakın


_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

2004/12: e. arolat – a. ataman- i. bilgin – t. korkmaz – n. sayın – h. tümertekin / arkitera diyalog hk.

Temmuz 18, 2011 § Yorum bırakın

Arkitera Forum

03-01-2005 20:49 #22
bogachan dundaralp

“İnsan, içinde bulunduğu ortamla sürekli yapılar kurar.
Ortam da insan gibi devingen bir yapıdadır; değişir, evrilir…
İnsan ile ortam arasındaki ilişki de döngüseldir; birbirini tetikler, dönüştürür.
Bu iki yönlü etkileşim, karşılaşmalarda, üretimlerde gizlidir…
Her defasında yeni yapılar kurulur…
Kalıplar, şablonlar kurma çabası, zaman içinde hep iflas eder…
Çünkü yapı kurmanın doğasına aykırıdır.
Ama içinde süreklilik hep vardır…
Evrimin doğası böyledir.
Evrim, ‘değer’ ler ile hareket eder.
Değerler, birileri tarafından oluşturulmaz ya da icat edilmezler.
Değerler, oluşan bu yapılardan doğar.
Evrim, ‘az değerli’ den ‘çok değerli’ ye hareket eder.
Bazen ‘gelen-ekler’ oluşturur, gelenler ve eklemlenebilenler hayat bulur.
Süreklilik hep vardır.
Çünkü evrimi sürekli kılan yalnızca dinamik olanlar değildir.
Statik olanlar da en az dinamik olanlar kadar önemlidir…
Evrim için, süreklilik için, birbirlerine ihtiyaçları vardır.
Zaman, bazen statik olanı dönüştürecek dinamik gelinceye kadar
Ya da o dinamik anlaşılıncaya kadar bekler…
Bunlar kurulan yapıların niteliğinde gizlidir; değerleri üreten, evrimi gerçekleştiren…”

bir yapı kurmak / bölüm1 parçası olduğun döngüyü kavramak / Boğaçhan Dündaralp

Bilgi, yapılar kuran insanın peşinde bıraktığı izlerdir. Bu izler üzerine pek çok şey kurulabilir: tarih, kuram, önerme… Bunlar bir anlamda da tersten okumalardır, bilgi katmanlarından haritalar oluşturmaktır da denebilir. Bu nedenle de ‘yapı kurma’ etkileşiminin içinde değil, dışında gibi görünürler. Ancak, çizilen haritaların okunaklılığı ve olanakları ile etkileşime tekrar insan tarafından sokulabilirler. Etkileşime katıldıklarında da, etkileşim içindeki duruşları, etkileşimdeki insan tarafından çarpıtılmıştır. Kiminde insanın bir parçası, uzantısı gibi (sindirilmiş durum) hareket eder ve sonuçlar verir. Kiminde eğreti durur, zorlamadır. Kiminde de varlığı, yokluğu anlaşılmaz. Hepsi de ancak etkileşim sonunda kurulan yapı üzerinden okunabilir. Olay ‘nitelik’lerde gizlidir.

Ben bu bağlamda,
teori-pratik ekseni yerine ‘yapı kurma’ kavramını koymayı, teori-bilgi kavramını ‘kurulan yapılar ardındaki izler içinde yer alan’ olarak tanımlamayı tercih ediyor, sezgi-görgü kavramlarını da kendi bütünselliği içinde yapı kuran insanın anlatılamaz ama izlenebilir iç dinamiği olarak görüyorum…

_ metni .pdf formatında görmek için tıklayınız.
_ “e. arolat – a. ataman- i. bilgin – t. korkmaz – n. sayın – h. tümertekin / arkitera diyalog hk.”

1998: 6. ulusal mimarlık sergisi ve ödülleri / tekirdağ’ da ev

Temmuz 14, 2011 § Yorum bırakın


_ medya içeriğinin tamamını .pdf formatında görmek için tıklayınız.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with nevzat sayın at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: