2019/12: Panel/ Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışmaları / Konuşmacı

Şubat 19, 2020 § Yorum bırakın

1930′ lu yıllardan itibaren, ülkemizde  minör bir mimari gelenek olarak kalmış, ancak kamusal, sürdürülebilir,  meslek etkin, yenilikçi,  majör bir çevre ve yapı üretimi  kültürüne dönüşememiş “Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışmalarının”  bugünü ve yarınının tartışılacağı paneli 9 Aralık 2019 Pazartesi günü saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Güney Kampüs BCONF konferans salonunda yapılacaktır.

f4617d9b-11af-4f2e-b3cc-69e070788dd273096722_10157136888269032_6373055830253633536_o

Moderatör: Devrim Işıkkaya’nın panelistlere sorduğu sorular:

 

  1. TUR SORULARI
  • YARIŞMA: 1930’lu yıllardan itibaren, Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışmaları ülkemizde   yenilikçi, sürdürülebilir majör bir mimari çevre ve yapı üretimi  kültürüne  dönüşebilmiş midir? Nasıl yorumlarsınız? Türkiye’de yarışmalar halen daha (doğru) şekilde kamusallaşamamış, elit, kapalı bir faaliyettir. Yarışma mekanizması çarpık kamusallık anlayışı olan bu ülkede nasıl doğru kamusallaşabilir – toplumsallaşabilir? Türkiye’de yarışmalar yaygın bir proje elde etme – uygulama yöntemine nasıl dönüşür? Türkiye, yarışmalar bakımından Almanya (ya da hiç olmazsa eski Türkiye) olabilir mi ya da olamamasının sosyolojik (toplumsal), sektörel-ekonomik (özel sektörün ilgisizliği)fiziksel(kent), mesleki ya da ideolojik sebepleri nelerdir?
  • YARIŞMA: Bayındırlık Bakanlığı ve TMMOB-Yarışmalar Komitesi döneminde ülkemizde yaklaşık 80 yıl boyunca senede ortalama 8,8 yarışma açılmıştır. “YARIŞMAYLA YAP” Platformu Ömer Yılmaz ve arkadaşlarının çabalarıyla özellikle 2011-16 yıllarında bu ortalama senede 21,1 yarışmaya çıkmıştır. Çeşitli sorunlardan dolayı söz konusu platform etkinliğini yitirmiştir. Son 2-3 yıldır ortalama senede 4-5 profesyonel yarışma açılagelmiştir. TMMOB yarışmaları gerçekten istikrarlı bir kurumsallığa kavuşturmuş mudur, süreçte rolü nedir? Bir daha böyle bir etkinlik platformu kurulabilir mi? Bizler ne yapabiliriz?
  • YARIŞMA: Mimari Proje Yarışmaları’nda yeni söz / fikir üretimi adına risk alınıyor mu? “Yoksa jüriye, şartname (komut defteri) vs. göre şablon projeler (winner strategies) mi yapılıyor? Bir tür genetik aktarım olarak “ödül” stratejileri – ezberler mi yapıyoruz? Yeni bir SÖZ söylüyor muyuz? Türkiye’deki yarışmalarda bir “POMPİDOU Kültür Merkezi” çıkma ihtimali var mı – ŞARTNAMEYİ AŞMAK (şartnameyi delmiş bir proje önerisidir) ?
  • YARIŞMA-KENTSEL TASARIM: Kent TERASI, PROMENADI, BALKONU, EKOLOJİK KORİDOR, KENT KANOPİSİ, DURAKSAMALI PARKUR, KÜLTÜR PROMENADI, YÖNETSEL ODAK: kentlerde olamayacak olanın gösterilmesi Kentin bir söylemi bir de güzergahı vardır (Lefebvre). Kentsel tasarım yarışmacıları projelerinde söylemi kent söylemi -güzergahı örtüşüyor mu?
  • YARIŞMA-PROJE-SUNUM: Günümüzde proje sunumunun, sunum tekniklerinin tasarımın başka bir ifadeyle ‘söylenmek istenen söz’ün önüne geçtiği eleştirileri gündeme getirilmekte, üç boyutlu görseller adeta bir sinematografik anın çerçevesini-kadrajını jüriye sunmaktadır. Güncel sunum tekniklerinin kapasitesi doğrultusunda bazı yarışmalarda, jürinin içerik ile imge arasında kaldığı, bu ayırımı yapamadığı ve sunumdan etkilendiği iddia edilmektedir. Günümüz mimari sunumu hatta “yarışma mimarlığı” içerikten çok imge tasarımı mıdır? Bu bir konvansiyonel yaklaşım, bir strateji midir? Güncel durumun mesleki fayda/zararı nedir? Bir nesile mal edilebilir mi?
  1. TUR SORULARI
  • Yarışma JÜRİ: Türkiye bir jüriler ülkesi aynı zamanda…Türkiye’de yarışmalar için “iyi” jüri kurulabiliyor mu? Her zaman liyakatlı jüriden bahis edilebilir mi? Jüri adaletli ve şeffaf olabiliyor mu? Jüri özgür mü? (Britanya’da genelde seçim süreci jüri tarafından yapılmakta, ancak 1. Ödül seçimi iş veren ya da sponsora bırakılmaktadır) Danışman jüri üyeleri – asil jüri üyeleri arası ilişki nasıl? Jüri projeleri – sergiyi nasıl geziyor/değerlendiriyor (nesnel-öznel değerlendirme dengesi)? Jüri üyeleri kimlerden oluşmalı, tartışıla gelmiş bir soru…akademisyen, mimar, yarışmacı?
  • KOLOKYUM: Kolokyum kelime anlamı olarak belirli bir gaye etrafında toplanmış insanların fikir alışverişinde bulunması demek. Kolokyumlar Almanya’da yarışma sürecinde iki kez düzenleniyor. Birincisi soru-cevaplar ardından / sırasında, ikincisi ödül-sergi gününde yapılmaktadır. Türkiye’de verimliliği ne düzeydedir? Mesleki anlamda geliştirici bir tartışma, şeffaf bir değerlendirme – hesaplaşma ortamı sağlanabiliyor mu?
  • YARIŞMA(CI): Türkiye’de son dönemde öğrenci yarışmalarında ciddi artış gözlemlenmektedir. Söz konusu ortamın öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimlerine etkilerinden bahis eder misiniz? Ödül alan öğrencilerinizin profesyonel hayatta yarışmalar ile ilişkilerini takip edebiliyor musunuz? Ayrıca ünivesiteler bu tür organizasyonların sürdürülebilirliği – verimliğinin arttırılması için ne yapmaktadır?
  • YARIŞMA(CI): Yarışmalar halen daha genç ve yetenekli mimarların isimlerini duyurabilmelerini, sürdürülebilir bir profesyonel hayata – üretime geçebilmeleri için en uygun ortamı sağlayabiliyor mu ? Genç mimarların yarışmalara ilgileri, yarışmadan beklentileri nedir? Yarışma kazanarak var olabilmek mümkün mü? Buna bağlı olarak bugün Türkiye’de 40 yaş üzeri mimarların yarışmalara ilgisi ciddi biçimde azalmaktadır. Nasıl yorumlarsınız?

 

2019/04: Design Through Children’s Perspective / ddrlp architecture & design

Nisan 24, 2019 § Yorum bırakın

ddrlp_imaj2_page-0001.jpg

 

2015/03: Asıl soru(n)un peşine düşmek/ Mimarlık Semineri 2015 / “ Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru ” Tartışma Metni

Mart 9, 2015 § 2 Yorum

06032015

 

 

Asıl soru(n)un peşine düşmek

Mimarlık Semineri 2015 / “ Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru ” Oturumu

Bülend Tuna’nın bildirisi üzerine; Boğaçhan Dündaralp ’in tartışma metni.

 

Bildiri ve içeriğine yönelik bir değerlendirme yapmaktan öte konunun özgün bağlamına ilişkin bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Size düşüncelerimi aktarmadan önce de bir şey okumak istiyorum;

Eğitim danışmanı bir arkadaşım paylaşmış:

Bir özel ortaöğretim kurumunun Fütürist Senaryo yarışmasına katılan öğrencilerle söyleşi ve sonrasında forum yapılmış; Eğitim danışmanı arkadaşım da şu soruları sormuş:

Siz telefon ve internet bağımlısı bir kuşak mısınız? Gözünüzü ekrandan ayırıp gerçek ilişkiler kuramıyor musunuz?

Gelen yanıtlar şöyle:
– Yetişkinler önce kendi iş ve ekran bağımlılıklarını çözsünler
– Bizi sitelerde diğer insanlardan ayrıştırarak yaşatıp sonra neden arkadaşımız olmadığını mı sorguluyorsunuz.
– İlişkilerde sorun varsa telefon ve internetten önce ekonomik sistem, kültürel yapı, aile vb. gerçek sorunlara odaklanın telefon küçük mesele, biz onu çözeriz.
– Bizi kendi döneminizin ilişki biçimleri ile kıyaslamanız doğru değil, her dönem kendi ilişki biçimini yaratır.
– Bugünün ilişki biçimlerine yargılamak için değil anlamak için bakarsanız anlarsınız.

“Bunlar sadece hatırlayabildiklerim ve anlayabildiklerim. Eğitimciler ve anne babalar olarak çocuklar ve gençler hakkında konuşmayı bırakıp onlarla konuşmaya başlasak diyorum. “

Diyerek de paylaşımını bitirmiş…

Ne kadar haklı değil mi?

Her kuşağın içine doğduğu bir dünya/ortam var. Her kuşak bir sonraki kuşağın ortamını hazırlıyor. Benim de  “kuşak olarak bugünün ortamındaki sorumluluk alanımızı nasıl tarif etmeliyiz?”, “Temelde hangi soruları sormalıyız?”  Gibi sorularım var…

Modern dünyada hepimiz doğduğumuz andan itibaren temas edilir dünyanın üstüne bizden önceki kuşağın “öğrenilmiş dünyasını” cehalet örtüsü ile kaplanırız.

Öğrenilmiş bir dünyanın kurbanı olarak büyürüz.

Hayata dair kendi varoluş stratejilerimizi üretmek yerine; bizler için hazırlanmış patikalardan yürürüz. Kendi zekâmızı değil; bize öğretilen zekâyı kullanırız.

Oysa kendi zekânı kullanmak bir sorumluluk üretir. Karşılığında da bedelini ödetir. Başka bir zekâyı kullanmak ise meşruiyet üretir.

Çelişkiler de burada başlar. Örneğin mimarlar ve meslek odaları Zorlu Center’dan 3. Havalimanı’na kadar Projesinden, pek çok yapı ve proje karşı çıkmış, davalar açmıştır. Ama projeler de, yapılar da mimarlıkları da meşrudur. ( ya da meşrulaştırılmıştır.) Bu projelerin altında imzası olan mimarlar, projelerine karşı çıkan odaları tarafından ödüller verilmiş hatta Büyük Sinan ödülü ile onurlandırılmışlardır.

Pek çok şey yanlıştır. Ama ne yazık ki meşrudur ve meşrulaştırılabilir.

Temel sorunumuz öğrenilmiş ya da bize dayatılan zekâlar yerine; kendi zekâlarımızı özgürleştirerek kullanabileceğimiz, bu zekâların birbirini besleyeceği, zenginleşebileceği ortamların kurulamamasında, üretilememesindedir. Meşruiyet ortamı her açıdan kolaydır. Adapte olunabilir, hızla öğrenilebilir, sonuçları hızla alınabilir.

Hepimiz yıllardır bu ve benzer ortamlarda “ Düşünen, sorgulayan, soru soran ve üretimlerini cesurca ortaya koyabilen zihinlere ihtiyacımız var” diyoruz. Ama bunun için ne kadar çaba harcıyoruz ya da harcadık. Kurumlarımızı, ortamlarımızı ne kadar dönüştürdük/dönüştürebildik.

Kurumlarımız hep ters işliyor. Önce kurumlarımızı kuruyor. Sonra içeriği ve ortamları oluşturuyoruz. Oysa peşinde koştuğumuz şeye göre kurumlarımızın çatkısı kurmamız gerekmiyor mu?

Mimarlık öğrenilen bir şey olmaktan çok keşfedilen bir şeydir. Hatta bazen icat edilen bir şey…

Mimarlık öğretilen ve sadece öğrenilen bir şey olmadığı için belki mimarlık nedir? Mimar kimdir sorularından önce mimarlık ne işe yarar? Ne için ve ne pahasına yapılır? Sorularının peşine düşmek daha önemli olabilir? İşte o zaman mimar da mimarlık da kendi ifadesini kendi koşul ve ortamlarında açığa çıkartabilir?

Deneyimlerimiz bunun tersinin bugün için bir anlam ifade etmediğini bize sürekli gösteriyor.

Mimarlık eğitiminden anladığım bir “ortam”. Bunu sadece okul ve kurumsallaşmalar olarak değil; kendi zamanın kesitine giren ve birbiri ile etkileşen her tür düşünce ve praksis ortamının uzamsal ortaklığı olarak görelim.   Etkileşimin de yanıtlar değil, soruların peşinden koşulan üretimlerle kurulduğu bir ortam…

Belki bu sayede bugünün bölünmüş zihin ve mekân pratiklerinin yarattığı düşünce ve pratik arasındaki uçurumu aşmak ve yeni bağlar kurmak mümkün olur; Ve gündelik hayat pratiklerinden de beslenen ve birbirini sürekli genişleten bir uzamda kendimizi işe yarar hale getirebiliriz.

Bülend Tuna’nın gösterdiklerinden yola çıkarak, şimdi yapılan çalışma ve örneklere bakınca; Başka kontrol mekanizmalarını beğenmeyip kendi kontrol mekanizmalarımızı üretmek işe yarar mı? Diye sormadan duramıyorum.

Belki pratikte evet ama esasta hayır. Gerçekliği kopyalayan ve tekrar eden, teknik dünyaya ve onun temsiliyet ve teslimiyetlerine mahkûm olan mimardan bahsetmiyorsak eğer…

 

Teşekkürler.

Boğaçhan Dündaralp, 06.03.2015

 

 

2015/02: INFOCORE // : A Video Kiosk @ Buyukada / Competition /ITU / jury

Şubat 4, 2015 § Yorum bırakın

INFOCORE 9

“INFOCORE // : A Video Kiosk @ Buyukada” başlıklı yarışma, “TRANSP( )SE” teması ile işlenecek olan yarışma ITU (İstanbul Teknik Üniversitesi), Mimarlık Fakültesi, Mimari Proje Stüdyosu 7 tarafından düzenleniyor ve 2015 Bahar Dönemi stüdyosunun ilk ayını kapsıyor. İstanbul’da aynı dönemde okuyan mimarlık öğrencilerinin de katılımına açık yarışmanın dili, ingilizce.

Jüri:

  • Alper Derinboğaz
  • Ayşe Şentürer
  • Boğaçhan Dündaralp
  • Deniz Koç Çeliker (Adalar Müzesi Küratörü)
  • Erenalp Büyüktopçu
  • Hakan Tüzün Şengün
  • Meriç Öner(SALT)
  • Zeynep Aydemir

“INFOCORE // : A Video Kiosk @ Buyukada”, öncelikle Büyükada’nın tarihçesi ve coğrafyasından hareketle seçilen herhangi bir noktada adaya eklemlenebilecek bir yapının/yapıların tasarımını talep ediyor.

Bu çerçevede yaklaşık 300 m3 hacim içinde her tür ekolojik, teknik ve poetik gerekçelerle üretilebilecek bir yapının tasarlanmasını amaçlayan yarışmanın teslimi, sergi ve jüri oturumu 26 Şubat 2015 Perşembe günü saat 14:00’da Taşkışla 3505 no’lu stüdyoda gerçekleşecek.

Sonuç ürün olarak iki adet A2 boyutlarında dikey hazırlanmış poster teslim edilecek.

Practice Run

 

 

11018855_10153057780888116_4281596077648552105_n10167931_10153058207343116_5517427751836985724_n

 

 

projeler için:

https://archstudiotrans.wordpress.com/

yarışma sonuçları haberi mimarizm: 

yarışma sonuçları haberi arkitera:

Yarışma Haber linkleri:

arkitera

mimarizm

yem

 

 

2013/11 Architecture Design Theory /Panel/ İTÜ

Kasım 16, 2013 § Yorum bırakın

1377139_10152237733924418_792799412_n

18/11/2013  “Kent Bağlamında Kırılmalar”:

Erbatur Çavuşoğlu & Boğaçhan Dündaralp / İTÜ Taşkışla 109

2013/10: Kozbeyli Köyü ‘sınır’ Atölyesi / izmir Gediz Üniversitesi / workshop

Kasım 16, 2013 § Yorum bırakın

9

6 5

broşür2_t

KOZBEYLİ İÇİN KENTSOYLU  SINIR OKUMALARI /  KOZBEYLİ’DE KENTİ OKUMAK

Kozbeyli Köyü İçin Bugün Köy Olma Sınır/ı/ları Nedir?

Kentin Dönüştürücü İzlerini Köyün Yapısal Sınırları Üzerinden Açığa Çıkartma Denemesi…

Kozbeyli’yi Hala Köy Olarak Tanımlamamıza İzin Veren Sınırları Tasarım Araçları ile Keşfetmek…

ÇALIŞMA MATERYALLERİ:

Atölye grubu için:

A0 hava fotoğrafı uydu görüntüsü (mümkün ise) / Ya da A3’lere göre karolajı yapılmış, kesilmiş de olabilir…

Farklı Renklerde  ‘post-it’ ler (kare-büyük format), Farklı kalınlıklarda siyah mürekkepli/keçeli kalemler,

Renkli kalemler / yazı ve boyama için; Fosforlu kalemler; Şeffaf eskiz bandı,

2mm Oluklu karton, maket bıçağı, yapıştırıcı ( çok sayıda olması gerekmez; taşınabilir az miktarda kavramsal maket, pafta üzerine soyut model vs… için gerekirse.)

Kozbeyli hakkında elde edilebilir bilgiler ( tarihsel, fiziki ve sosyal yapıya dair…; topografya kot eğrileri vs…bulunabilirse… Bu bilgiler atölyeye başlamadan önce öğrenci ve yürütücülere incelenmesi için gönderilebilirse iyi olur.)

Öğrenciler için:

A3 boyutunda Kozbeyli hâlihazır haritası veya uydu fotoğrafı çıktıları…(her öğrenci+ atölye yürütücüsü için)

A3 eskiz, A3 sert altlık, yeterli sayıda kıskaç

Fotoğraf makinası, dizüstü bilgisayar, (  gerekli yazılım donanımları), not-eskiz defterleri,

A3 printer (yazıcı)

41237 8

1397280_10151487903474649_1656702826_oIMG_752310

Kozbeyli Atolye Brosur

BD Atolye Notları 5-6 Eki 2013

2013/09: Transition / Transection / Transportation //: Public Space and Other Stories: Design Competition; EmotionStop / İTÜ

Eylül 21, 2013 § Yorum bırakın

EMOTIONSTOP_1 EMOTIONSTOP_2 EMOTIONSTOP_3

Prof. Dr. Ayşe Şentürer’in yürütücülüğünü üstlendiği Mimari Tasarım Stüdyosu 6/7, 2013-2014 güz yarıyılı döneminde, “Transition / Transection / Transportation //: Public Space and Other Stories” temalı bir tasarım yarışması düzenliyor.

İTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin katılımına açık olan ödülsüz yarışmanın son başvuru tarihi 30 Eylül 2013.

Proje alanı olarak Mecidiyeköy‘ün seçildiği yarışmada, günlük koşturmaca esnasında, kamusal alan içerisinde bir yayanın kısa süreliğine durup, kendi kendine kalacağı bir mekan/pasaj/yer tasarlanması amaçlanıyor.

Yarışma Takvimi
Yarışmanın duyurulması: 19 Eylül 2013
Son Başvuru ve teslim tarihi: 30 Eylül 2013, 14:00
Sergi: 30 Eylül – 7 Ekim 2013

Jüri
Alper Derinboğaz – Salon Architects
Ayşe Şentürer – İTÜ
Banu Uçak – YEM
Boğaçhan Dündaralp – DDRLP
Hakan Tüzün Şengün – İTÜ
Meriç Öner – SALT
Zeynep Aydemir – İTÜ

TRANS

YARIŞMA BLOG:

EMOTIONSTOP YARIŞMA İLANI PDF

EMOTIONSTOP bibliography okuma listesi

arkitera haber linki

mimarizm haber linki

Where Am I?

You are currently browsing the yayınlanmamış category at boğaçhan dündaralp.

%d blogcu bunu beğendi: