2015/08: LYSA /Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi Yarışması / Lüleburgaz Belediyesi / Yarışma

Ağustos 27, 2015 § 2 Yorum

luleburgaz_sanatakademisi

Jüriden;

Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi (LYSA) projesi, Lüleburgaz Belediyesi’nin yaklaşık 15 yıldır çok önem vererek sürdürdüğü kent kültürü odaklı sosyal içerikli projelerinin bir parçası olarak hızla hayata geçirilmeyi beklemektedir.

Lüleburgaz Belediyesi, Lüleburgaz’ın sosyal ve kültürel ihtiyacına yönelik kentlinin zenginliğini kentin zenginliği ve niteliğine yansıtmaya çalışan, bunu da kentin sosyal ve kültürel hayatının zenginleşmesinde yattığına inanan sosyal bir belediyecilik anlayışı ile çalışmaktadır. Bu sürecin kentin fiziki çevresinden ve mekânsal niteliklerinden ayrı olmadığını düşünen Belediye; mimarlık başta olmak üzere, kentin ihtiyaç duyduğu fiziki çevrelerin üretiminde gerekli disiplinlerin uzmanları ile çalışma çabası içinde doğru yöntem ve ilkelerle yapılmaya çalışıldığı bir yaklaşım içindedir. Kent kaynaklarının ve olanaklarının değerlendirildiği, yeni kaynakların üretildiği ve bunların kent hayatında görünür olarak aktarılabildiği bu süreç, kent hayatına yansımaya devam etmektedir.

Bu süreçte mimarlık, kentin hayatında nitelikli fiziki çevre, mekân üretimi için yaşadığımız coğrafyadaki genel anlayışın aksine ihtiyaç duyulan ve talep edilen bir disiplin olarak tanımlanmaktadır. Bu ihtiyaçlarını doğrudan ‘yapı’ beklentisi üzerine kuran pek çok belediyenin aksine, süre giden kullanımlara dayalı ihtiyaçları talep eden bir kentsel hayat üzerine kurmaktadır. Bu mekânsal ihtiyaçları sadece mekân ya da yapı olarak değil oradaki hayatın gelişimine odaklayan bir perspektifle tarif etmektedir. Bu nedenle Lüleburgaz’da boş, kullanılmayan şık yapılar yerine yaşayan ve çok kullanılan mekânlarla karşılaşılmaktadır. Bir başka önemli durum da; talep edilen ve hizmeti alınan her türlü mimari ürünün hayata geçirilmiş olmasıdır. Bir taraftan ne istediğini bilen, talep eden, bunun için kaynaklarını hazırlamış; diğer taraftan da işlerini doğru yapan profesyonellere ulaşmaya çalışan, bu kişilerin kendi perspektiflerini genişletmesine açık, bilgi ve üretime saygı gösteren bir kamu kurumundan bahsediyoruz. Bu iki özellik kuşkusuz sadece mimarlar için değil, bütün disiplinler için işlerin ve üretimlerin önüne geçen şüpheleri ortadan kaldırmak için önemlidir.

Lüleburgaz Belediyesi son iki yıldır bu özel projeleri ulusal mimari proje yarışmaları yoluyla elde etmeye başlamıştır. İlk olarak 2013’de Otobüs Terminali yarışması ile başlayan (şu anda yapımı devam etmektedir) bu süreç, geçtiğimiz ay yarışması sonuçlanan Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi (LYKA) yarışması ile devam etmiştir. Bu projenin de hayata geçirilmesi için gereken çalışmalar devam ederken; Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi (LYSA) projesi yarışmaya açılmaktadır. Bu yarışma, mimarlık ortamını Lüleburgaz’ın kültür ve sanat ortamına katkıda bulunmaya davet niteliği taşımaktadır.

Kentteki kültür ve sanat faaliyetleri ile mimarlık yarışmalarının yarattığı olumlu hava kentin ve kentlinin yaşantısına büyük bir katkı sağladığı açıkça fark edilmektedir. Yerel yönetimin istek ve iradesi ile yarışmaya açılan projelerin hızla ve özelliklerini koruyarak hayata geçiriliyor olması da Lüleburgaz Kenti’ni mimarlık ortamı açısından özel ve umut verici bir konuma taşımaktadır.

Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi (LYSA), kentte halen faaliyette olan Lüleburgaz Yıldızları Futbol Akademisi (LYFA), yapımı tamamlanan Lüleburgaz Yıldızları Lezzet Akademisi (LYLA), yarışması tamamlanan Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi (LYKA) ve gelecekte yapımı düşünülen diğer akademiler ile birlikte kentin sosyal ve kültürel strüktürünün geliştirilmesinde büyük öneme sahiptir. Akademi olarak tanımlanan bu yapılar Sayın Başkan’ın metninde de ifade ettiği gibi- kent hayatının içine sızan, eğitim, üretim ve paylaşma alanlarının etkinliklerle zenginleştirildiği, bir nevi halk evi gibi çalışan özgün kurumsal yapılanmalardır. Sanat

Akademisi için kentin en özel noktalarından biri seçilmiştir. Konumu, topografyası, peyzajı, programının talep ettiği zengin mekânsal kullanımlar için potansiyeller vaat etmektedir. Bu potansiyellerin zengin ve doğru değerlendirilmesi için yarışma formatı iki kademeli olarak belirlenmiştir.

Belediye tarafından hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi planlanan ve inşaat bütçesi ayrılmış olan projede yer alacak mekânların farklı zaman dilimlerinde esnek kullanımlara izin vermesi, açık-yarı açık-kapalı mekân dengelerinin alanın doğal peyzajı ile bütünleşerek kullanım niteliklerini zenginleştirecek yönde ele alınmış olması beklenmektedir. Projenin gerçekleşmesinden sonra kent yaşantısına yeni bir boyut ve anlam katabilecek, tüm kentlinin (genç, yaşlı, çocuk, engelli) kullanımına uygun yüksek nitelikli bir tasarım olması beklenmektedir.

Tüm yarışmacılara başarılar dileriz.

 

Danışman Jüri Üyeleri:

EMİN HALEBAK Makine Mühendisi, Lüleburgaz Belediye Başkanı

MURAT ERMEYDAN Peyzaj Yüksek Mimarı, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şube Başkanı

KEMAL SUNER Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisi

MAHMUT TÜRKER Akustik Danışman

Asli Jüri Üyeleri:

BOĞAÇHAN DÜNDARALP Mimar (DEÜ), Jüri Başkanı

HÜSEYİN SİNAN OMACAN Mimar (İTÜ)

ALİ CENGİZKAN Mimar (Prof. Dr., ODTÜ)

SEMRA UYGUR Yüksek Mimar (ODTÜ)

ARZU KUTKAM NUHOĞLU Peyzaj Yüksek Mimarı (AÜ)

MURAT AKSU Yüksek Mimar (İTÜ)

KANAT BURAK BOZDOĞAN İnşaat Mühendisi (Dr., EÜ)

Yedek Jüri Üyeleri:

OZAN ÖZTEPE Yüksek Mimar (YTÜ)

SEDA BİLDİK ERDOĞMUŞ Yüksek Mimar (MSGSÜ)

NİLÜFER KART AKTAŞ Peyzaj Mimarı (Yrd. Doç. Dr., İÜ)

KADİR KILINÇ İnşaat Mühendisi (Dr., DEÜ)

Raportörler:

ZEYNEP TÜFEKÇİOĞLU Endüstri Mühendisi (DÜ)

ÖNCÜL KIRLANGIÇ YOLDAŞ Yüksek Mimar (MSGSÜ)

BURCU BAĞCI Mimar (LAÜ)

T

Yarışma bilgisi için:

Yarışma Şartnamesi ve bilgileri için:

 

Kolokyum Notları:

2014/10: Ulusal Mimarlık Ödülleri Sergisi ve 21.yy Dönümünde Türkiye Mimarlığı/ panel-sergi

Ekim 20, 2014 § Yorum bırakın

mimarlik-sergi

“Ulusal Mimarlık Ödülleri Sergisi ve 21.yy dönümünde TÜRKİYE MİMARLIĞI”

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nin bu 14 dönemlik birikimini, tüm dönemlerin ödül alan mimar ve eserlerini içeren bir retrospektif sergi ve bu dönem boyunca Türkiye’de mimarlık alanında yaşanan değişim ve dönüşümün değerlendirildiği bir panel ile karşılıyor.

Panel

Oturum kolaylaştırıcısı: Sinan Omacan

• Ersen Gürsel

• Haydar Karabey

• Boğaçhan Dündaralp

• Arif Güven Sargın

 

Tarih ve saat: 24 Ekim 2014 16.00-18.00

Yer: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

Sergi: “ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ SERGİSİ RETROSPEKTİF 1988-2014”

Tarih: 20 Ekim-08 Kasım 2014

ulusalmimarlikodulleri

kaynak:

http://www.mimarist.org/odadan/4041-ulusal-mimarlik-sergisi-ve-21-yy-donumunde-turkiye-mimarligi.html

http://www.mo.org.tr/ulusalsergi/

 

 

 

2011/05: 17. taşkışla bahar şenliği / TaM24sa. taşkışla avlu – ütopia

Ağustos 1, 2011 § Yorum bırakın


“Farklı bir tasarım deneyimi yaşatmayı,
Taşkışla üzerine geliştirilen fikirleri herkesle paylaşmayı hedefleyen TaM24sa.,
Boğaçhan Dündaralp, Sinan Omacan, Burcu Serdar Köknar, Esin Yürekli ve Cem Kozar dan oluşan bir jüri tarafından değerlendirildi ve Ortabahçe’de sergiye açıldı.Düzenleyenler: Funda Uz Sönmez, Cenk Hasan Dereli

_ TaM24sa etkinlik fotoğrafları ve videoları için tıklayınız.
+
_ etkinlik haberi için tıklayınız/arkitera.com
_ şenlik anasayfası ve programlar hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

2011/05: 17. taşkışla bahar şenliği / eskizleriyle 3 mimar

Ağustos 1, 2011 § Yorum bırakın

– fotoğraf: arkitera.com

“Şenliğin açılış etkinliği, Sinan Omacan ve Boğaçhan Dündaralp ile “Eskizleriyle İki Mimar” söyleşisi oldu. Sinan Omacan söze provakatif bir biçimde “ben eskiz yapmam” diyerek başladı. Öğrencilik yıllarında başlayan tasarım etkinliğinden seçtiği görseller eşliğinde yaptığı sunumunda, mimarlığın diğer önemli temsil araçlarından maketi, eskiz gibi kullandığını vurguladı. Düşüncenin eskizinin evrilmesinde her türlü aracın kullanımının önemine değinerek bitirdiği konuşmasının ardından Boğaçhan Dündaralp, eskiz defterlerinin sayfalarından oluşan kısa filmiyle, uzun zamandır keyifle, vazgeçilmez olarak, tutkuyla sürdürdüğü eskiz defteri tutma alışkanlığını paylaştı. Eskiz defterinin düşünme aracına dönüşmesini, zaman içinde, kendi mesleki gelişimiyle değişen, dönüşen eskizle düşünme pratiğini gözler önüne serdi.” – arkitera.com

_ etkinlik haberi için tıklayınız/arkitera.com
_ şenlik anasayfası ve programlar hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Creative Commons License
” boğaçhan dündaralp/eskizler” filmi is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.

2009/07: lusid / atölye – kitap

Temmuz 29, 2011 § 1 Yorum

“Katılımcı ve yürütücü zenginligini ‘tasarım süreçleri’ üzerinden de verimli bir biçimde nasıl çogaltabiliriz?” sorusu temel motivasyonu olusturmaktadır. Bu niyetle; bir yer için en uygun yaklasımı arayan tek bir tasarım süreci yerine; kodlanmıs birikimimiz nedeniyle bazen düşünmeden eledigimiz durumlarla tasarım sürecinde yeni karşılaşmalar üretebileceğimiz, ‘yer’e tekrar tekrar dönüp farklı gözlerle bakacağımız bir tasarım süreci deneyimi.”



_ etkinlik kitabını .pdf formatında görmek için tıklayınız.
_ etkinlik haberi için tıklayınız/yenimimar.com

2009/05: ulusal mimarlık yarışmaları 2 / sempozyum

Temmuz 29, 2011 § Yorum bırakın

BOĞAÇHAN DÜNDARALP – Aslında, ben Hüseyin’in dile getirdiği bir nokta üzerinden biraz yorum yapmak istiyorum, belki oradan soruya da dönüşebilir. Yarışmaların mimarlık alanı içerisindeki rolünün tanımlanmasıyla ilgili kısımdan bahsedeceğim. Aslında, sabahtan bu yana konuşulanlara ya da bir önceki sempozyuma göz attığımızda, genel olarak yapıyla sonuçlanacak profesyonel hizmet alanı olarak yarışmaların varlığı üzerine daha çok konuşuluyor. Bu konuşmalar içerisinde bu ister kamu yoluyla, ister özel sektör yoluyla olsun, sonuçta bir iş ve bir bina üretimi üzerinde odaklanıyor. Hâlbuki bunun mimarlık alanı üzerindeki konumuna baktığımızda, bizim müşterisi olmadan üzerinde kafayı yormamız gereken pek çok konu var.  Hizmet alanında üretilen birtakım metotlarla, yöntemlerle, çalışma programları oluşturulabilir. Bunun niteliğinin geliştirilmesine yönelik kısımlarda bence dışarıdan yarışmaların açılmasını beklemeden, meslek örgütü olarak da farklı kanalları kullanarak pek çok yarışma açılabilir ve pek çok özellikle fikir geliştirmeye yönelik bir durum oluşturabilir. Sonuçta bilgi alanıysa, bu bilgi alanı içerisinde geliştirilmesi gerekli olan çok konu var.

Genelde biz farklı ölçeklerde, farklı durumlarla yeniden yüzleştiğimizde, aslında son derece ham meyveler üretiyoruz. Gelişmeye açık, fikri çok sınanmamış, üzerinde çok tartışılmamış konular da çok konuşulmuyor zaten. Belki, konuşmaya yönelik bilgi alanını besleyecek yarışmalar açılabilir ve bunlar problemlerle karşılaştığımız zaman, sanki ilk defa karşılaşmıyormuşuz gibi ele almamızı sağlayabilir.

Farklı sempozyumlarda, farklı konularda üretim yapan profesyonellerin o problemlerle yüzleşmelerine baktığımızda, oralardan bilgiler üretmekten çok, onların karşılaştığı zorluklar ve çıkan durumları daha çok konuşuyoruz. Onlar bir bilgi alanına tekrar bir dönüş üretmiyorlar. Çünkü bizde mimarlık o süreçler üzerinden konuşulan bir şey değil, bütün ürünlerimiz de sonuç ürünler üzerinden, onların nitelikleri ya da niceliksel durumları üzerinden yürütülen şeyler. Hâlbuki bizim mesleki bilgi alanımızın başka türlü şeyleri de paylaşıyor olması lazım ki, o nitelikli ürünler çoğalsın. O yüzden, yarışmalar bunun bir mekanizmasıysa, mekanizmayı tartışmaktansa, o mekanizmanın neleri potansiyel olarak taşıyabildiğini, nelerin önünü açabileceğini tartışmak bu tür toplantılarda daha kıymetli diye düşünüyorum. Sinan Omacan ‘ben yarışmalarda daha çok fikir ve konularda kendimi sınamak için katılıyorum. Onun nasıl bir ürünle sonuçlanacağından çok, bu kısmıyla daha çok ilgileniyorum’ dedi. Pek çok genç mimar bu bilgi alanını, yani yarışmaları yapı elde etmek üzerine açılmış yarışmaları, fikir yarışması gibi, kendi fikrimizi sınamak için kullanmak durumunda kalıyoruz. Hâlbuki bu alanın farklı mecraları, farklı süreçleri çok daha zengin, potansiyeli yüksek ve nitelikli bir mimarlık ortamına olanak sağlayacak, tartışmalara yol açacak durumlar üretebilir. Biz azla yetinmek durumunda kalıyoruz, hâlbuki bunun olanakları mümkün. Kamusal ya da özel alanın açtığı yarışmalardan çok, bizler çok farklı yarışmalar açıp, bunların olanaklarını yaratıp, pek çok konuyu gündeme taşıyabilir ve dışarıdan beklediğimiz konuyu içeriden dışarı empoze edebiliriz diye düşünüyorum, teşekkürler.

_ medya içeriğini .pdf halinde görmek için tıklayınız.
_ etkinlik videoları için tıklayınız.

2009/02: kayıtdışı 02 / ne o ne bu, hem o hem bu / atölye

Temmuz 29, 2011 § Yorum bırakın

kayıtdışı 01 / liminal
ne o ne bu hem o hem bu


Liminal: arada olmak, olasılıklar eşiğinde bulunmak, ne oraya ne buraya ait olmak, geçicilik, değişecek bir duruma
bir adım uzakta durmak…
Atölye, liminal temasıyla açığa çıkan belirsizlik halinin mekansal karşılıklarını aramayı amaçladı. Ortak tartışmalar,
eskiz fırtınaları ve büyük boy maketlerle somutlaşacak kişisel liminal mekanlar, ne olduğu çok açık olmayan,
bazen o bazen bu olan, durumlara göre değişen, farklı kullanımlara açık olan, önceden ön görülen/görülemeyen
bir takım eylemleri barındırmaya açık olan mekanlar olarak tanımlandı. Tasarım sürecinde ortaya çıkan neo-
Mimarlık Fakültesi’nde basit konstrüksiyonlar ile 1:1 ölçekte kurulması planlanmıştı. Kayıtdışı02’den talep edilen
(kalın oluklu mukavva ve fotoblok plakalar, çeşitli boy ve kesitte ahşap çubuklar, ip, çivi) ve yerde mevcut bulunan
malzemeler (meyva kasaları, pet şişeler, masalar, sandalyeler vb.) dışında ses, koku ve katılımcıların kendi bedenleri
kullanılarak açığa çıkan eylemler de bu mekanların parçası olabileceği düşünüldü.


Tüm atölye katılımcılarının heyecan ve enerjileriyle kesintisiz katkıda bulundukları tartışma, malzeme bulma ve
üretme süreçlerinin sonucunda toplam 8 adet neonebuhemohembu üretildi:

1. baloon Merdiven boşluğundan aşağı sarkıtılan beyaz balonlardan oluşan bu bulutsu mekan ve üzerine yansıtılan görüntüler, bir geçişmekanı olan merdivende yarı saklı yarı görünür olarak duraklayabileceğimiz bir nokta oluşturuldu.
2. de grade Aydınlıktan karanlığa geçişle ilgilenen bu proje delikli bir tavan strüktürü olarak tasarlandı. Sonuç ürün sticker olarak basılıpatölyenin diğer ürünleri üzerine yapıştırıldı.
3. fermuar Oluklu mukavvadan farklı yükseklik ve uzunluklarda oturma/dayanma/durma birimleri üretildi. Birimleri strüktürel olarak ayakta
tutan üçgen form aynı zamanda bu birimlerin birbirlerine bir fermuar gibi eklemlenmesini sağladı.
4. kara tahta Gelen geçenin üzerine bir şeyler yazarak sürekli değiştirebileceği yüzeyler olarak tasarlanan proje son aşamasında Uuuu projesiile birleşti. Oluklu mukavvadan oluşan yüzeylere tavandan iplerle sarkıtılan kalemlerle yazılan bir mekan oluşturuldu.
5. laminal Oluklu mukavvadan oluşturulan grid sistemi ile farklı eylemlerin gerçekleştirilebileceği bir takım kesitler birleştirilip kullanıcınınistediği şekilde ilişkilenebileceği nesneler üretildi ve parti mekanının ortasına bırakıldı.
6. pet bulut Pet şişelerin koli baldı ile birbirine ve duvara yapıştırılması ile oluşturulan bu proje diğer projelere benzer bir şekilde oturma/dayanma/durma gibi eylemleri karşılayabilecek yumuşak, bulutsu bir mekan önerdi.
7. Uuuu Oluklu mukavvadan oluşturulan şeritler katlanarak farklı kullanımlar için yüzeyler oluşturdu.
8. Tüf tüf Elektrik kablo borularının plastik kelepçeler ile birbirlerine tutturulup merdiven boşluğundan sarkıtılması ile oluşturulan yarı geçirgenmekan, kalabalık bir ortamda kendi başımıza ya da bir arkadaşımızla baş başa kalabileceğimiz bir koza oluşturdu.
Atölye aracılığıyla üretilmiş olan neonebuhemohembular yaratmak istedikleri liminal durum / mekan / nesne’lerin
ancak bir parçasını gerçekleştirebildiler. Bunun bile gelecekteki projeler için ilham kaynağı olacağı değerlendirme
toplantısında konuşulanlar arasında idi.Bu toplantıda açığa çıkan diğer başlıklar, farklı üniversite ve şehirlerden
mimarlık öğrencileri ile böyle bir ortam aracılığı ile tanışmanın, tartışmanın, üretmenin zevki ve kısa bir sürede 1:1
ölçekte bir mekan yaratmanın zorluğu olarak özetlenebilir.
Kayıtdışı02 etkinliği bizim için liminal teması üzerine biraz araştırma, biraz da tartışma ile başladı, daha sonra bu
tartışma tüm katılımcılarla birlikte, tüm atölye çalışması boyunca devam etti… Atölyeden akılda kalanlar da şunlar
oldu:
“İyi de bunun nesi liminal?”
“Liminal olsa nolcak?”
“Bu keser mi?”
“Kesmez! Az liminal olmuş.”
“Başlıycam liminaline…!”
Bu gibi ağır kavramsal tartışmalar eşliğinde bir yandan da bulup-aldığımız, olduk-olmadık malzeme-alet edevatla
atölye mekanında doğrudan neonebuhemohembular üretmeye başladık. Tesisat borusu, pet şişe, oluklu
mukavva, balon, ip, iğne, davul tozu ve minare gölgesindenden mamul neonebuhemohembular kısa sürede YTÜ
Mimarlık Fakültesi’nin orası-burasında tedavüle girdi, rağbet gördü-görmedi.” neonebuhemohembularımızın hiç
bir çeşidinde limanal yağ kullanılmamaktadır” dedik, dinletemedik. Gecelere kadar kestik, biçtik, astık, kestik,
yorgunluktan her yanımız; konuşmaktan çenemiz tutuldu.
Tam işte bu liminal oldu dedik, tam olmadı; kayıtdışı desek, hafif kayıt içinde kaldık. Ne yapsak olmadı, öyle liminal olduk kaldık.

_ etkinliğin final paftasını görmek için tıklayınız.

2008/05: yem ödülleri 2008 sonuçları / haber

Temmuz 28, 2011 § Yorum bırakın

_ medya içeriğini .pdf formatında görmek için tıklayınız.

2008/04: yem mimarın ilk yapısı ödülü / NP12 evleri

Temmuz 28, 2011 § Yorum bırakın

“Kentlerimizdeki nitelikli yapı stoğunun artması, genç tasarımcıların yenilikçi fikirlerinin işveren ve kullanıcılarla buluşmasını teşvik etme amacı taşıyan YEM Mimarın İlk Yapısı Ödülü, son beş yıl içinde ilk yapısını tamamlamış olan iki mimar; İstanbul’daki NP12 Evleri ile Boğaçhan Dündaralp ve Konya’daki Çatalhöyük Koruganı ile Sinan Omacan tarafından paylaşıldı. “ – mimarizm.com

_ etkinlik haberi için tıkalyınız.
_ ödül ile ilgili arkitera/forum tartışması için tıklayınız.

2007/09: bozcaada mimarlık buluşması ’07

Temmuz 27, 2011 § Yorum bırakın

“Biraraya gelip mimarlığı paylaşmak, birbirlerini anlamak isteyen ve yaşadıklarını dillendirebilmeye heves etmiş bir avuç mimar, 01 – 02 Eylül 2007 tarihlerinde Bozcaada’da buluşuyor.
Mimarlık uğraşının farklı köşelerinden ve çeşitli kuşaklardan 15 kişilik katılımcı grup ve davetlileri iki gün boyunca mimarlığı, hayatı, kendilerini, etkilendiklerini, duruşlarını, ne yaptıklarını ve ne yapmak gerektiğini katılmak isteyenlerle birlikte tartışacak.
BMB ’07, tartışmaların yoğun ve verimli yaşanabilmesi adına küçük bir kalabalığın hazırladığı sunuşlar etrafında şekillenecek “küçük bir buluşma”. Tartışmalar ilgilenen herkesin katkısına açık” -arkitera.com

Katılımcılar
Saitali Köknar
Deniz Güner
Boğaçhan Dündaralp
Burak Altınışık
Ahmet Önder
Hayriye Sözen
Sinan Omacan
Evren Uzer
Hakan T. Şengün
Ömer Kanıpak
Ertuğ Uçar
Ceren B. Övünç
Can Kaya
Ali Paşaoğlu
Hüseyin Kahvecioğlu

_ etkinlik hakkında açılan arkitera/forum başlığı için tıklayınız.
_ etkinlik duyurusu için tıklayınız.

2006/10: ofis açmak / toplantı-tartışma

Temmuz 22, 2011 § Yorum bırakın

_ arkitera.com’ un etkinlik ile ilgili haberi için tıklayınız.
_ arkitera/forum’ da ilgili başlığa gitmek için tıklayınız.

2006/08: TMÖB niye ödül aldı? / görüş-tartışma

Temmuz 21, 2011 § Yorum bırakın

TMÖB niye ödül aldı?
Az sonra okuyacaklarınız geçmişten gelen bir soruya yanıt arayışı. Geçmişten gelen diyoruz çünkü TMÖB’e Ulusal Mimarlık Sergisi-Mimarlığa Katkı Ödülü 1998’ de verildi. Neden? Böylesine çözük bir organizasyon nasıl böyle bir ödül alabildi? Kapanmamış bir dosyanın izini sürüyoruz ve buradan ilan ediyoruz; okuyacaklarınız yazılacak olası bir TMÖB kitabının başlangıcıdır.

Çok kısa tarihçe
Avrupa Mimarlık Öğrencileri Buluşması (EASA) Ürgüp ayağından sonra bu buluşmayı düzenleyenler arasında benzer bir buluşmanın niçin Türkiye Mimarlık Öğrencileri arasında da yapılamayacağı sorusu, Gökçeada Tepeköy’de 1993 yazında yapılan ilk buluşmayla sonuçlandı. Ertesi yıl Kütahya Çavdarhisar’da, daha sonra Kıbrıs Kantara’da ve 96 yılında Kalkan’a yakın bir köy olan Çayköy’ de buluşuldu. Aynı yıl Kilyos’da yapılan ilk kış buluşmasının ardından Sinop Sarıkum ’97, Edirne Karaağaç kış ve Kayaköy ’98 buluşmaları geldi. Adana Ceyhan’daki eski radar üssünde gerçekleşen kış buluşmasından sonra 99’da Kastamonu Küre yakınlarında bir köyde buluşuldu. TMÖB adıyla yapılan son buluşma Ulusal Mimarlık Öğrencileri şeması içinde 2002 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde gerçekleşen Buluşma 7.5 oldu.

Hani bazı sorular vardır, en hazır-cevap olanlar için bile yanıtlanması, açıklanması çok da kolay olmayan; en azından yalnız başına verilecek her cevabın bir yanıyla eksik kaldığı. TMÖB’ün neden ödül aldığı sorusu da bunlardan biri.

Aslında sorunun, soruyu soranın rahatlığından kaynaklanan bir yapısı da yok değil. Çünkü böyle bir sorunun sorulabilmesi belli arkaplan notlarının halihazırda bilindiği ön kabulüne dayanıyor. Yani bu soruya cevap verebilmek, bir bakıma daha net tanımlar içeren bazı alt soruların cevaplarını bilmeyi gerektiriyor. Bu noktada sözlüğe başvurmakta bir sakınca yok:

TMÖB [Türkiye Mimarlık Öğrencileri Buluşması]
Genellikle yaz aylarında düzenlenen ve başka türlü birbiriyle karşılaşma ihtimali olmayan mimar adaylarının, her yıl yurdun yeterince acayip bir başka köşesinde ve yaklaşık onbeş gün süresince birlikte çalışıp paylaşmalarına olanak tanıyan, nezih olmayan ortam. (bkz. ilk buluşma; bkz. Gökçeada’93; bkz. EASA)

Ödül [Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri]
Meslek örgütü tarafından düzenlenen çok amaçlı seçki. (bkz. 6. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri; bkz. Mesleğe Katkı Ödülleri; bkz. 1998)

Bu iki madde bile, henüz cevaplanmamış olmasına rağmen soruyu daha anlaşılır kılması bakımından önemli. Şimdi baştaki soruyu yeniden formüle etmek lazım:

-Türkiye Mimarlık Öğrencileri Buluşması’ na neden Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Mesleğe Katkı Ödülü verildi?
Bu sorunun açılımlarına ulaşmak için aşağıdaki sorular ve verilebilecek çeşitli cevaplar önemli.

[Buluşan] Kim?
Katılımcıları her yıl değişen buluşmada Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerin mimarlık bölümlerinde okuyan öğrenciler, eğitim alınan kurum, gelecekte mimar titrini verecek meslek örgütü ya da herhangi bir diğer kurumsallaşmış yapının isteği, yönlendirmesi, baskısı olmaksızın akla zarar bir şekilde biraraya geliyor. Bu biraraya gelişin / kalkışmanın belki de en garip tarafı, eylemin kendiliğindenliği.

[Buluşma] Ne Zaman? / Nerede [Buluşuyoruz]?
Önceleri sadece yaz, sonraları hem yaz hem kış aylarında, Türkiye’nin dört bir yanında -hatta Kıbrıs’ta- ama hep zor ulaşılan, gizli-saklı, olmadık yerlerde

Buluşma ne idi?
Bir yaz kampı mıydı? Gençlik enerjilerini boşalttığımız, zamanı yavaşlatıp bedenlerimizi yaydığımız? Mimarlığın formel zeminlerine aykırı olmak için bir araya gelen toplumdışı özentileri miydik? Mimarlık eğitimini dönüştürmeye bayrak açmış kofti devrimciler mi? Rutin içinde bir aralık yaratıp “yol”dan çıkmaya imkan tanıyan bir ayna-mekan mıydı buluşma?

Buluşma neyi sağlıyordu?
Buluşma, bir karşılaşma ortamının koşuluydu her şeyden önce. Sığlıklarımızı ve derinliklerimizi keşfettiğimiz, bunlarla yüzleştiğimiz bir ortamdı. Birbirinden farklı okullarda, kendi kendimize yarattığımız ya da yarattığımızı sandığımız küçük, kişisel mimari dünyalarımızı başka başka dünyalarla karşılaştırma imkanı edindik, mimarlığın ne olduğunu değil belki ama en azından mimarlık eğitiminin ne tür uzanımları olabileceğine, bu eğitimin hangi farklı zeminlerden ne şekilde dolaylı ya da dolaysız beslenebileceğine dair izlere, izleklere açtık bedenlerimizi ve zihinlerimizi. Sadece mimarlık bilgilerini değil insana dair her türlü durumun deneyimlenme zeminiydi buluşma: gerilim de oldu, çatışma da, üretim de, paylaşım da, eğlenme de, dostluk ta, aşk ta, hastalık ta: steril olmayı hedeflemedi buluşma.

Buluşmaya dahil olmanın ayrıcalığı fiziksel olana değil iradi olana dairdi ve tamamen kişiye özeldi, elitist değildi, bir tür kapalı sosyal klüp “ayrıcalığından”uzaktı. Zihinlerimizi ve bedenlerimizi alışkanlıklardan sıyırabileceğimiz bir ortam kurmaya yönelikti; o alışkanlıkları sürdürmeye hatta geçici olarak yoğunluğunu arttırmaya yönelik bir konfor kurmaktan çok yapay çevrelerimizden çıkarak, doğal hatta neredeyse arkaik bir yaşantının zamansallığına kendimizi gönüllü olarak teslim ettiğimiz bir yoksunluk talebiydi. Ancak bu yoksunluk, yoksulluğun tadına bakmaya yönelik popülist bir pseudo-deneyden uzak bireyselliklerimizi zenginleştirmeye dair bir talepti. Koşullar anlamında herkesi eşitleyen bir yoksunluktu ki bu yoksunluk sayesinde estetize etmeden üretmenin ne olduğunu gösterebildi buluşma.

Bedensel kalabalık değil iradi bir topluluktu buluşma. Bireysel iradelerin tanımsız bir ortak duyguyla ve çıkarsız, çıplak bir istekle, kararlaştırılmış bir yerde bir araya geldiği ve sonra da kendi tekil rutinlerine geri döndüğü bir durumdu. Bir zaman dilimi içinde geçerli olan ve sonrasında kişisel tarihlere karışan bir enerji, bir eriğikti. Bu şekilde, kurumsallaşmaya daha doğrusu kurum bağlamaya karşı mesafeli durmaya çalıştı. Kurum dostu olmadı belki ama kurum düşmanı da değildi. Kurumları mümkün olduğu oranda ikna etti ve kullandı sadece ama hiçbirinin güdümüne girmeye çalışmadı. Ne bir ütopya olmaya öykündü ne de bir “mülksüzler” distopyası olmaya.

Ne içindi buluşma?
Yaşam içinde birbiriyle karşılaşma ihtimali olmayan anonim-kişileri de isim-kişi ya da idol-kişileri de yan yana getirdi, zihinlerini birbirine gösterdi, değiştirdi, dönüştürdü, savurdu. Kendini göstermeye can atan, pornografik ego ile sakinlik ve irade içeren örtük, erotik egonun ayrımlarını fark ettirdi. Kendinden menkul, züppelik veya taşralılık diye ağızlara sakız olmuş mitik ayrımların yapaylığını sergiledi: herkes her yerde kendi imkanları kadar varken o imkanları genişletmeye yönelik katalizörler sağladı. Cevaplarla değil yeni sorularla döndük buluşmadan.

Buluşma’ nın anlamı ne?
Gündelik hayatımızda SSS (sıkça sorulan sorular) kapsamında yer alan bir sorudur “ hangi okuldan mezun oldun “ sorusu. Gökçeada (1993) buluşması ile başlayan (1998) Kayaköyü buluşmasına kadar hayatımızda önemli bir yer eden TMÖB (Türkiye Mimarlık Öğrencileri Buluşması)’den sonra bu sorunun yanıtı bizim için kolay yanıtlanan bir soru olmaktan çıktı. Diğer taraftan da Mimarlık eğitiminizin diploma alınan mimarlık okulundaki eğitimle ölçüldüğü bir ortamda bu ‘yanıt’ın ifade edilmesi daha da önem kazandı.

Mimarlık eğitimimizde en önemli kırılma noktasıydı kuşkusuz Gökçeada. Bizi tutan zincirleri hissettiğimiz, sonraları da o zincirlerden kurtulamasak bile onları kendimiz için kullanabileceğimiz bir bakma biçimi edindirdiği bir ortam olmuştu.

Şöyle insanların buluştuğu bir ortam düşünün:
“ Farklı yerlerde yaşayan, farklı eğitimler alan, farklı yeteneklere sahip, farklı bilgilerle donanmış, farklı geleceklere sahip aynı insanlar…”, “bir araya gelebilmenin imkanlarını ve ortamlarını kendileri yaratan insanlar…”tüm yakıtlarını ‘istemek’ arzusundan alan insanlar…”, “şikayetlerini konuşarak değil, buluşarak, üreterek dönüştüren insanlar…”, “çok olduklarını sanan, kendini daha çoğaltmak için iletişen, diğer taraftan da  ‘ne kadar az’ oldukları başkaları tarafından işaret edilen insanlar”, “ birileri tarafından biraraya getirilen değil, ortam sayesinde kendi gibi olanı bulan insanlar”, “üretirken birbirini tanıyan, ortaklığını keşfeden, insanlar…”,” gönüllü olunmadıkça buluşmanın bir değerinin olmadığını anlayan insanlar…”, “ bu yüzden sürekliliğin organizasyonla değil, o ortak duyguyla yapılacağına inanarak kurumsallaşmaya direnen insanlar…”, “pahalı, konforlu organizasyonların bir çuval para harcayarak biraraya getiremeyeceği, o ortamın heyecanı ile cebinden paralar harcayıp gelen farklı disiplnlerden insanlar…”

Buluşmalar paralelinde mimarlık eğitiminiz olduğunu düşünün :
“Sırt çantanızla nerede kalacağınızı düşünmeden cebenizde üç kuruşla o şehir , bu şehir dolaştığınız, o okul bu okul toplandığınız, etkinliklerine katıldığınız, stüdyolarına girdiğiniz, hatta o stüdyolarda birlikte yarışma çizdiğiniz, sonra kendi okulunuzda dergi, gazete çıkartığınız, workshoplar yaptığınız,..  diğer taraftan da yaptığınız projelerin farklı mekanlarda sergilendiği, tartışıldığı…, yazın nerede, nasıl buluşuyoruz çalışmalarına katıldığınız yetmiyormuş gibi kışın da buluşalım dediğiniz…mimarlık ortamlarında güncel mimarlık tartışmalarının içine katılıp, muhalif davrandığınız… dersler ve projeler dışında bunları yaparken de hala hiçbirinin size yetmediğini fark ettiğiniz …”

Bugünlerde, okul dışında bir şey yapmaya vaktimiz yok diyen mimarlık öğrencilerine hayretle bakarak kendimize şunları soruyoruz:  “Okulu uzatmadan, bir kenara atmadan nasıl vakit bulabiliyorduk tüm bunlara…Vakti bir kenara bırakın o enerjiyi  ve inadı…” neydi bize bunları yaptıran, neydi bize bu çabayı harcatan…”

Yanıtı, TMÖB dökümanlarını karıştırırken fark ettik. Yanıt,  o dökümanlardan tekrar geri akan bir duygudaydı. Anlatamadığımız ama her defasında açlığımızı ve sığlığımızı  farkettiren o duyguda…Biraz törpülendiğini anladığımız ama kaynağını hala içimde hissettiğimiz o duyguda…

TMÖB mesleğe nasıl bir katkı sağlamış olabilir?
TMÖB bir meslek olarak mimarlıkla doğrudan hiç ilgilenmedi, ilgisi ve katkısı ancak dolaylıdır. Hatta TMÖB mimarlığın üzerine bir şey de katmadı, sarıp sarmalamadı, tersine belki tek gayesi mimarlığın soyunma odası olmaktı ve hiç değilse kendi soyunukluğundan korkmadan sosyalleşebilen bir kuşak yetiştirdi.

Dosya hala neden kapanmadı ?
Bugün, o buluşmaları vareden koşulların pekçoğu geçersiz olmasına rağmen (okulların sayısı iki katına çıkmış, mimarlık yayınları sayısı artmış, ilerişim ortamları ve etkinliklerin yaygın bir konum kazanmış  olsa da), eksikliğini hissetiğimiz şeylerin hala orada gizli kaldığını düşündüğümüzden…

Ve bugün hala peşinden koştuğumuz,  aradığımız  ve inşa etmek istediğimiz mimarlığın  buluşmaların atmosferinin kendisi olduğunu hissettiğimizden…

Sözlük

tmöb
Türkiye mimarlık öğrencileri buluşması.
Her yıl yaz aylarında o yıl seçilen ve yurdun yeterince acayip bir köşesinde yaklaşık onbeş gün boyunca süren etkinlikler boyunca başka türlü birbirleriyle karşılaşma ihtimali olmayan mimar adaylarının birlikte çalışıp paylaşabildikleri nezih olamayan ortam. Sonraları yazın buluşmak kesmemiş olacak ki kışın da iki-üç günlük buçuklu buluşmalar yapılmıştır.

buluşma
Kafa dengi yeni insanlar tanımak için istismar edilebilecek ve edilmiş bir araya gelme şekli. Buluşmanın ilginç ve sürprizli tarafı hadi buluşalım deyip buluşma için hazırlaklara başlanmasıyla aslında buluşmaya başlanmış olmasıdır.
Bkz. Hazırlık.

ortam
Ortam bir mekanı tarif etmenin güzel türkçe bir yoludur. Ortam ortadadır. Kim isterse onun olur. Katılımla tarif olur.

özerklik
baba parasıyla yaşamak yerine kendi başının çaresine bakabildiğini cümle aleme gösterip büyüdüğünü ispat etmek için kalkışılan ekonomik, politik macera.
Kimsenin eline avucuna, iki dudağının arasına sıkışmış bakarızlara muhtaç olmadan kişinin kendi iradesiyle varolma biçimi.
tmöbün buluşmayı kendi anladığı şekliyle kendi imkanlarıyla yetkili ve otoriteleri şaşırtan bir hassasiyetle gerçekleştirme şekli.

yatay katılımcılık
buluşmaya katılan davetli konuşmacılar hariç herkes eşit koşullarda yaşar ve üretir. İşlik yürütmeye gelip katılımcı bulamayanın ya da çok ilgilendiği bir işlik görünce katılanların gözünün yaşına bakmadan söz verdiği işliği iptal edip gidip başka etkinliğe katılması hali.

Aktif katılımcılık
Buluşma sırasında gelin tarafı gibi oturup önüne konulan herşeyi tüketip ileri geli eleştirmek gibi iğrenç pasif bir davranış şekli sergilemek yerine her allahın günü kafada ortamı tarif edecek yeni etkinliklerle uyanmak ve bizzat bunları uygulamak diye özetlenebilecek davranışlar bütünü.
Tmöb katılmakla kalmayıp buluşmanın hazırlanmasında önemli rol almış kişilerin yıllar sonra özgeçmişlerinde bu etkinliği belirtmek için “buluşmayı ben yaptım, hepsi benim eserim” demenin kibar şekli.

Hazırlık
Buluşmanın gerçekleşmesi için yurdun çeşitli üniversitelerinde okuyan mimarlık öğrencilerinin bir o üniversiteye bir bu üniversiye trenlere otobüslere binip savrulması.
Bir sonraki buluşmayı hangi grubun, nerede, ne zaman yapacağına karar verilmesi için önceden belirlenen üniversitelerde buluşulup karar verilmesi. Ardından buluşmanın nasıl olacağı ile ilgill soruların tartışılıp konuşulması ve varsa görev dağılımının yapılıp evlere dönülmesi.
Perşembe pazarından kağıt, mukavva, gaz yağı alınması işi.

Enformel eğitim
Formel olmayan eğitim.
Eğitim öyle olmaz böyle olur diye yola çıkılıp eh, bu pek eğitim gibi olmadı ama iyi oldu ile biten, kişinin bir halden diğer hale geçebildiği değişme haline sebep olan değiştirici etkinlikler bütünü.

Kurumsallaşma(ma)
Bkz. Kemikleşme.
Eyvah ben büyüdüm de babam gibi oldum korkusundan kaynaklanan hafif anarşik örgütlenme biçimi.
Yurtta sık sık rastlanan hizmet vermek için teşkilatlanmış ama sonunda sadece teşkilatlanmak için teşkilatlanmakla kalmış siyasi parti, mimarlar odası, öğrenci konseyleri gibi örneklerden tırsıp sorumlulukları belirli kişilerde toplamayan örgütlenme(me) biçimi.
Tmöb’ ün en sonunda ve ömrü boyunca durmadan dağılmasına neden olan densizlik.

Temas
Uzaylılardan önce biz insanoğlu arasında oluşan uçurumları kapatan dokunuş.

İletişim
E-posta filan olmayan zamanlarda telefon ve mektupla ya da bizzat buluşarak yapılan haberleşme şekli.

Sponsor
Buluşmanın giderlerine ortak olacak kişi ya da kurumlar.
Buluşmaya Tişört, bira, çadır verebilecek ama henüz bunun farkında olmayan özel ve kamudan tüzel kişiler.

Kemikleşme
Bir iş yapmak için örgütlenip sonra o örgüt yüzünden o işi yapamama.

OT
Okul temsilcisi.
Kısaltmanın ot olması ot olana şeref değil eziyetli bir sorumluluk getirmesi açısından hep beğenilmiştir.

29 ekim toplantısı
Hazırlık aşamasında bir sonraki buluşmanın kim tarafından nerede yapılacağının belirlendiği geleneksel toplantı. Tatilden yararlanarak İzmirliler Ankaraya, Ankaralılar İstanbula akın ederler saatlerce tartışırlar, bir sonuca varamayacakken son dakikada anlaşarak evlerine ve meyhanelerine çekilirler.

Sonuç raporu
Bir türlü hazırlamayan her buluşma sonrası yazılması planlanmış ama yazılamamış rapor ve raporlar.

Tema
Buluşmalar için bulunan sebeb-i içtima. Bazen çok anlamlı (Gökçeada-başlangıç), (Kantara-köprü), bazen tamamen tesadüf –sözlükten parmak basılmıştı- (Çayköy-dönüştüren) olabilir.

Buluşma önerileri
Gerçekleşmeyen öneri olarak kalan buluşma yerleri ve projelri. ör. Şirince ’95, Depo ’94.

Etki alanı
Buluşmalarda yaşanan deneyimler ve tanışıklıklar sonucu mimarlık kültürüne katılmış ürünler. Ör. Kenan Güvenç’in hoca olması, Taşkışla Beyazduvar dergisi, 9 Eylül Kent Atölyeleri dolayısıyla İstanbul Kent Atölyeleri etc.

İlk buluşma
Gökçeada ‘93
Türkiye mimarlık öğrencileri buluşmasının ilk yapıldığı yer. Kamp, Tepeköy ilkokulu ve yemekhanesi, öğretmen lojmanları, lojman bahçelerinde yapılan tuvaletler ve askerden alınan sahra çadırlarında yapılmıştı. Derler ki, sonradan gidenler tuvaletlerin grobetonu ve sıralardan yapılan bar dekorasyonun bıraktıkları gibi bulmuşlar.

EASA
Avrupa Mimarlık Öğrencileri Buluşması. European Architecture Students Assembly

Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri

Meslek Örgütü

Mesleğe Katkı Ödülleri

1998
TMÖB’ e ulusal mimarlık ödülleri ve sergisinde mesleğe katkı ödülü verilen yıl. Massive Attack grubunun Mezzanine albumünü yayınladığı yıl.

Katılımcı
Buluşmanın zor yaşama koşullarını bilerek ya da bilmeden kendini kurnab etmiş kişi. Öğrenci, atölye yürütücüsü, davetli konuşmacı şeklinde olabilir.

kurum

mimar
Mimarlık öğrencilerinin olmaya çalıştığı şey.

kurumsallaşmış yapı
bkz. Kemikleşme

kalkışma

Soruşturanlar:
Ahmet Önder, Gökçeada ‘93
Sinan Omacan, Gökçeada ’93, Çavdarhisar ’94, Çayköy ’96
Saitali Köknar, Gökçeada ’93, Çavdarhisar ’94, Kantara ’95, Çayköy ’96
Boğaçhan Dündaralp ,Gökçeada ’93, Çavdarhisar ’94,  Kantara ’95, Sinop 97, Kayaköy ’98
İlker Özdel, Gökçeada ’93, Çavdarhisar ’94, Kantara ’95, Çayköy ’96
Burak Altınışık, Gökçeada ’93, Çavdarhisar ’94, Kantara ’95, Çayköy ’96
Başak Tarcan, Kantara ’95, Çayköy ’96 Kilyos 96 kış, Sinop 97, Kayaköy ’98, Ceyhan kış, Küre 99, Buluşma 7.5
Kıvanç Kılınç, Kantara ’95, Çayköy ’96, Kilyos 96 kış, Sinop 97, Karaağaç kış, Kayaköy ’98, Ceyhan kış

_ metni .pdf formatında görmek için tıklayınız.
_ “1998 6. ulusal mimarlık sergisi ve ödülleri / TMÖB” tıklayınız.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with sinan omacan at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: