2011/06: bakanak / antalya uluslararası mimarlık bienali / yerleştirme

Ağustos 1, 2011 § Yorum bırakın

Şu anda Bakanak içinde yer alıyorsunuz;

Bulunduğunuz nokta; farklı çağ ve medeniyetlerin biriktirdiği yapısal mirasın birbirleriyle bağlarının sizin gözleriniz aracılığı ile yeniden inşa edilebileği bir nokta:

M.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrian’nın Antalya’ya ziyareti sebebi ile inşa edilmiş Hadrian Kapısı (Üç Kapılar); kapının iki tarafında,  kapı ile aynı zamanda yapılmadığı bilinen, güneydeki Julia Sancta Kulesi olarak anılan, kuzeydekinin ise alt kısımları Antik Çağ’a ait,  üst kısmının Selçuklular zamanından kaldığı bilinen, süslemesiz blok taşlardan yapılmış iki kule; kapının ardında da Helen Devri temelleri üzerine inşa edilmiş, Roma, Selçuklu, Osmanlı yaşantısının birbiri üzerine katlanarak XIX. yüzyılın sonlarına kadar gelişmiş eski Antalya… Bir diğer tarafta da  yıkılmış Karakaş Camisi’nin çeşitli tarihi dönemleri simgeleyen değerlerle, yakın dönemin yapıları arasında mimari ve kentsel tasarım boyutlarında uygun bir bütünlüğünün sağlanması amacıyla 1991-2002’ ler arasında titizlikle yeniden inşa edilmiş hali…

Bakanak ise tüm bu katmanların aksında ve kesişiminde yer alan,  3 km çapında bir alanda izlerini sürebileceğiniz bu tarihsel katmanların birbirileri ile bağlarını keşfetmenizi ve ilişki kurmanızı sağlayacak bir araç:

… 1800 yılda ayağınızın altında birikmiş 2.5 m’lik toprak dolgunun olmadığını, İmparatorun arabası ile kente girişini hayal edebilir; farklı dönemlerde muntazam kesilmiş taşlarla yapılmış kapı ve kalenin taşları ile karşısındaki caminin ona tezat oluşturacak kadar farklı, onunla yarışma içine girmeden, mütevazi ve tasarruf içinde olma haline bakıp, farklı ‘zaman ve kültür’ anlayışlarını düşünebilir; ‘taş’ dediğimiz aynı malzemenin birinin şavaş ve güç ölçeğinde diğerinin insan ve dini anlayış ölçeğinde nasıl form bulduğunu anlamaya çalışabilirsiniz… Yeni bir cami olmasına karşın neden her yerde görmeye alıştığımız tarihselciliği bir kılıf gibi kullanan o Sinan kopyası betonarme camilere benzemediğini,   neden caminin kubbesinin bakırla kaplanmak yerine,  geleneksel kiremit ile kaplandığını, kubbenin tepesinde niye havalandırma-ışık çatı feneri olduğunu sorabilir, bunların bilgisine hemen oracıkta yanıt bulabilir, hangi iklim ve kültürde yapı yaptığını unutan bugünün imar anlayışına, kötü yapılı çevreye bilinçli bir eleştiride bulunabilirsiniz. Gözleriniz başka gözlerin göremediği kim bilir daha neler keşfedecek?

“Yeni manzaralar keşfetmek yerine yeni gözler geliştirmeliyiz.”  Marcel Proust

Boğaçhan Dündaralp, mimar

_ proje hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
– IABA Brosur pdf’i için tıklayınız
-projeyi IABA sayfasında görmek için tıklayınız.
_ etkinlik duyurusu için tıklayınız/arkitera.com
_ etkinlik anasayfasına gitmek için tıklayınız.
Creative Commons Lisansı
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.

2010/02: london skies / londra_istanbul

Temmuz 30, 2011 § Yorum bırakın

London Skies/Yerleştirme

Soru:
The Architectural Foundation’ın 2010 Londra Mimarlık Festivali boyunca farklı etkinliklerde kullanmak istediği çatı terası, farklı aktivitelere kendini tek bir bir sahne üzerinden nasıl dönüştürebilir?

Tasarım Ekibi:
Boğaçhan Dündaralp, Aslı K. İngin, Nilüfer Kozikoğlu

_ http://uptheroof.wordpress.com/

2004/08: evsiz ev / THBB ödül adayı

Temmuz 18, 2011 § Yorum bırakın

“Türkiye’ de iyi şeyler de oluyor.”

_ medya içeriğinin tamamını .pdf formatında görmek için tıklayınız.

Where Am I?

You are currently browsing entries tagged with yerleştirme at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: